HAYDİ GURBETÇİ; "DENİZLİ’YE DESTEK VER!"
"Avrupa Demokrasi Başkenti” Unvan Yarışması'nın oy verme işlemlerinde son 4 güne girildi. Uluslararası ölçekte yürütülen değerlendirme kapsamında, Avrupa’nın farklı ülkelerinden seçilen 5000 kişilik yurttaş jürisi 23 Mart itibarıyla oy kullanmaya başladı. Oylama süreci 31 Mart Salı günü gece saat 24.00’de sona erecek ve sonuçlar, finalist üç şehir arasından unvanı alacak şehri belirleyecek. Özetle Denizli; ECoD tarafından 4 yıldır organize edilen yarışma sürecinde ön değerlendirmeler sonucunda 2027 demokrasi başkenti için önce uzun listeye, ardından da kısa listeye (finale); Ankara ve Brüksel ile birlikte kalmıştı. Türkiye’den iki şehir şu günlerde, Avrupa’nın en prestijli unvanlarından biri için yarışıyor. Ankara ve Denizli, “Avrupa Demokrasi Başkenti 2027” yarışmasında finale kalan şehirler arasında yer alırken, bu gelişme, Türkiye’nin “yerel yönetim ve demokratik katılım alanındaki iddiasını” Avrupa sahnesine taşıdı. Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında yürütülen “Avrupa Demokrasi Başkenti” yarışmasında, şehirlerin “demokratik katılım, yönetim kalitesi ve vatandaş odaklı projeleri” değerlendiriliyor. Kurallar gereği Türk vatandaşları kendi şehirleri için oy kullanamıyor. Bu nedenle Ankara ve Denizli’nin bu unvanı kazanabilmesi, tamamen Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin desteğine bağlı. Yani; ‘Vatandaş Jürisi’ne katılan Avrupa'daki Türkler yarışmada oy kullanabiliyor Bu jüri üyeleri, şehirlerin demokrasi performansını değerlendirerek oy kullanma hakkına sahip oluyor.
DENİZLİ İÇİN ULUSLARARASI DAYANIŞMA ÇAĞRISI!
Bu tablo, Türkiye açısından ayrı bir önem taşıyor. Hem başkent Ankara’nın hem de Denizli’nin finale kalması, Türkiye’den iki şehrin aynı anda Avrupa demokrasi vitrininde yer alması anlamına geliyor. Bu durum, yerel yönetim anlayışında katılımcılığın ve demokratik uygulamaların uluslararası düzeyde karşılık bulduğunu gösteriyor. Ancak yarışmanın dikkat çeken bir yönü var. Kurallar gereği Türk vatandaşları kendi şehirleri için oy kullanamıyor. Bu nedenle Ankara ve Denizli’nin bu prestijli ünvanı kazanabilmesi, tamamen Avrupa’daki diğer ülkelerde yaşayan bireylerin desteğine bağlı. Bu durum, süreci uluslararası bir dayanışma çağrısına dönüştürüyor. Bu kapsamda Avrupa’da yaşayanlara önemli bir görev düşüyor. Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerde ikamet eden kişiler, verilen sürelerde “Vatandaş Jürisi”ne katıldıysa yarışmaya doğrudan dahil olabiliyor. Bu jüri üyeleri, şehirlerin demokrasi performansını değerlendirerek oy kullanma hakkına sahip oluyor. Ve sayılar gösteriyor ki, demokratik katılım yalnızca ulusal düzeyde değil, uluslararası ölçekte de giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu tür platformlar, şehirlerin sadece ekonomik gücüyle değil, aynı zamanda yönetim kalitesi ve vatandaşla kurduğu ilişkiyle de yarıştığını ortaya koyuyor. Şimdi gözler Avrupa’daki vatandaşların vereceği kararda. Eğer yeterli destek sağlanırsa, Ankara ya da Denizli 2027 yılında Avrupa’nın demokrasi başkenti olarak anılabilir. Bu da yalnızca bir ünvan değil, aynı zamanda güçlü bir “uluslararası prestij” anlamına geliyor.
AVRUPA’DAKİ GURBETÇİ DENİZLİ İÇİN AYAKTA
Avrupa’daki destek çağrıları sadece resmi açıklamalarla sınırlı kalmadı. Sosyal medya üzerinden de geniş yankı bulan süreçte, Almanya’da yaşayan Denizlili Gazeteci-Yazar Kemal Yalçın’dan sonra “sivil toplum çalışmaları ve finans sektöründeki deneyimiyle” tanınan iş insanı, Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı (Buldan Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Meryem Eroğlu Salman da çağrısı ile dikkat çeken isimlerden biri oldu. LinkedIn üzerinden yaptığı paylaşımda, Denizli’nin finale kalmasının büyük bir onur olduğunu vurgulayan Salman, Avrupa’da yaşayanlara açık çağrıda bulundu. Türk vatandaşlarının kendi şehirleri için oy kullanamaması nedeniyle sürecin tamamen Avrupa’daki bireylerin desteğine bağlı olduğunu hatırlatan Salman, “Vatandaş Jürisi” olarak oy kullanmanın önemine dikkat çekti. Avrupa’da yaşayanları sürece dahil olmaya davet eden Salman, bu fırsatın Avrupa’da demokrasinin geleceğine doğrudan katkı sunmak anlamına geldiğini ifade etti.
“ANKARA ÜLKEYİ, DENİZLİ YEREL DEMOKRASİYİ TEMSİL EDİYOR!"
