Gündem Haber - Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı ve Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Edibe Sözen Çetintaş’ın moderatörlük yaptığı “Dijital Dönüşümün Basın Kurumlarına Etkisi, Gazetecinin Değişen Rolü ve Sürdürülebilir Basın Ekonomisi” başlıklı ilk oturumda, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin, Anadolu Ajansı Teknoloji Koordinatörü Emre Çebişli ve GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer, dijital dönüşümle birlikte sektörün karşılaştığı yapısal ve ekonomik zorlukları ele aldı. Oturumda, basının ekonomik sürdürülebilirliği bağlamında yeni gelir modelleri, kamu destekleri ve sektörel teşvik mekanizmaları konuşuldu.

Denizli Ahber Sözen

Prof. Dr. Sözen: “Gazetecilerimizi koruma altına aldık”

İlk oturumun açılışını yapan Prof. Dr. Edibe Sözen Çetintaş, medya ve gazetecilik alanında ciddi dönüşümlere şahit olduklarını belirterek, “Dünyada konvansiyonel medya önemini koruyor olsa da son 20 yılda neredeyse 3000’e yakın gazetenin kapandığını ama yeni alanların ortaya çıktığını biliyoruz. Bunun yanında, haber kaynaklarının geçmişe oranla çok büyük bir artış gösterdiğini ve yeni okuma biçimlerinin ortaya çıktığını da görüyoruz. Sürece sosyolojik olarak baktığımızda; her büyük dönüşüm yeni bir örgütlenme alanını da beraberinde getiriyor. Yani toplum yeniden örgütleniyor, iş gücü yeniden örgütleniyor. Bu örgütlenmenin daha çok sosyal ağlarda ortaya çıktığına şahit oluyoruz” şeklinde konuştu.

Haber takibi yapan ülkeler arasında Türkiye’nin ilk sıralarda yer aldığına dair araştırmalara değinen Sözen, yerel gazetelerin dijital dönüşüm sürecinde epey sancılı dönem geçirdiğini ancak Basın İlan Kurumu’nun yaptığı düzenlemeler ve dijital mecralarda ilan alabilmenin önünü açmasıyla basına can suyu olduğunu kaydetti.

Sözen, “Gazetecilerimizi dünyanın geri kalanında olduğu gibi değil, hakikaten onların yanında olarak, onlara destek olarak koruma altına aldık” ifadelerini kullandı.

Denizli Haber Keskin

Prof. Dr. Fatih Keskin: “Dijital dönüşüm, basın kurumlarının DNA’sının yeniden kodlanması gerektiğine dair veriler sunuyor”

Panelistlerden Prof. Dr. Fatih Keskin, basın ve medya ekosistemi anlamında tarihin belki de en radikal ve geri dönülemez ontolojik değişimlerinden birine tanık olunduğunu kaydederek, “Dijital dönüşüm kavramı yalnızca analog süreçlerin dijitalize edilmesi anlamına gelmiyor. Dijital dönüşüm bunun çok daha ötesinde basın kurumlarının DNA’sının yeniden kodlanması gerektiğine dair bize bir takım veriler sunuyor” diye konuştu.

Modern basın kurumlarının artık birer ekonomik işletme hatta daha da ötesinde bir teknoloji şirketi gibi ele alınması gerektiğini ifade eden Keskin, “Basın kurumları çevik, hızlı, anında uyum sağlayabilen, tepki verebilen, reaktif değil proaktif bir şirket konumuna bürünmek zorunda” açıklamasında bulundu.

Keskin, şöyle konuştu: “Dijital dönüşüm beraberinde basın kuruluşlarının ve haber ajanslarının yalnızca içerik üreten yapılar olmaktan çıkmasına, daha fazla okur ve izleyici odaklı bir yönetişimsel yeni yönelime doğru girmesine zorunlu kılıyor. Ve bu da ister istemez müşteri odaklılığı ve beraberinde de sadakat ekonomisi canlandıracak bir takım yöntemlerin geliştirilmesini zorunlu kılıyor”

Denizli Haber Cebişli

Emre Cebişli: “Hızlı üretim ve doğru haber arasında paradoks var”

Anadolu Ajansı Teknoloji Koordinatörü Emre Çebişli, paneldeki konuşmasında, dijital dönüşüme değinerek, “Dijital dönüşümün gerekli olduğunu neden düşünüyoruz? Basit olarak şöyle bir yerden yola çıkabiliriz. Ben 40 yaşındayım şu an ve televizyonun, telefonun olmadığı bir evde doğdum büyüdüm. Ama bir yandan da şu anda hali hazırda da teknolojinin tüm nimetlerini bütüncül çerçevelerde kullanan bir kişiyim” diye konuştu.

