Denizli Haber - İş sağlığı ve güvenliğinin artık ikincil bir konu olmaktan çıktığını belirten Dereli, bu alanın hem yasal bir zorunluluk hem de etik bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, “İş sağlığı ve güvenliği, aynı zamanda kurumsal itibarın temel yapı taşlarından biridir. Bu kapsamda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, çalışanı bulunan tüm işyerlerine açık ve bağlayıcı yükümlülükler getirmektedir.” dedi.
1 Ocak 2025 itibarıyla önemli bir düzenlemenin yürürlüğe girdiğini hatırlatan Dereli, az tehlikeli sınıfta yer alan ve 50’den az çalışanı bulunan işyerlerinin de iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alma zorunluluğu kapsamına alındığını söyledi. Dereli, buna rağmen sahada hâlen bu hizmetlerin eksik, süreklilikten uzak ya da yalnızca evrak üzerinden yürütüldüğü uygulamalara rastlandığını aktardı.
"İşverenler açısından idari para cezalarına ve hukuki sorumluluklara yol açabiliyor"
Bu durumun yalnızca idari bir eksiklik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Dereli, “Ciddi hukuki, cezai ve etik sonuçlar doğurabilecek bir risktir. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmemesi; iş kazaları ve meslek hastalıkları riskini artırmakta, işverenler açısından idari para cezalarına ve hukuki sorumluluklara yol açmakta, olası kazalarda cezai yaptırımları gündeme getirmekte ve kurumsal itibarı zedelemektedir” şeklinde konuştu.
"İş güvenliği yalnızca belge düzenlemekten ibaret değildir"
Mevzuatın, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yetkilendirilmiş iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri aracılığıyla profesyonel bir sistem içinde yürütülmesini zorunlu kıldığına değinen Dereli, "İş güvenliği yalnızca belge düzenlemekten ibaret değil. İş güvenliği; yalnızca belge düzenlemekten ibaret olmayıp, risklerin önceden tespit edildiği, sahada uygulanan, izlenen ve sürekli geliştirilen bir yönetim sürecidir” ifadelerini kullandı.
"Güvenli işyerleri ancak bilinçli, planlı ve profesyonel bir yaklaşımla mümkündür"
Asdereli OSGB olarak benimsedikleri yaklaşımı da paylaşan Dr. Selami Dereli şunları kaydetti: “İş sağlığı ve güvenliğini yalnızca yasal bir yükümlülük olarak değil, kurumsal etik anlayışın ve sürdürülebilir yönetimin ayrılmaz bir parçası olarak ele almaktır. Amacımız, işletmelerin cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmasını önlemenin ötesinde; çalışanların kendini güvende hissettiği, risklerin kontrol altına alındığı ve kurumsal itibarı güçlenen çalışma ortamları oluşturmaktır.
Unutulmamalıdır ki iş sağlığı ve güvenliğindeki her ihmal, yalnızca bugünü değil geleceği de riske atar. Güvenli işyerleri ancak bilinçli, planlı ve profesyonel bir yaklaşımla mümkündür.”