Gazeteci-Yazar İlhan Karaçay ise Avrupa Demokrasi Başkenti ile ilgili yazısında “gizemli ve sırdaşı” danışmanı Gölge Adamı devreye soktu. Ve şu görüşlere yer verdi. "Değerli Okurlarım, Demokrasi Başkenti adayı olarak gösterilen Ankara’nın, Avrupa çevrelerinde ne ölçüde destek bulacağı konusu tartışma yaratıyor. Bu nedenle konuyu sırdaşım ve danışmanım Gölge Adam’a sordum. Bakınız Gölge Adam bu konuda neler söyledi. 'Demokrasi sadece bir ünvan meselesi değildir. Demokrasi, uygulamayla, katılımla ve güven duygusuyla ölçülür. Avrupa’daki değerlendirmelerde de sadece şehirlerin büyüklüğü ya da siyasi ağırlığı değil, vatandaşın yönetime ne kadar dahil olduğu önemlidir. Bu açıdan bakıldığında, yarışın kaderini belirleyecek olan şey sadece şehirlerin ismi değil, ortaya koydukları katılım kültürüdür. Avrupa’daki jüri üyeleri de bu noktaya dikkat edecektir. Denizli ise bu süreçte daha sade, daha yerel ve daha katılımcı bir profil çiziyor. Bu da onu farklı bir noktaya taşıyor. Özellikle yurtdışındaki bireylerin desteği, Denizli için belirleyici olabilir. Nitekim Meryem Eroğlu Salman gibi isimlerin yaptığı çağrılar, bu sürecin sadece resmi bir yarış olmadığını, aynı zamanda bir gönül ve katılım meselesi olduğunu da gösteriyor.' diyor. Sonuç olarak, bu yarışta kazanan sadece bir şehir olmayacak. Katılımı güçlendiren, insanları sürece dahil edebilen anlayış öne çıkacak.”
ÇAVUŞOĞLU; “DENİZLİ’Yİ DEMOKRASİNİN BAŞKENTİ YAPALIM”
Evet, Denizli "önce insan ve mutlu insanlar şehri" hareketiyle Avrupa Demokrasi Başkenti olma yolunda artık son düzlükte bulunuyor. 2027 European Capital of Democracy unvanı için finale kalan üç şehir arasında yer alan Denizli’de sona yaklaştıkça heyecan adeta dorukta. Aynı coşku ve heyecanı yaşayan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile Denizli için bir kez daha oy istedi. Aynı zamanda Ege Belediyeler Birliği Başkanı da olan Bülent Nuri Çavuşoğlu Avrupa’da yaşayan Egelilere de seslendi. Başkan Çavuşoğlu paylaşımında, “Sizlere Ege’nin kalbinden, Ege’nin başladığı şehirden sesleniyorum. Denizli olarak 2027 Demokrasi Başkenti adayız. Çünkü biz, demokrasiyi yalnızca bir yönetim modeli değil, bir yaşam kültürü olarak benimsiyoruz. Bizler; birlikte düşünen, birlikte karar alan ve şehrin kaynaklarını ortak bir doğrultuda buluşturan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kimseyi geride bırakmadan, tüm kesimleri kucaklayarak, her rengi bir araya getiren bir yönetim anlayışını benimsedik. Çünkü biz; öyle köklü bir kültürün üzerinde inşa edilmiş bir toplumuz ki, Laodikya’dan gelen mirasla, Tripolis, Hierapolis ve Pamukkale ile hukukun ve demokrasinin izlerini taşıyan bir geçmişi bugüne taşıyoruz. Geçmişiyle bugünü bir araya getiren bir toplumuz. Çünkü biliyoruz ki, bu medeniyetin izlerini taşıyan topraklar, güçlü bir yönetim anlayışıyla demokrasinin güçlü sesi olmaya da hazırdır. Gelin, geçmişten aldığı ilhamla şekillenen Denizli’yi 2027 yılında demokrasinin başkenti yapalım” dedi. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, sürece ilişkin yaptığı açıklamalarında, kentin demokrasi anlayışını “yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda bir yaşam kültürü” olarak tanımladı. Çavuşoğlu, özellikle Avrupa’da yaşayan Egelilere ve Türkiye kökenli yurttaş jürisi üyelerine çağrıda bulunarak Denizli’ye destek verilmesini istedi. Başkan Çavuşoğlu’nun vurguladığı bir diğer unsur ise katılımcı yönetişim anlayışı oldu. Kentte farklı kesimlerin karar alma süreçlerine dahil edilmesini hedefleyen bu yaklaşımın, adaylık sürecinde önemli bir referans noktası olarak öne çıktı.
SOSYALİST ENTERNASYONAL 2. BAŞKANI ÖZEL OLUNCA!
Öte yandan Avrupa Demokrasi Başkenti yarışında Denizli’nin şansını artıran unsurlardan birinin de CHP’nin Avrupa Örgütleri ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sosyalist Enternasyonal’in 2. Başkanı (Başkan Yardımcısı) olmasından geldiğini söyleyenlerin sayısı da bir hayli fazla. Ankara ve Denizli’nin finale kalmasından sonra Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi Avrupa'da yaşayan gurbetçi derneklerine ve STK'lara (Türk Diaspora’sına) yönelik olarak bu iki kentimizin (Denizli ve Ankara'nın) desteklenmesi için yazı gönderirken, Avrupa’da faaliyet gösteren tüm gurbetçi dernekleri de harekete geçirilmişti. Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika, İngiltere ve Avusturya’da Denizlili gurbetçiler ve üye oldukları STK’lar “sosyal demokrat birlikleri” CHP genelgesinin de etkisi ile adeta halen süren bir seferberlik başlattı.