Dijital dönüşüm ve habercilik kavramlarını birlikte değerlendiren Cebişli, şunları söyledi:

“Bu dijital dönüşümden aslında bizim bütüncül olarak faydalanmak istediğimiz hususlar nelerdir? Yani gazetecilikte aslında faydalanmak istediğimiz hususlar nelerdir? Buraya değinmek gerekiyor. İnsan faktöründen kaynaklanan hatalar, hepimizin malumu bu hataları otomatize sistemlerle minimize etmenin çeşitli yolları var. Hız ve doğru habercilik aslında çok önemli iki tane unsur. Fakat bunlar birbiriyle bir yandan da boğuşan unsurlar. Yani bir yandan hızlı üretim peşinden koşuyoruz. Bir yandan da doğru haberin peşinde koşuyoruz. Bir paradoks var” ifadelerini kullandı.

Cebişli, habercilikte dijital dönüşüm fikrine değinerek, şöyle devam etti: Habercilikte de aslında en önemli unsur, bence dijital dönüşüm fikrine bizi iten şey, müşterinin değişmesiyle doğal olarak da ürünün değişiyor olması. Yani yenilikçi medya, yeni medyada kast edilen şey, özellikle Z kuşağı ya da daha sonradan gelen kuşakların tüketim alışkanlıklarına uygun içerikler üretmeye doğru bir meylimiz olmak zorunda. Bu bizi geleneksel habercilikten biraz daha dijital haberciliğe, biraz otomasyon sistemlerine yöneltiyor. Tabii burada yapay zekâ hep ön plana çıkıyor. Yani yapay zekâ ile biz haber üretebilir miyiz gibi bir kaygı var”

Doğukan Gezer: “Dijital medya da gelenekselleşti”

Dijital medyanın da artık gelenekselleştiğini kaydeden GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer, şu ifadeleri kullandı:

“Bugünkü araştırmalar dijital medyanın güven endeksinde biraz daha gerilere geldiğini söylüyor. Bunun en büyük nedeni herkesin erişebilir olması, herkesin içerik üretebiliyor olması, dijital medyada içerik üretirken akreditasyon şartının olmaması, internet bağlantısı ve telefonu olan bir kişinin bir anda milyonlarca kişiye ulaşabilmesi. Algoritmaların hayatımıza ve haber merkezine girdiği hatta tahakküm altına aldığı bir süreçteyiz.”

Yapay zekanın habercilikte kullanımı hakkında konuşan Gezer, gazetecinin rolünün değiştiğini, kendilerinin de yapay zekayı çok sık kullandıklarını belirterek, “En büyük kaygımız haber merkezi sandalyeleri azalacak mı? Yapay zekâ burada nasıl konumlanacak?” diye konuştu.

Pikap traktöre arkadan çarptı: 2 yaralı
Pikap traktöre arkadan çarptı: 2 yaralı
İçeriği Görüntüle

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erman Akıllı’nın moderatörlüğünü üstlendiği “Yapay Zekâ Destekli Habercilik, Yeni Dijital Yetkinlikler ve Doğrulama Süreçleri” başlıklı ikinci oturumda ise, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Özay, TRT Uluslararası Haber Yayınları Dijital Kanal Koordinatörü Saim Kurubaş ve Turkuvaz Medya Grubu Dijital Strateji ve Sosyal Medya Grup Müdürü Hamza Özdemir, yapay zekânın haber üretim süreçlerine olan etkisi etik, güven ve doğrulama boyutlarıyla değerlendirdi. Oturumda, özgün içerik ve telif ilkeleri, dezenformasyon riskleri, insan gazeteciliği ile yapay zekâ arasındaki rol paylaşımı, çoklu platformlarda içerik üretimi ve dijital çağda gazetecilik mesleğinin dönüşümü tartışıldı.

Denizli Haber Akıllı

Prof. Dr. Erman Akıllı: “Hakikatin korunması haberciliğin nüvesini oluşturur hale geldi”

İkinci oturumun açılışını yapan Prof. Dr. Erman Akıllı, artık yapay zekânın teknik bir meseleden, fütüristtik bir teknoloji olmaktan çıktığını; bugün cep telefonlarına kadar indiğini ve gündelik işlerde yemek tariflerinden hava durumuna kadar farklı amaçlarla kullanıldığını ifade etti.

