Mahkeme kararıyla Özgür Özel’in genel başkanlığının düşürülmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden koltuğa oturması, yalnızca parti içi bir liderlik tartışması değil. Bu gelişme, Türkiye’de muhalefetin geleceğini, seçim dengelerini, hatta siyasetin psikolojisini yeniden şekillendirecek kadar büyük bir sarsıntı oluşturdu.
Bugünün sorusu “Kılıçdaroğlu döndü mü?” değil. Asıl soru, “CHP, bundan sonra nasıl bir parti olacak? ”Çünkü görünen o ki CHP artık sadece iktidarla değil, kendi geleceğiyle de mücadele ediyor. CHP’de “iki merkezli yapı” artık fiilen oluşmuş durumda. Bayram öncesinde daha çok hukuki bir tartışma gibi görünen süreç, artık sahada iki ayrı siyasi merkez görüntüsü vermeye başladı.
Mahkeme Kararı Siyasetin Merkezine Oturdu
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararı, CHP’nin 2023 kurultayını hukuken geçersiz saydı ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin geri dönmesinin önünü açtı. Kararın ardından parti içinde yaşananlar, Türkiye siyasetinin son yıllardaki en sert iç krizlerinden birine evrildi. Bir tarafta “parti iradesi gasp edildi” diyen Özgür Özel ve ekibi, diğer tarafta “hukuki süreç işletildi” diyerek görevi devralan Kemal Kılıçdaroğlu… Fakat meselenin asıl büyüklüğü hukuki tartışmanın çok ötesinde cereyan ediyor. Zira, CHP ilk kez bu ölçüde iki ayrı meşruiyet merkezi üreten bir yapıya dönüştü. Bir yanda mahkeme kararını esas alan “hukuki yönetim”, diğer yanda sokak desteğini ve örgüt tabanını arkasına alan “siyasi meşruiyet”.
Özgür Özel’in Ankara’da düzenlediği protestoya on binlerce kişi katılım sağladı. Bu tablo, CHP içindeki mücadelenin artık yalnızca bir parti içi yarış olmadığını gösterir nitelikte bir gövde gösterisine sahne oldu. Ortaya çıkan tablo, aynı zamanda muhalefetin geleceğinin kim tarafından temsil edileceğinin kavgasına da dönüşmüş durumda.
CHP’de Asıl Mücadele “Liderlik” Değil, “Yön” Mücadelesi
Aslında CHP’de yaşanan kriz, iki isim arasındaki kişisel çekişmeden daha büyük. Bu kriz, partinin hangi çizgide ilerleyeceği sorusundan kaynaklanıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği yapı; daha kontrollü, devlet refleksi yüksek, temkinli bir muhalefet dili kuruyordu. Özgür Özel döneminde ise CHP ilk kez daha sert, meydan odaklı, genç seçmene temas eden ve sokak enerjisini kullanan bir hatta yöneldi.
2024 yerel seçimlerinde elde edilen başarı da bir açıdan bu dönüşümün neticesiydi. Uluslararası basında da Özgür Özel’in CHP’yi uzun yıllar sonra yeniden “yarışan parti” hâline getirdiği yorumları yapıldı. CHP’nin yerel yöneticileri ile imtihanı ve ortaya çıkan bazı nahoş durumlar da Özgür Özel yönetimini ve partiyi zora düşürdü.
Bugün yaşananlar, biraz da bu yüzden bu kadar büyük bir krize evriliyor. Çünkü CHP tabanının önemli bir kısmı, yalnızca bir genel başkan değişmediğini düşünüyor. Aynı zamanda değişim umudunun geri alındığını hissediyor.
Şimdi CHP’yi Bekleyen En Büyük Risk: Sessiz Bölünme
Türkiye siyasetinde partiler bazen resmen bölünmeden de parçalanabilir. En tehlikeli süreç budur. Bugün CHP’de görünen tablo tam olarak buna benziyor. Henüz resmî bir ayrılık yok. Fakat fiilen iki ayrı siyasi merkez oluşmuş durumda… Bayram programlarının bile ayrı yapılması, grup yönetimi tartışmaları, genel merkez gerilimi ve milletvekilleri arasındaki saflaşma bunun işareti.
