Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı! 3 katılım bankası birleşiyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizde her şeyden önce "bereket" diye bir kavram vardır. Bereket, Rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle, helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur.

Gündem Haber - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı himayesinde ve AlBaraka Zirve Serisi kapsamında İstanbul Finans Merkezi (İFM) Halkbank Genel Müdürlüğü’nde gerçekleşen 3’üncü İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi’nin 3’üncü gününde zirveye katılım sağladı. Zirve kapsamında, İslami Finans Varlıkları ele alındı. Program, Mısır El-Ezher Camii İmam Hatibi Şeyh Mohammed Salem Amer’in Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3’üncü İslam Dünya Ekonomi Zirvesi vesilesiyle katılımcılarla beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu belirterek, zirve kapsamındaki panel, oturum ve etkinliklerin, yapılacak tespit ve teşhislerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkelerin, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Al Baraka Grubu’nun banisi ve İslami finansın öncü şahsiyeti Şeyh Salih Abdullah Kamil’i rahmetle yad eden Erdoğan, Şeyh Salih’in fikir ve ideallerini bugüne taşıyan, onun inşa ettiği binayı yeni yapılarla güçlendiren Abdullah Salih Kamil’e teşekkür etti.

"Mevcut engellerin aşılması, alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak görüyorum"

İslam ekonomisinde sermaye, sürdürülebilir kalkınma için servetin yapılandırılması temasıyla tertip edilen zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldığını ve yapılacağını dile getiren Erdoğan, "Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü, fikri, stratejik, etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecek. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçekliklerinin de masaya yatırıldığı zirvede, ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak. Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa; sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum. Mevcut engellerin aşılması, alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Al Baraka Forum başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisimize, Türkiye Varlık Fonu’na, İstanbul Finans Merkezi’ne, İslam İşbirliği Gençlik Forumu’na ve İbn Haldun Üniversitemize yürekten teşekkür ediyorum" dedi.

"Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan’ın güneyinden Beyrut’un içlerine doğru günden güne genişletiyor"

İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele edildiğini aktaran Erdoğan, "Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan’ın güneyinden Beyrut’un içlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez’deki kardeş ülkelerimizi değil, tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi; savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz. Burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor, küresel borçluluğun 2026’nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu, küresel ekonominin geleceği açısından cevaplandırılması gereken ciddi bir sorundur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım. Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem, geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir" ifadelerini kullandı.

"Bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur"

Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemeyeceğinin altını çizen Erdoğan, " Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe, farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız. "Dünya 5’ten büyüktür" tespitimiz yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik, ticari ilişkileri de kapsamaktadır. "Daha adil bir dünya mümkün" derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı, gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz. Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisinin vazettiği prensipleri ne kadar sahiplenirsek, bu modeli ne denli odak ve hareket noktası haline getirirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız. Biliyorsunuz bizde her şeyden önce "bereket" diye bir kavram vardır. Bereket, Rahmetli Erbakan hocamızın tarifiyle, helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz. İslam iktisadı; adalet, ahlak, erdem, diğergamlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında teşekkül eder. Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. İnfakı, yardımı, dayanışmayı, dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir" değerlendirmesinde bulundu.

"İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans, sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir"

"Katılım Finansı ve Küresel Ekonomi değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır" diyen Erdoğan, " Elbette bunun için bereket mefhumuna samimiyetle inanmamız, çok daha önemlisi evimiz, sokağımız ve ticarethanemizden başlayarak bereketin temsil ettiği hasletleri bizzat yaşamamız ve yaşatmamız gerekir. İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finans, sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir modeldir. Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık, tasarruf finansmanı ve sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı, yeni bir küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayabilecek güçlü bir yapı olarak görüyorum. Katılım finans sistemini, Türkiye’nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. İstanbul Finans Merkezi’nin iki taşıyıcı kolonundan birinin Fintech, diğerinin ise katılım finans olması, bu sistemin gelişimine verdiğimiz önemin açık bir göstergesidir. Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz. Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenlemeyle ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezi’ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi’ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk. Tek durak ofisimizi 15 gün önce İstanbul Finans Merkezi’nde hizmete açtık. 2027-2030 dönemini kapsayacak Katılım Finans Strateji Belgesi’nin hazırlıklarını da sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.

"Katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü de bir önceki seneye göre reel olarak yüzde 47 oranında arttı ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştı"

Erdoğan, "Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek de fayda görüyorum. Türkiye’de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını yüzde 9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Halihazırda üçü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız, çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleriyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Bu bankalar reel ekonomimize de önemli katkılar sunuyor. Katılım sermaye piyasalarında ise sukuk ihraçları ciddi büyüklüğe ulaştı. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi. Bu tutarın yüzde 64’ü Hazine ve Maliye Bakanlığımız, yüzde 36’sı ise katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Aynı dönemde bankacılık dışı finansal kesimin sukuk ihraçları da bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 33,3 artışla 16,6 milyar lira oldu. kamu ve özel sektörün katılım finans araçlarına olan ilgisi güçlenerek devam ediyor. Bu tablo bize sukukun alternatif bir finans aracı olarak sermaye piyasalarındaki konumunu giderek sağlamlaştırdığını gösteriyor. Diğer taraftan katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğü de bir önceki seneye göre reel olarak yüzde 47 oranında arttı ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştı. Bu dönemde katılım esaslı emeklilik yatırım fonlarının büyüklüğü yüzde 74 artışla 798 milyar liraya, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri ise yüzde 128 artışla 239 milyar liraya yükseldi. Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin toplam aktif büyüklüğü, 2 sene öncesine kıyasla 5 kat artış kaydederek 323 milyar liraya çıktı. Aynı dönemde tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı da 3 katına çıkarak 1,2 milyonu aştı. 2026’nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri, Borsa İstanbul’da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36’sına ulaştı. Borsa İstanbul’daki 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu, yüzde 69’u katılım endeks kapsamındaki şirketlere de yatırım yaptı. Sigortacılık sektöründeki 5 katılım sigorta şirketinin toplam pazar payı, yine bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,5 seviyesine ulaşırken bu şirketlerin toplam prim üretimi 26 milyar lira oldu. Aynı periyotta bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon liralık toplam fon tutarının yüzde 40’lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi. Otomatik katılım sisteminde ise katılım esaslı fonların payı yüzde 60’a yükseldi .Türkiye Varlık Fonu da katılım finans alanındaki faaliyetlerine yenilerini ekleyerek bu alanda öncü rol üstlenmeye devam ediyor" dedi.

"Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz"

Katılım finans sistemine güç katacak iki haberi de burada paylaşan Erdoğan, şunları söyledi:

"Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankasını 2018 yılında yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılıma çevirmiş; böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Hamdolsun, attığımız bu adım neticesinde kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline geldi. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz; Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Ben her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum."

Programda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ile çok sayıda yerli ve yabancı davetli de hazır bulundu.

Öte yandan, programda, Albaraka Forum Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel ve Mescid-i Haram İmamı, Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi Başkanı, Suudi Kraliyet Divanı Danışmanı ve Kıdemli Alimler Konseyi Üyesi Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid konuşma gerçekleştirdi.

Program, hediye takdimi ve toplu aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.