DOKTOR DEĞİL SANKİ CELLAT!

Denizli son günlerde vicdanları derinden yaralayan bir olayla çalkalanıyor. Merkezefendi ilçesi Gültepe Mahallesi'nde yıllardır mahalle sakinlerinin bakımını üstlendiği, herkesin "Patron" adıyla tanıdığı bir sokak köpeği, kamuoyuna yansıyan görüntülere göre bir doktorun müdahalesi sonucu yaşamını yitirdi.

Olayın güvenlik kamerası görüntülerinin ortaya çıkmasıyla birlikte sosyal medyada büyük bir infial oluştu. Görüntülerde, Patron isimli köpeğin başına elindeki çekiçle defalarca vurulduğu görülüyor. Olayın başkahramanı ise Denizli'de görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Operatör Dr. Adem Çatak.

Doktor Çatak, yaptığı açıklamada köpeğin bir çocuğa saldırdığını düşündüğünü ve çocukları korumak amacıyla müdahale ettiğini ifade ediyor. Ancak olayın tanıkları, mahalle sakinleri ve hayvan hakları savunucuları ise bambaşka bir tablo çiziyor. İşte tartışmanın merkezinde de tam olarak bu soru yer alıyor: Bir tehlikeyi bertaraf etmekle bir canlıyı öldürmek arasındaki sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor? Mahalle sakinlerinin anlattıklarına göre Patron, 2020 yılından bu yana bölgede yaşayan, çocukların arasında dolaşan ve bugüne kadar ciddi bir şikâyete konu olmayan bir sokak köpeğiydi.

Elbette her olayın farklı tanıkları ve farklı anlatımları olabilir. Ancak kamuoyuna yansıyan görüntüler, tanık ifadeleri ve avukatların açıklamaları soruşturmanın aydınlatması gereken çok önemli noktalar bulunduğunu gösteriyor. Patron için adalet arayan mahalle sakinlerinin avukatı Beste Durukan'ın dikkat çektiği hususlar oldukça önemli. Eğer amaç gerçekten bir çocuğu korumaksa; Yaralanan çocuğa neden olay sonrasında müdahale edilmedi? Eğer amaç sadece tehlikeyi ortadan kaldırmaksa; Ölümle sonuçlanan bu müdahale zorunlu ve ölçülü müydü? Bir doktorun mesleki refleksi, olay yerinden uzaklaşmak mı olmalıydı, yoksa yaralı olduğu iddia edilen çocuğa ilk müdahaleyi yapmak mı? Bu soruların cevabını verecek olan elbette sosyal medya değil; savcılık soruşturması, bilirkişi raporları ve mahkemeler olacaktır.

Ancak toplumun vicdanında oluşan rahatsızlığı görmezden gelmek de mümkün değil. Çünkü burada yalnızca bir köpeğin ölümü konuşulmuyor. Burada şiddetin sınırları, vicdanın sınırları ve bir hekimin toplumsal sorumluluğu tartışılıyor.

Hekimlik mesleği, insanlığın en saygın mesleklerinden biridir. Bir doktor denildiğinde insanların aklına ilk gelen şey yaşamı korumaktır. Hipokrat yemini de özünde bunun ifadesidir. Bu nedenle olayın bir doktorun adıyla anılıyor olması toplumdaki tepkiyi daha da büyütüyor. Öte yandan olayın diğer tarafında yer alan anne ve doktorun açıklamaları da soruşturma açısından önem taşıyor. Anne, müdahalenin çocukların güvenliği için yapıldığını savunuyor ve doktorun olaya müdahale etmemesi halinde daha ağır sonuçlar doğabileceğini düşünüyor. İşte tam da bu nedenle soruşturmanın tüm yönleriyle, hiçbir baskı altında kalmadan yürütülmesi gerekiyor.

Bugün Denizli'de binlerce kişi "Patron için adalet" diyerek imza veriyor. Sosyal medyada açılan kampanyaya on binlerce destek mesajı geliyor. Toplum cevap bekliyor. Gerçekten ortada kaçınılmaz bir müdahale mi vardı? Yoksa önlenebilecek bir ölüm mü yaşandı? Bu soruların cevabı hukuk tarafından verilecek. Ancak bizim açımızdan cevap bekleyen en temel soru şu: Bir doktorun görevi can almak mı, can kurtarmak mı? Ve bu soru yalnızca insanlar için değil, nefes alan bütün canlılar için geçerlidir. Çünkü vicdan, tür ayrımı yapmaz.