BU FİLM ‘KOMÜNİST MUSTAFA’SIZ OLMAZ!

EKOPOLİTİK - “Komünist Mustafa… Ve elbette o çarpıcı karakter devam filmi Dondurmam Gaymak Gapital’de de olacak. Ve konuşmaya, çelikileri yakalamaya devam edecek.

İlk filmde Muğlalı Gazeteci Nejat Altınsoy’un hayat verdiği bu karakter, aslında bir mizah unsuru olmanın ötesindeydi. Her sözü “sınıf meselesine” bağlayan, sert ama sahici diliyle filmin vicdanını temsil ediyordu. Bugünlerde o karaktere belki her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Çünkü mesele sadece dondurma satmak değil artık; mesele ayakta kalmak…”

BU FİLM ‘KOMÜNİST MUSTAFA’SIZ OLMAZ!

İlk filmde “Komünist Mustafa” karakteriyle izleyicinin hafızasına kazınan isim Yerel Gazeteci Nejat Altınsoy, Dondurmam Gaymak Gapital’de de hikâyenin önemli parçalarından biri olacak. Filmdeki tek politik karakter (sekter-ortadoks devrimci) olarak öne çıkan Komünist Mustafa; her sözü kapitalizm eleştirisine bağlayan, sinirli, sert ama bir o kadar da akılda kalıcı yapısıyla dikkat çekmişti. John Reed’in ünlü eseri “Dünyayı Sarsan On Gün”de yer alan ve her söze; “Ben onu bunu bilmem arkadaş iki sınıf vardır…” diye başlayan sosyalist proleter tiplemesini andıran bu unutulmaz karaktere, ilk filmde olduğu gibi yine Muğlalı gazeteci Nejat Altınsoy hayat verecek.

‘KAPLUMBAĞA-BÖRÜLCE REPLİĞİ’NİN KAHRAMANI!

Özellikle “kaplumbağa-börülce” repliğiyle geniş kitlelerin ilgisini çeken Komünist Mustafa, ilk filmdeki oyunu ile Dondurmam Gaymak’ın kült karakterleri arasına girmişti. Gelin şimdi Dondurmam Gaymak’ın devam filmi olarak çekimine başlanacak (Başrol Cengiz Bozkurt 3 haftalık çekimler için Akyaka’ya geldi bile) Dondurmam Gaymak Gapital’in ipuçlarını, ayrıntısını ve de öyküsünü bir de (kendisine ait) www.nejataltinsoy.com internet haber sitesinde yazılar kaleme alan Muğlalı Gazeteci Nejat Altınsoy’dan (Komünist Mustafa) dinleyelim;

“YİRMİ YIL SONRA AYNI TAT: DONDURMAM GAYMAK GAPİTAL!”

“Yirmi Yıl Sonra Aynı Tat: Dondurmam Gaymak ‘Gapital’… Türk sinemasında bazı filmler vardır; yalnızca izlenmez, bir yere yerleşir. Dondurmam Gaymak tam da böyle bir filmdi. Üzerinden yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ konuşuluyor, hâlâ hatırlanıyor. Şimdi ise aynı hikâyenin yeni bir sayfası açılıyor: ‘Dondurmam Gaymak Gapital’.

AKDENİZ YÜZLÜ SİNEMANIN PEŞİNDE

Yüksel Aksu’nun sinemasında “Akdeniz yüzlü” olarak tarif ettiği yaklaşım, yalnızca estetik bir tercihin yanında taşraya içeriden bakan, insanını olduğu gibi kabul eden bir anlatı dili. Bu nedenle ilk film, sahiciliğiyle kalıcı bir etki bırakmıştı.

BİR HAFIZANIN YENİDEN KURULUŞU

Hafta sonu başlayan okuma provaları, teknik bir sürecin ötesinde bir hafıza tazelemesi niteliğinde. Yüksel Aksu’nun izniyle hayata geçirilecek devam filminin yönetmenliğini Eyüp Boz üstlenirken, yapımcılığını UNİK Film gerçekleştirecek. Senaryosu Eyüp Boz ve Melik Saraçoğlu imzası taşıyan filmin görüntü yönetmeni ise deneyimli isim Uğur İçbak…

YEREL OYUNCULAR, GERÇEK HİKÂYELER

Filmin oyuncu kadrosunda profesyonel oyuncular var. Ancak ilk filmde olduğu gibi devam filminde de en dikkat çekici yönlerinden biri, yerel oyuncuların yeniden hikâyenin merkezinde yer alması. Gülnihal Demir’den Erdinç Özal’a, Tünay Ürper’den Metin Yıldız’a, Muhammet ve Ozan Kıyak’tan bendenize uzanan kadro; yalnızca oyunculardan değil, bir yerel hafıza topluluğundan oluşuyor. Bu isimler yaşadıkları coğrafyanın dilini ve ruhunu perdeye taşıyacak.

YERİN (VE YERELİN) RUHU VE KAYBOLAN HİKÂYELER

Oyunculuktan öte bir sinema izleyicisi olarak ifade etmek gerekirse bugün sinemada en çok eksikliği hissedilen şeylerden biri “yerin ruhu”. Büyük prodüksiyonların arasında küçük yerlerin hikâyeleri giderek silikleşirken, “Dondurmam Gaymak” evrenselin çoğu zaman yerelden doğduğunu hatırlatıyor.