Akıllı, sözlerine şöyle devam etti: “Uluslararası sistemde devletler kendi anlatılarını algoritmalar üzerinden inşa ediyorlar. Bunu da bir takım sosyal medya platformları üzerinden bir takım yorumları, dezenformatif içerikleri, yalan haberleri, etki değerine sahip haberleri öne çıkarmak istediklerinde bu sosyal medya platformları bu dezenformatif içerikleri ve haberleri daha görünür hale getirip ulusala hatta küresele çıkarırken, gerçeğin hakikatin olduğu haberleri ise görünmez hale getirip toplumların yanlış yönlendirilmesine sebebiyet veriyorlar. İşte bu bağlamda hakikat karşıtı bir uluslararası sistem içerisinde, hakikatin korunması haberciliğin nüvesini oluşturur hale geldi. Dijitalleşen dünyada, enformasyon ve bilgi bombardımanının olduğu bir sistemde hakikatin korunması oldukça büyük bir önem arz ediyor. Zira kullanıcılar da bundan, bilgi bombardımanından mağdur hale gelmiş durumdalar. Sosyal medya içerikleri arasından doğru haberin yakalanılması çok ciddi bir meydan okuma haline gelmiş durumda. Gazetecilik sadece bir içerik üretiminden ziyade algoritmalarla şekillenen bir dijital ekosistem içerisinde hakikatin korunması ve kamuoyuna karşı sorumluluğun taşınması meselesi haline gelmesini tartışıyoruz.”

Denizli Haber Özay-2

Doç. Dr. Seçil Özay: “Sosyal medya ve yapay zekâ uygulamaları gazetecilikte kırılma meydana getirdi”

“Bugün yepyeni bir teknoloji hem toplumu hem de gazeteciliği dönüştürüyor” diyen Doç. Dr. Seçil Özay, “Bu dönüşüme direnmek ya da reddetmek değil bununla ne yapacağımız konusunda gazeteciliği özünden kopmadan düşünmek kıymetli. Zira gazeteciliği dışarıda bırakarak haberi satılacak bir meta olarak konumlandırıp tartışmaya açmak; aslında toplumun dönüşümünde zarar verici bir takım yönelimlerin oluşmasında alan açılması durumuyla bizi karşı karşıya bırakır. O yüzden gazetecilik bir meslektir bir sorumluluk alanıdır. Gazeteciliğin içerik üreticiliğinden ayrılarak düşünülmesi ve tartışılması gerekir. Haberin birinci önceliğinin topluma güven vermek olduğu bilincinin fark edilmesi gerektiğini düşünüyorum ve vurgulamak istiyorum” açıklamasını yaptı.

Sosyal medya ve yapay zekâ uygulamaları güven konusunda gazetecilikte bir kırılma meydana getirdiğine dikkat çeken Özay, “Zira yapay zekâ ile üretilen içerikler mevcut içeriklerin tekrarı niteliğinde. Dolayısıyla yenilik özgünlük gibi unsurların ve değerlerin aslında haberde yer alamamasına yol açıyorlar. Gazeteciliğin sürdürülebilir bir biçimde devam etmesi için özgün içerik üretimi konusuna hassasiyetle eğilinmesi ve özgün içerik üretiminin desteklenmesi kıymet ifade edecektir” dedi.

Denizli Haber Kurubaş

Kurubaş: “Yapay zekâyı gazetecilere süper güç verecek bir araç olarak görüyoruz”

TRT Uluslararası Haber Yayınları Dijital Kanal Koordinatörü Saim Kurubaş, TRT’deki yapay zeka uygulamalarını anlatarak, “TRT’de 41 dilde yayın yapıyoruz. Burada tabi ki gerekli noktalarda yapay zekâyı kullanıyoruz. Veriyi doğrudan yapay zekâdan alıp kullanmanız durumunda kamuya doğru bilgiyi aktarma şansınız azalıyor. Dolayısı ile kendi verinizi verip belli oranda eritmeniz lazım. Yapay zekâya şöyle bakıyoruz, gazetecilerin yerini alacak teknolojik gelişme değil, aslında onlara süper güç verecek bir araç olarak görüyoruz. Yapay zekâyı fikir alma anlamında kullanılmalı” ifadelerini kullandı.

