Denizli Haber -Denizli'nin Çal ilçesine bağlı Aşağıseyit Mahallesi, 8 asrı aşkın süredir devam eden köklü bir kültürel mirasa ev sahipliği yapıyor. 853'üncü kez gerçekleştirilen "Sudan Koyun Geçirme ve Çoban Bayramı", yöre halkının katılımıyla Büyük Menderes Nehri'nde düzenlendi. Yörük yaşamını, hayvancılık geleneklerini ve insan-hayvan arasındaki bağları simgeleyen etkinlik, kökenini hüzünlü bir aşk hikayesinden alıyor.
İMKANSIZ ŞARTI YERİNE GETİREN ÇOBANIN MÜCADELESİ
Geleneğin temelinde, Karakoyunlu Aşireti’ne mensup bir çoban ile yöredeki Oğuz beyinin kızı arasında geçen tarihî efsane yatıyor. Çoban, gönül verdiği beyin kızını babasından ister; ancak bey bu evliliğe razı olmaz. Kızını çobana vermemek için gerçekleştirilmesi imkânsız bir şart öne sürer: Sürüye üç gün boyunca tuz yedirilecek ve Büyük Menderes Nehri’nden su içirilmeden nehrin karşı kıyısına geçirilecektir. Çoban, bu ağır şartı kabul ederek koyunlarını üç gün boyunca tuzla besler. Ardından sürüyü Büyük Menderes kıyısına getirir. Susuzluğa dayanması güç olan hayvanlar, çobanın komutlarıyla su içmeden karşı kıyıya geçmeyi başarır.
AŞK EFSANESİNDEN GÜNÜMÜZE ULAŞAN BAYRAM
Çoban görevi tamamlamasına rağmen bey sözünde durmaz ve kızını vermez. Yaşanan büyük üzüntü nedeniyle hastalanan beyin kızı bir süre sonra hayatını kaybeder. Çoban ise yöreden uzaklaştırılarak ömrünü dağlarda kaval çalarak geçirir. Yöre halkı, bu trajik olayı ve sadakat öyküsünü unutturmamak amacıyla her yıl koyunları Büyük Menderes'in sularından geçirme geleneğini başlatmıştır. Asırlardır kesintisiz sürdürülen bu uygulama, günümüzde Çoban Bayramı ve kültürel bir yarışma olarak yaşatılmaya devam ediyor.