Çiftçilik, son zamanlarda sosyal medya paylaşılan videolar ile romantik, kolay köy hayatı gibi görünse de aslında bu toprakların gördüğü en büyük, en amansız cefakarlık hikayesidir.Bugün çiftçi olmak; doğayla, iklimle ve en önemlisi de belirsizlikle her gün karşı karşıya gelmektir.
Gelin hep birklikte düşünelim… Aylarca emek veriyorsunuz, gecenizi gündüzünüze katıp çapa yapıyorsunuz, suluyorsunuz. Sonra aniden bir gece gelen bir don, aniden bastıran bir dolu ya da aylarca süren bir kuraklık tüm umutlarınızı, tüm yatırımınızı yok edebiliyor…
Üstelik çiftçinin mücadelesi sadece doğayla da sınırlı değil. Artan gübre fiyatları, cep yakan mazot maliyetleri ve emeğinin karşılığını tam olarak alamamanın verdiği o ağır yük...
Denizli’nin ovalarından yamaçlarına kadar üreten çiftçinin fedakarlığının izlerini görebilirsiniz. Bu fedakarlık ise artan maliyetlere rağmen iklim olaylarına rağmen hala üretmeye, ekmeye devam etmesidir. Bu izler Çivril’de ağaç budayan, Tavas’ta tütün kıran, Sarayköy’de pamuk toplayan o insanların yüzündeki derin çizgiler, sadece yaşın değil; toprağa verilen her emeğin, çekilen her çilenin imzasıdır. Onların ellerindeki nasır, bu ülkenin en helal, en kutsal madalyasıdır.
Çiftçiyi toprağa küstürmemek, o nasırlı elleri havada bırakmamak zorundayız. Onların elinden tutmalıyız. Yarın 14 Mayıs Çiftçilik günü onları sadece bir günde değil her gün analım, anlayalım, ellinden tutalım.
Şimdiden gününüz kutlu olsun cevakar çiftçilerimiz…