İzmir Gazeteciler Cemiyeti 3 Mayıs'la ilgili yayınladığı bildiride; "Basın özgürlüğü; yalnızca gazetecilerin değil, halkın özgürlüğüdür" mesajı verdi.
BASIN KONSEYİ’NİN ‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÖDÜLÜ’ MERDAN YANARDAĞ VE TELE2 EMEKÇİLERİ İLE ONLAR TV EKİBİNE VERİLDİ
Basın Konseyi, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü için Pera Müzesi Oditoryumu’nda ödül töreni düzenledi. Dünya Basın Özgürlüğü ödülleri, tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ ve TELE2 emekçileri ile Onlar TV ekibine verildi.
"GAZETECİLERDEN ÖRGÜT VE CASUS ÇIKMAZ"
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç’in ev sahipliğindeki törene; İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Basın Konseyi Başkan Yardımcısı Misket Dikmen, Basın Konseyi Yüksek Kurul İstişare Üyeleri, çok sayıda siyasetçi, gazeteci, akademisyen ve STK temsilcileri katıldı.
Törenin açılış konuşmasını yapan Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, dünyada ve Türkiye’de gazeteciliğin bilerek aşındırılmaya çalışıldığını belirterek, Türkiye’de gazetecilerin zindanlara atıldığını, ev hapislerine maruz bırakıldığını ama gerçekleri yazmaktan ve söylemekten asla geri durmadığını dile getirdi.
MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ SIRALAMASINDA 180 ÜLKE ARASINDA 163. SIRADAYIZ
“Gazetecilerden örgüt ve casus çıkmaz” diyen Türenç, Türkiye’nin medya özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163. sıraya gerilediğini ifade ederek, bu durumun utanç vesilesi olduğunu söyledi. Türenç, “Gazeteciler tutsak edilse de yargılansa da geride kalanlarımız hakikati aramaya ve soru sormaya devam edeceklerdir” dedi.
İGC; "ÖZGÜR BASININ OLMADIĞI YERDE HERKES ESİR
Ote yandan Basın Konseyi Yüksek İstişare Kurulu’nda iki üye ile temsil edilen İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetimi de bir 3 Mayıs bildirisi yayınladı. Açıklamada şu görüşlere yer verildi; "3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü ne yazık ki, bu yıl da ağırlaşan sorunların gölgesinde karşılıyoruz. Gerçeğin izini süren gazeteciler; baskı, sansür, ekonomik kıskaca alınma ve yargı yoluyla susturulma girişimleriyle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Halkın haber alma hakkını savunmak, bugün her zamankinden daha zor ama bir o kadar da hayati bir anlam taşımaktadır.
BASIN KAMU DENETLEME GÖREVİ YAPAR!
Kamu adına denetleme görevini yerine getiren basın emekçilerine yönelen gözaltılar, tutuklamalar, davalar ve hedef göstermeler; yalnızca gazetecileri değil, toplumun tamamını susturmaya yöneliktir. Çünkü özgür basının olmadığı bir yerde, gerçeklerin yerini karanlık alır, herkes esir olur. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün yayınladığı 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin dört basamak daha gerileyerek 163’üncü sıraya düşmesi, içinde bulunduğumuz tabloyu açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu gerileme; basın özgürlüğü alanında yaşanan yapısal sorunların derinleştiğini ve ifade özgürlüğünün giderek daraldığını göstermektedir.
Bugün Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşadıklarımız; yalnızca sayılarla ifade edilemeyecek kadar ciddi bir soruna işaret etmektedir. Medya sahipliğinin tekelleşmesi, ekonomik baskılar ve oto-sansür mekanizmaları, gazeteciliğin kamusal niteliğini zayıflatmaktadır. Ancak tüm bu olumsuz tabloya rağmen, hakikatin peşinden gitmekten vazgeçmeyen gazeteciler var oldukça, umut da var olmaya devam edecektir.
GAZETECİLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ HALKIN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR!
İzmir Gazeteciler Cemiyeti olarak, basın ve ifade özgürlüğünün evrensel değerler çerçevesinde güvence altına alındığı, gazetecilerin özgürce çalışabildiği bir ülke için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Meslektaşlarımızın yalnız olmadığını biliyor, dayanışmanın gücüne inanıyoruz. Basın özgürlüğü; yalnızca gazetecilerin değil, halkın özgürlüğüdür.