Denizli Haber - Mayıs ayındaki resmi tatiller ve Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla milyonlarca kişinin dinlenme fırsatı yakalayacağını belirten Makina Sanayici İş İnsanları Derneği (MAKSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sarı, üretim ve ticaret tarafında ise farklı bir tablonun ortaya çıktığını ifade etti. Sarı, yüksek enflasyon, artan maliyetler ve finansmana erişim sorunlarının işletmeleri zorladığını belirterek, “Ekonominin bu kadar zorlandığı bir dönemde Türkiye uzun tatillere gerçekten hazır mı?” sorusunu gündeme taşıdı.
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından uzun tatillerin yalnızca dinlenme anlamına gelmediğini kaydeden Sarı, iş yerleri kapalı olsa da kira, SGK primi, maaş, kredi ve vergi yükümlülüklerinin devam ettiğini vurguladı.
“İŞLETMENİN GELİRİ DURUYOR, GİDERLERİ DURMUYOR”
Uzun tatillerin birçok işletmede nakit akışını bozduğunu ifade eden Sarı, "Özellikle perakende dışındaki sektörlerde “9 günlük tatil” fiilen 12-13 günlük ekonomik yavaşlama anlamına gelebiliyor. Küçük esnaf için tatil dinlenme değil endişe olabiliyor. Büyük holdingler veya kurumsal şirketler uzun tatilleri daha kolay yönetebiliyor. Ancak, mahalle esnafı, küçük üreticiler, atölyeler, restoranlar, hizmet sektörü işletmeleri gibi günlük nakit akışıyla çalışan küçük işletmeler aynı rahatlığa sahip değil" dedi.

“TÜRKİYE’NİN DURMASI REKABET DEZAVANTAJI YARATABİLİYOR”
Uzun tatillerin turizm, otelcilik, restoran, ulaşım ve eğlence sektörlerinde ekonomik hareketlilik oluşturduğuna değinen Sarı, bu canlılığın tüm ekonomiye eşit şekilde yansımadığını savunarak, "Tatil ekonomisinden en fazla faydayı belirli sektörler alırken, üretim ve küçük ticaret tarafında ciddi yavaşlama yaşanabiliyor. Üretim ekonomisi durduğunda maliyetler artıyor. Türkiye gibi üretim odaklı büyümeye ihtiyaç duyan ekonomilerde uzun tatillerin başka bir etkisi daha bulunuyor: üretim kaybı. Özellikle sanayi üretimi, ihracat, lojistik, tedarik zinciri uzun tatillerden doğrudan etkileniyor. Bazı sektörlerde makinelerin durması, siparişlerin gecikmesi ve teslim sürelerinin uzaması ek maliyet oluşturabiliyor. İhracatçı açısından ise durum daha hassas. Çünkü dünya piyasaları çalışırken Türkiye’nin uzun süre durması, teslimat problemleri, müşteri kayıpları, rekabet dezavantajı yaratabiliyor" ifadelerini kullandı.
“KOBİ’LER İÇİN DESTEK MEKANİZMALARI GÜNDEME GELMELİ”
İş dünyasının uzun tatil dönemlerinde devlet desteklerini daha fazla tartıştığını belirten Sarı, SGK prim ertelemesi, kısa vadeli vergi kolaylıkları, düşük faizli işletme kredileri ve KOBİ destek paketlerinin gündeme alınması gerektiğini söyledi.

UZUN TATİLLERİN EKONOMİK MALİYETİ YETERİNCE HESAPLANIYOR MU?
Uzun tatillerin tamamen kaldırılmasının gerçekçi olmadığını vurgulayan Sarı sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomik gerçeklikler de göz ardı edilmemeli. Bugün Türkiye’de birçok işletme ay sonunu getirmekte, personel maaşını ödemekte, SGK primini yatırmakta, kredi borcunu çevirmekte zorlanıyor. Böyle bir ortamda uzun tatiller, bazı sektörler için fırsat, bazı sektörler için ise ciddi mali baskı anlamına geliyor. Asıl tartışılması gereken konu ise şu: Türkiye ekonomisi henüz tam anlamıyla normalleşmemişken, üretim ve ticaret tarafında kırılganlık devam ederken, uzun tatillerin ekonomik maliyeti yeterince hesaplanıyor mu? Çünkü bugün mesele sadece tatil yapmak değil; tatil sonrasında ayakta kalabilmek.”




