EĞİTİM Mİ, SEKTÖR MÜ, OYUNCAK MI?

Hafta sonu milyonlarca öğrenci LGS sınavı için sıralarda ter dökecek. Bir hafta sonra ise YSK sınavı heyecanı yaşanacak. Sokaklarda sesiz bir bekleyiş, ailelerin dudaklarından dökülen dualar, heyecanla karışık derin bir kaygı… Dışarıdan bakıldığında “Geleceğini inşa eden fedakâr gençlik tablosu…”

Peki madalyonun arkasındaki o can yakıcı gerçeği ne zaman konuşacağız? Bugün Türkiye’deki eğitim sistemi eleştiren, “Bu sistem ezbere dayalı sistem” diyerek isyan eden çocukların, haksız olduğunu kim söyleyebilir? Onları bu sistemin birer parçası değil, devasa çirkin bir çarkın içerisinde oyuncak haline getirdiler.

Küçük yaşta başlayan bu yarış maratonunda, çocukların ne yapmak istediklerinden ziyade; “Sınavlarda kaç net yaptın? Kaçıncı sıradasın ya da not ortalaman kaç?” gibi sorular dayatılıyor. Okullarda kendi yeteneklerini, sanata, spora, bilime olan doğal eğilimlerini keşfetmelerine izin verilmiyor. Çünkü sistem, çoktan seçmeli dört şıkkın arasına sıkışmış bir başarı tanımı dayatıyor. Çocuklar, sistemin elinde her yıl kuralları değişen, müfredatı bozulan, sınav formatı güncellenen birer deneme tahtasına, yani tam anlamıyla bir "oyuncağa" dönüştürülüyor.

SINAV SORULARINI ÖĞRETMENLER ÇÖZEMİYOR!

Gelelim yeni nasıl sorulara… Sorular artık sadece akademik bilgiyi ölçmüyor. Upuzun paragrafların arasına gizlenmiş mantık oyunlarıyla öğrencinin dikkatini dağıtmayı ve zamanını çalmayı hedefliyor. Öğretmenler ne kadar konulara hâkim olursa olsun, çocuklar bir soru için dakikalarca düşünürken sınav kaygısıyla birlikte sınav yönetimini nasıl koruyacaklar?

Diyeceğim o ki; sınavlar birer SEKTÖRDÜR. Test yayıncılığı, özel koçluk, takviye ilaçlar, kaygı terapileri, uyku düzenleyiciler ve veli endişeleri ile 13 yaşındaki çocukların sırtından çok yönlü kurulmuş ekonomik düzendir. Tüm sektör kazanırken çocuklarımızı kaybetmeyelim. Gereksiz yarışlardan uzak tutup, karşılaştırmaları bırakalım.

Kalın Sağlıcakla…