GAPİTAL: YENİ DÖNEMİN HİKÂYESİ

Muğla’nın Ula, Yatağan ve Akyaka hattında kurulan ilk film dünyası, aslında değişen zamanla mücadele eden insanların hikâyesiydi. “Gapital” ise bu anlatıyı günümüze taşıyarak kapital, yerel ekonomi ve dönüşen toplumsal ilişkiler üzerinden yeni bir tartışma açmaya hazırlanıyor.

AYNI ÖYKÜNÜN İZİNDE

Yirmi yıl sonra aynı tadın izini sürecek olan film, ilk filmin samimiyetini yeniden kurarak bir devam filmi olmanın ötesinde Türk sinemasında unutulmaya yüz tutmuş bir anlatı damarının yeniden hatırlatacak. Çekimler yakındır başlayacak, ilk filmde olduğu gibi devam filminde de Komünist Mustafa’yı canlandırmaya devam edeceğim. Süreç kazasız belasız geçsin, izleyeni bol olsun…”

YÜKSEL AKSU SİNEMASI YAŞIYOR!

Yüksel Aksu’nun Dondurmam Gaymak filminin en dikkat çeken eksen tekniği ve teması, filmde Muğla’da yaşayan ve daha önce hiçbir oyunculuk deneyimi olmayan yöre insanlarının kamera karşısına geçmesiydi. Profesyonel oyuncular yerine gerçek hayatın içinden seçilen bu isimler, doğallıkları ve samimi performanslarıyla izleyicinin büyük beğenisini kazanmıştı. Film vizyona girdikten sonra özellikle yan rollerde yer alan bazı Muğlalı isimler, gösterdikleri performans sayesinde sinema ve dizi dünyasından teklifler aldı. Bu yaklaşım, Dondurmam Gaymak’ı yalnızca bir sinema filmi olmaktan çıkarıp, yerel insanların hikâyesini gerçek sahipleriyle anlatan özel bir yapım haline getirdi. Dondurmam Gaymak Gapital’de de Yönetmen Eyüp Boz; Yüksel Aksu’nun ilk filminin izinde yürüyor ve yine çekimlerini tamamen Muğla’ya yayarak yapacağını anlatıyor. (Başkan Ali Marım döneminin Denizli Belediye Tiyatrosu Yönetmeniyken tanıdığımız oyuncu merhum Turan Özdemir’in başrolünü ise yeni filmde yine Londra Türk Eğitim Birliği’nden –TeG- bildiğimiz Cengiz Bozkurt devralıyor)Yüksel Aksu’dan filmin devam hakkını alan Boz yeni yapımın; Muğla kent merkezi başta olmak üzere ilçelerde, kentin gündelik yaşamını yansıtan sokaklarda ve Muğla’nın tarihi dokusu ile doğal güzelliklerinin bulunduğu bölgelerde çekileceğini söylüyor. Bu tercih, filmin anlatısını stüdyo atmosferinden uzaklaştırarak Ege’nin gerçek yaşamına yaslanan özgün sinema dilini korumayı amaçlıyor.

İKİNCİ FİLM; KRİZLİ EKONOMİNİN YERELDE YARATTIĞI TAHRİBATIN BUGÜNÜNÜ ANLATIYOR!

Evet, Türkiye’de sinema uzun zamandır iki ayrı hatta ilerliyor. Bir yanda büyük bütçeli, steril, çoğu zaman gerçeklikle bağı zayıflamış yapımlar… Diğer yanda ise hâlâ toprağa basan, insan kokan, yerelin dilini taşıyan hikâyeler. Aradan geçen yirmi yıla rağmen Dondurmam Gaymak’ın unutulmamasının nedeni tam da burada yatıyor. O film, Muğla’nın bir kasabasını anlatırken aslında Türkiye’nin küçük üreticisini, esnafını, yani sistem karşısında yavaş yavaş sıkışan kesimlerini anlatıyordu. Küreselleşmenin, zincirleşmenin ve “büyüme” masalının yerelde yarattığı tahribatı mizahın içine gizleyerek gösteriyordu. Şimdi gelen devam filmi “Dondurmam Gaymak Gapital”, tam da bu yüzden sadece bir nostalji projesi değil. Aksine, Türkiye’nin son yirmi yılda geçirdiği ekonomik ve toplumsal dönüşümün sinemasal bir okuması olma potansiyeli taşıyor. İlk filmin yaratıcısı Yüksel Aksu’nun kurduğu dünyayı bu kez Eyüp Boz devralıyor. Bu bir yönetmen değişiminden fazlası; bu, aynı zamanda bir kuşak aktarımı. Ancak asıl soru şu: Hikâye de aynı cesaretle aktarılabilecek mi? Çünkü bugün “yerel” dediğimiz şey, artık sadece kültürel bir aidiyet meselesi değil; doğrudan ekonomik ve politik bir mücadele alanı.

YARIN; YILMAZ GÜNEY, HAYATIN EN SERT AYNASI VE ÇİRKİN KRALI ANLATMAK, TÜRKİYE’Yİ ANLATMAKTIR…