Denizli Haber - Yeni yıl itibarıyla engelli aylıklarının da belirlendiğini hatırlatan Ay, yapılan düzenlemeye göre yüzde 40–69 arası engel oranına sahip bireylerin aylığının yaklaşık 5 bin 102 TL, yüzde 70 ve üzeri engel oranına sahip bireylerin aylığının ise yaklaşık 7 bin 654 TL olarak açıklandığını ifade etti.
Açıklanan rakamların, açlık sınırının 30 bin TL’yi aştığı bir ülkede yetersiz kaldığını belirten Ay, “Gıda, kira, ulaşım ve enerji giderlerinin hızla arttığı bir dönemde engelli bireylerin yaşam maliyetleri çoğu zaman genel hesapların dışında bırakılıyor. Oysa tekerlekli sandalye, beyaz baston, sesli teknolojiler, özel yazılımlar, işitme cihazları ve bakım-onarım giderleri engelli bireyler için bir tercih değil, yaşamın sürdürülebilmesi açısından zorunlu ihtiyaçlar arasında yer alıyor. Bu ürünlerin büyük bölümünün ithal olması, döviz kurlarındaki artışın engelli bireylerin bütçesine doğrudan yansımasına neden oluyor” dedi.
"Engelli bireylerin sosyal yardımlara erişimini daha da zorlaştırıyor"
Engelli aylıklarının memur maaş artışlarına endeksli olarak belirlendiğine dikkat çeken Ay, memur maaşlarının uzun süredir enflasyonun gerisinde kalmasının engelli aylıklarının da her artış döneminde açlık sınırının çok altında kalmasına yol açtığını dile getirdi.
Gelir kriterlerine de tepki gösteren Ay, mevcut mevzuatta engelli bireylerin bağımsız bir yurttaş olarak değil, yaşadıkları hanenin toplam geliri üzerinden değerlendirildiğini vurgulayarak, “Aynı evde yaşayan aile bireylerinin gelirleri, fiilen kullanılamayan taşınmazlar ya da engelli bireyin yararlanamadığı araçlar dahi gelir hesabına dâhil ediliyor. Bu durum, engelli bireylerin sosyal yardımlara erişimini daha da zorlaştırıyor” şeklinde konuştu.
"Sessiz çoğunluğun sesi, görünmeyenlerin çığlığıdır"
Açıklamasında sendikal temsiliyet eksikliğine de değinen Ay, memurların, işçilerin ve emeklilerin haklarını savunabilecek sendikaları bulunduğunu ancak engelli yurttaşların doğrudan kendi adlarına söz söyleyebilecekleri bir sendikal yapılarının olmadığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nedenle engelli dernekleri, yalnızca birer sivil toplum örgütü değil; sessiz çoğunluğun sesi, görünmeyenlerin çığlığıdır.
Engelli yurttaşlar, enflasyon karşısında eriyen gelirlerini toplu sözleşme masalarında savunamıyor, grev hakkını kullanamıyor, taleplerini karar alıcılara doğrudan iletebilecek kurumsal mekanizmalardan yoksun bırakılıyor. Bu durum, engelli bireylerin ekonomik ve sosyal hayatta daha da kırılgan hale gelmesine neden oluyor. Bizler Altı Nokta Körler Derneği Denizli Şubesi olarak, engelli yurttaşların açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmesine karşı sessiz kalmayacağız.
Sendikal temsiliyetten yoksun bırakılan engelli bireyler adına, sessiz çoğunluğun sesi olmayı, hak ihlallerini kamuoyuna taşımayı ve engellilerin insanca yaşam hakkını savunmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.”




