Ekonomi Haber-Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Orta Doğu’daki savaş ortamının hazır giyim sektörüne olan etkilerini paylaştı. Sanayicilerin içinde bulunduğu durum ve mevcut koşullarla ilgili yapılan açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle hazır giyim sektörünün üretimde yaşadığı sorunlara dikkat çekildi. Açıklamada, Sri Lanka’daki hazır giyim fabrikalarının yakıt sıkıntısı nedeniyle üretimi kısmaya başlamasının, bölgedeki daha geniş çaplı bir sorunun göstergesi olduğu vurgulandı. Dünya petrol ve LNG akışının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki aksamanın, ham petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine taşıdığı, navlun ve enerji maliyetlerinde ise sert artışlara yol açtığı belirtildi. Birçok Asya ülkesinin enerji tasarrufu amacıyla olağanüstü önlemler aldığına dikkat çekilen açıklamada, Sri Lanka ve Pakistan’da dört günlük çalışma haftasının gündeme geldiği, Vietnam’da uzaktan çalışmanın teşvik edildiği ve Bangladeş’te sanayiye yönelik enerji kısıtlamalarının uygulandığı ifade edildi.

NAVLUN FİYATLARI YÜZDE 15 ARTTI
Tekstil ve hazır giyim sektörü açısından etkilerin daha somut olduğuna işaret eden TGSD, sevkiyat rotalarının değişmesiyle teslim sürelerinin 10 ila 14 gün uzadığını ve navlun maliyetlerinin yaklaşık yüzde 15 arttığını bildirdi. Bangladeşli üreticilerin artan maliyetleri büyük ölçüde kendi bilançolarında taşımak zorunda kaldığı, Vietnam’da ise yakıt tedarikindeki sıkıntıların üretimi doğrudan etkilediği kaydedildi. Çin ve Güney Kore’de de üretim ve lojistik süreçlerinde ciddi yavaşlamalar yaşandığı aktarıldı.

YAPISAL RİSK UYARISI
Dernek, yaşanan gelişmelerin sektör için “yapısal bir risk” haline geldiğini belirterek şirketlere önemli uyarılarda bulundu. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, alternatif lojistik rotaların önceden planlanması ve tedarikçi-alıcı arasında maliyet paylaşımının daha şeffaf şekilde ele alınması gerektiği ifade edildi. Ayrıca, yakın coğrafyadan tedarik ve erken bağlantı modellerinin önem kazandığı vurgulandı. Açıklamada, önümüzdeki dönemde rekabet avantajının yalnızca düşük maliyetli üretimden değil; güçlü enerji erişimi, esnek lojistik yapılar ve daha şeffaf tedarik ilişkilerinden geçeceği sonucuna yer verildi.




