6 Şubat 2023 depremleri de böyle bir tarih.
O büyük acıyı yaşattı bize.
Sadece binalar yıkılmadı o gün.
İnsanların evleri ile birlikte hayatları, hayalleri ve en önemlisi de güven duyguları da yıkıldı.
Türkiye bir sabaha uyandı ama eskisi gibi olamadı.
Kahramanmaraş merkezli iki depremde, resmi verilere göre 53 binden fazla kişi hayatını kaybetti. 11 ilde ağır yıkıma neden olan depremler, 13 milyon kişinin hayatını doğrudan etkiledi.
Bunlar sadece sayılar değil.
Düşünebiliyor musunuz bir an...
Her sayı içinde bir anne, bir çocuk, bir baba, bir öğretmen, bir komşu var.
İnsanın içini ezen o büyük acıyı yaşamamıza neden olan afet deprem değil.
O canlarımızı alan doğanın değil.
Depremin kendisi değil, deprem sonrası yaşananlar.
İnsanların hayatlarını hiçe sayarak inşa edilen yapılar.
İnsanların hayatlarını tehlikeye atan çarpık kentleşme.
"Deprem kader mi?"
Deprem kader değil.
Ama eğer ki bilim ve akıl gösterdiği halde bu kadar can kaybı yaşanıyorsa bu kader değil ihmal.
Bu soruyu bu kadar sık soruyor olmamız bile akıllara ister istemez bir ihtimal getiriyor.
Ama diğer yandan elini uzatan milyonlarca insana da bir teşekkür borçluyuz.
Türkiye'nin her yerinden insanlar bölgeye koştu.
Gönüllüleri, resmi ekipleri, yardım tırları...
Dayanışmanın en güçlü örneklerini gördük.
İnsanın en güzel özelliği vicdandır.
Fakat var olan bu güzellik bazı gerçekleri örtbas etmedi.
Birçok noktada koordinasyondaki aksaklıklar nedeniyle eksik kalan çalışmalar.
Yardımın zamanında ulaştırılamaması.
Çünkü depremde bazen bir saat bile hayattır.
Depremin sebep olduğu hasar sadece fiziksel yapılar ile sınırlı kalmadı.
Yıkılan sadece fiziksel yapılar değildi...
Yanan sadece binalar değildi...
Canlar kadar değerli olan toplumun ruhu da enkaz altındaydı.
Evini kaybeden, işini kaybeden, düzenini kaybeden milyonlarca insan var.
Ama en çok çocuklar...
Bir çocuk oyun yaşında "enkaz" kelimesini öğreniyorsa...
Sadece deprem olmuyor.
Travma da oluyor...
Depremin ardından geçen barınma süreci kadar psikolojik destek süreci de önem kazanıyor böyle zamanlarda.
Biz Denizli'de yaşıyoruz.
O gün yıkımı birebir yaşamadık belki…
Ama deprem gerçeğini bildiğimiz için korkuyoruz...
Ya biz olsak?
Bugün Denizli'de insanların aklında bu soru var.
Deprem nerede olmaz ki?
Birkaç dakika önce binlerce saniyenin yaşattığı o büyük acıyı yaşatabilir deprem bize de...
İşte bu yüzden 6 Şubat sadece geçmişte kalan büyük bir acı olarak görülmemeli.
"Unutmadık, unutturmayacağız" demek güzel ama tek başına yeterli değil.
Unutmamak sağlama bina demektir. Deprem yönetmeliğini kâğıt üstünde bırakmamak demektir. Doğru şehir planlaması demektir.
Eğer bu süreçte gerekli dersler alınmazsa aynı acılar tekrar yaşanır ama bilim, akıl ve vicdan rehber alınırsa belki yeniden hiçbir çocuk enkaz altında kalmaz.
İşte o zaman "unutmadık" demiş oluruz...