Siyaset bilimcilerin en çok dikkat çektiği nokta ise, bu kriz uzadığı takdirde CHP’de örgütsel kopuşların başlayabileceği yönünde… Özellikle büyükşehir belediyeleri, genç seçmen kitlesi ve yeni kuşak parti kadroları açısından süreç kritik bir hal alabilir. Seçmen yorulur, kararsız seçmen uzaklaşır, yerel yönetimlerde koordinasyon bozulabilir ve iktidar karşısında ana muhalefet enerjisi zayıflayabilir. Bütün bunlar bir anda yaşanırsa CHP, uzun süreli bir parçalanmanın eşiğindedir diyebiliriz.
Türkiye siyasetinde muhalefet partilerinin iç krizleri genellikle iktidar partilerine alan açmıştır. Son günlerde en çok dikkat çekilen noktalardan biri de bu... Özellikle Avrupa basınına bakacak olursak, CHP’de yaşananların “Türkiye’de muhalefetin yeniden şekillenmesi” olarak yorumlandığını görebiliriz.
Seçime Giderken CHP Nasıl Etkilenecek?
Bugün en kritik sorusu, seçim sürecine girilirken CHP’nin bu yaşanan son durumlardan nasıl etkileneceği… Zira seçmen davranışında psikoloji en az siyaset kadar belirleyicidir. CHP, liderlik kavgası içinde psikolojik olarak olumsuz etkilenmiş durumda. Bugün yaşanan kriz seçmende kırgınlık, yorgunluk ve güvensizlik duygusu meydana getiriyor. Muhalefet seçmeni uzun süredir ilk kez bu kadar sert bir iç hesaplaşmaya şahit oluyor. Merkez sol ve sosyal demokrat cephe bunları daha önce tecrübe etti. En son örneği Memleket Partisi idi. SODEP ve SHP gibi deneyimler yaşandı. CHP önce bölündü, sonra birleşti. Bunlara ek olarak DSP ayrılığı yaşandı. Sol cenah DSP ile bir ivme yakalandı fakat, 2001 ekonomik krizi DSP’yi de silinme noktasına getirdi.
İlk Kez Ciddi Biçimde “Yeni Parti” Senaryosu Konuşuluyor
Özgür Özel cephesinden gelen açıklamalar, yeni parti ihtimalinin en azından “acil durum planı” olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Ama ilk kez ana muhalefetin merkez kadroları, “partinin seçim yeterliliği riske girerse alternatif yapı gerekir” fikrini yüksek sesle dillendiriyor. CHP’de artık kriz yalnızca liderlik değil, “kurumsal devamlılık” krizine dönüşmüş durumda. Yani CHP artık sadece bir liderlik krizinden değil, tarihî bir yön tayini sürecinden geçiyor.
Öte yandan kriz, CHP tabanında ters etki de oluşturabilir. Özellikle genç seçmen ve büyükşehirlerdeki muhalif kitlelerde “partiye müdahale edildiği” algısı güçlenirse, bu durum daha sert bir siyasi mobilizasyon üretebilir. Süreçte yaşananlar sandığa gitme motivasyonunu da etkileyebilir.
Türkiye Siyaseti Yeni Bir Döneme Giriyor
CHP’de yaşanan kriz yalnızca CHP’nin problemi değil. Bu süreç, Türkiye’de artık siyasetin nasıl şekilleneceğine dair daha büyük bir tartışmanın da fitilini ateşledi. İlk kez bir ana muhalefet partisinin liderliği mahkeme kararıyla bu ölçekte değişmiş oldu. Bu arada, Ankara kulislerinden edindiğim bilgilere göre; Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel, kendi Cumhurbaşkanı adaylarını belirlemek için düğmeye basmış durumda. Bu da meselenin bir başka boyutu...
Bütün bu yaşananların ışığında önümüzdeki dönemde CHP’nin karşısında çeşitli ihtimaller belirecek. Birincisi; tarafların uzlaşıp olağanüstü kurultayla yeni bir denge kurması, ikincisi; uzun sürecek çift başlı bir yapı oluşması ve üçüncüsü; Türkiye siyasetini kökten değiştirecek yeni bir siyasi hareketin doğması…
CHP bu krizi yalnızca bir liderlik meselesi olarak mı görecek, yoksa yeni bir siyasal hikâye üretmeyi başarabilecek mi? Şu an en kritik mesele tam olarak bu… Çünkü siyasette bazen en büyük kırılmalar yenilgilerden değil, yön kaybından doğar. Dolayısıyla bugün CHP’nin önündeki asıl kritik eşik de tam olarak bu durumdur diyebiliriz. Türkiye siyaseti yeni bir döneme giriyor. Hepimiz yaşayıp göreceğiz.