Paraguay karşısında istediğimiz sonucu alamadık. Dünya Kupası yolculuğu beklediğimizden erken sona erdi. Elbette üzgünüz. Çünkü bu sadece bir maç değildi. Bu, milyonlarca insanın ortak hayaliydi. Çocukluğundan beri Dünya Kupası sahnesinde Türkiye'yi görmek isteyenlerin, ay-yıldızlı bayrağın dünyanın en büyük futbol organizasyonunda dalgalanmasını hayal edenlerin umutlarıydı.
Kaybetmek futbolun içinde var. Hatta sporun en acı ama en gerçek tarafı da bu. Kazanırken herkes yanınızdadır. Tribünler dolar, alkışlar yükselir, övgüler havada uçuşur. Ancak asıl mesele kaybettiğinizde ortaya çıkar. Bugün sosyal medyaya bakıyoruz. Eleştiriler havada uçuşuyor. Kimi teknik heyeti suçluyor, kimi futbolcuları hedef alıyor, kimi ise bütün emeği bir maçın sonucuna indirgemeye çalışıyor. Oysa birkaç ay önce aynı isimleri göklere çıkaranlar da yine bizlerdik. Avrupa Şampiyonası'nda gelen başarılarla gururlanırken, sokaklara dökülüp kutlamalar yaparken de bu takım vardı. Şimdi ise aynı takımın yaşadığı hayal kırıklığını paylaşmak gerekiyor.
Unutmamak lazım; sahadaki futbolcular da insan. Onlar da bizim kadar üzgün. Belki daha fazla. Çünkü bizler ekran başında hayal kurduk, onlar ise o hayali sahada gerçekleştirmek için mücadele etti. Aylarca kamp yaptılar, çalıştılar, fedakârlık gösterdiler. Sonuç istedikleri gibi olmadı diye verdikleri emeği yok saymak haksızlık olur.
Çünkü ay-yıldızlı forma sadece kupalar kaldırıldığında sevilmez. Sadece galibiyetlerde alkışlanmaz. Gerçek sevgi, işler yolunda gitmediğinde de yanında durabilmektir. Milli takım sevgisi, skor tabelasına göre değişmez. O forma bu ülkenin ortak değeri, ortak heyecanı ve ortak gururudur.
Belki bu kez olmadı.
Dünya Kupası hayali bir başka bahara kaldı.
Yaşattığınız heyecan için teşekkürler...
Mücadeleniz için teşekkürler...
Bize yeniden umut verdiğiniz için teşekkürler...
Teşekkürler Bizim Çocuklar...