Sağlık

Erteleme davranışının gerçek yüzü

Modern yaşamın hızıyla birlikte "erteleme hastalığı" ve "sürekli yorgunluk" kavramları hayatımızın merkezine yerleşti. Peki, neden yapmamız gerekenleri bile bile erteliyoruz? Bu döngü bizi nasıl tüketiyor? Klinik Psikolog Hulusi Özdemir konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Sağlık Haber- Günümüzde pek çok insan işlerini sürekli bir sonraki güne bırakmaktan ve ne kadar dinlenirse dinlensin geçmeyen bir yorgunluktan şikayetçi. Klinik Psikolog Hulusi Özdemir, bu durumun sanılanın aksine "tembellik" olmadığını, beynin bir savunma mekanizması olduğunu vurguluyor.

“ŞİMDİ İYİ HİSSET SONRA BAKARIZ”
Erteleme davranışının temelinde isteksizlikten çok duygusal bir mekanizma olduğunu belirten Özdemir, “Erteleme çoğu zaman isteksizlik değil, beynin anlık rahatlama arayışıdır. Zor görünen, belirsiz ya da duygusal yükü yüksek işler tehdit gibi algılanır ve kişi kısa vadede daha kolay olana yönelir. Yani problem tembellik değil, duygu düzenleme zorluğudur. Beyin “şimdi iyi hisset, sonra bakarız” stratejisini seçer.” ifadelerini kullandı.


YETERSİZLİK DÜŞÜNCESİ
Sürekli yüksek beklentilerle yaşamanın kişiyi yıprattığını vurgulayan Özdemir,” her şeyi yapmalıyım baskısı uzun vadede ciddi bir psikolojik ve fiziksel tükenmeye yol açar. Sürekli yüksek standartlar koymak, beynin dinlenme sistemini devre dışı bırakır ve kişi hep yetersizim diye düşünür. Bu da kronik stres ve motivasyon kaybını getirir. Kişi daha çok yapabileceği işleri daha az yapabilir hale gelir.” dedi.


KAYGI BAŞARISIZLIK KORKUSU
Ertelemenin irade eksikliği olarak görülmemesi gerektiğini belirten Klinik psikolog Özdemir, “Erteleme davranışı tembellik değil, büyük ölçüde psikolojik bir düzenleme problemidir. Kişi aslında yapmak ister ama o işe dair kaygıları, hissettiği baskı ya da başarısızlık korkusu devreye girer. Davranışı kaçınmaya dönüşür. Asıl mesele irade eksikliği değil, duygusal yükün yönetilememesidir.” şeklinde konuştu.

KRONİK YORGUNLUK HİSSİ
Özdemir, erteleme alışkanlığının sürekli yorgunluk hissiyle ilişkili olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: “ Erteleme arttıkça zihinde tamamlanmamış işler birikir ve bu durum sürekli bir arka plan stresine dönüşür. Bu stres de kişide kronik yorgunluk hissi yaratır. Beden değil, çoğu zaman zihin yorulmaktadır.”

“HAREKETE GEÇMEK MOTİVASYON ÜRETİR”

Bu döngüden çıkmanın yolunun büyük işleri küçültmekten geçtiğini belirten Özdemir, cümlelerini şöyle tamamladı: “ En etkili adım, büyük işleri küçültmek ve mükemmel yapmak yerine başlamayı hedeflemektir. Harekete geçmek, motivasyonu sonradan üretir. İç eleştiriyi azaltıp daha gerçekçi beklentiler kurmak da fayda sağlayabilir. Küçük adımlar biriktiğinde, beyin yeniden kontrol hissi kazanır ve erteleme döngüsü kırılır.”