Kurubaş, şu hususlara değindi: “TRT’nin milyonlarca içeriği, dev bir arşivi var. Yapay zekâ işte burada aramalarımızı kolaylaştırıyor. Aslında biz yapay zekâya tekrarlayan görevleri tevdi ediyoruz. Yapay zekâ tekrarlayan görevleri hallederken bizim arkadaşlarımız hikâye ve anlatıma odaklanıyorlar. Biz yapay zekâyı gazeteciliğin yerini alacak bir gelişme olarak görmüyoruz. Trendleri takip etmemiz noktasında faydası oluyor ya da yeniden üretemeyeceğimiz içeriklerde destek oluyor. Bu yayında mutlaka bu içeriğin yapay zekâ ile üretildiğini açıklıyoruz. Son kararı verecek olanın insan olduğunu ve yapay zekânın bir araç olduğunu unutmadan kullanıyoruz.”

Denizli Haber Dmir

Demir: “Dezenformasyon bu çağın bir meydan okuması”

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir, dezenformasyonun bu çağın bir meydan okuması olduğunu vurgulayarak, “Dezenformasyon ile mücadelede bu çağda edinilen meydan okumaya karşı sahip olunan bir yetkinlik. Bilgi hızlanıyor, bununla birlikte hızlanan bilginin doğrulanmasının zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Dezenformasyon sadece toplumsal ve kurumsal itibarı hedef almıyor. Bize net bir şekilde şunu da gösteriyor: Savaşlar artık cephede değil zihinlerde ve iletişim mecralarında yaşanıyor” şeklinde konuştu.

Demir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün bir yanlış verinin bir doğru veriye oranla kitlelere ulaşma hızı tam altı kat fazla. Yani deyim yerindeyse doğru bir tur atana kadar yanlış 6 tur atmış oluyor. Bir iddiayı belki de yapay zekâ yardımı ile hazırladığınız bir görselle saniyeler içerisinde milyonlarca izleyiciye ulaştırabiliyorsunuz. Dünya Ekonomik Forumu her yıl küresel riskler algı araştırması yapıyor. 2025 yılı algı araştırmasında küresel çapta risk olarak dezenformasyon saptanmış. Dezenformasyonun en çok sevdiği gündemler afet kriz ve savaş dönemleri. Hatırlayacaksınız 6 Şubat Depreminde bir baraj patladığına dair dezenformasyon yayılmıştı. İlk etapta çok ciddi bir karşılık buldu. Bunun aslı sonradan anlaşıldı ki barajın patladığı falan yok. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki dezenformasyonla mücadelede kurumsal manada cevap veren ilk ülkelerden biriyiz. Dezenformasyona vereceğimiz cevap sadece bir iletişim sorunu değil, aslında bir milli güvenlik sorunu. Ortaya kurumsal ihtiyaç çıktı, Türkiye buna geçici reflekslerle değil, topyekûn ve kalıcı mücadele ile cevap vermek adına İletişim Başkanlığı bünyesine böyle bir yapılanmaya gitti.”

Denizli Haber Özdemir

Özdemir: “Yapay zekâyı doğru kullanan gazeteci kullanmayanın önüne geçecek”

Turkuvaz Medya Grubu Dijital Strateji ve Sosyal Medya Grup Müdürü Hamza Özdemir, yapay zekânın haber merkezlerinde aktif olarak kullanıldığını ancak ne olursa olsun gazeteciliğin asıl temelde olduğunun unutulmaması gerektiğini dile getirdi.

Özdemir, şöyle konuştu: “Biz burada insan odaklı çalışıyoruz ve karşı tarafa duygunun geçmesi lazım. Duygu ile hareket ediyoruz. Yapay zekâ bir haberi tam anlamıyla yazamayacaktır, yorumu çıkaramayacaktır. Kaynağının güvenirliğini bize sunamayacaktır. Yapay zekânın bize sunduğu kaynaklar kısıtlı bir şekilde karşımıza çıkacaktır. Asıl sorun, özgün içerik çıkmıyor. Çünkü yapay zekâ benzerini üretiyor, türevlerini çıkarıyor, var olanı hızlandırıyor evet, ama özgünlüğü hiçbir şekilde katamıyor, özgün olanı ise gazeteciler üretiyor. Yapay zekâ içerik üretse bile o içeriğin sorumluluğu hala biz gazetecilerde ve editörlerde. Yapay zekâ gazetecinin yerini almayacak, ama yapay zekâyı doğru kullanan gazeteci kullanmayanın önüne geçecek.”

Panel, çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Denizli Haber Bi̇kpanel

Kaynak: HABER MERKEZİ