Gündem Haber - Özel "Biz bugün buraya Lüleburgaz'a bir miting yapmaya gelmedik. Biz bugün Lüleburgaz'dan bir selam vermeye, selam duymaya, tarihin doğru tarafında duranları görmeye, onlarla yol yürümeye geldik. Biz bugün buraya binaların, duvarların, tavanların arasına sıkışmaya değil, sizlerle birlikte meydanda tarihin önünde buluşmaya geldik. Biz bugün buraya öyle uzaktan bakmaya değil, göz göze gelmeye, omuz omuza vermeye geldik. Biz bugün buraya yaşadığımız onca sıkıntıya, saldırıya rağmen sinip, pısıp oturup beklemek yerine ayağa kalkmaya, yola çıkmaya geldik. İşte bu yüzden bugün Lüleburgaz'da tam da dedikleri gibi acayip, değişik bir kalabalık var." ifadelerini kullandı.

Özel şöyle devam etti:

"Ankara'da oturup milletin iradesine kafa tutanlara söylüyorum: Bu meydanlara, heyecana, öfkeye iyi bakın. Bu kalabalıkları toplayan ben değilim, bu kalabalıkları toplayan sizin adaletsizliğinizdir. Bu kalabalıkları toplayan bu milletin vicdanıdır. İktidarın imkânlarından yararlanıp da o koltuklarda oturup da Türkiye'nin huzurunu kaçıranlar bilsin; milletin belediyelerine çökenler bilsin, milletin partisine, Cumhuriyet'in partisine, CHP'ye çökmeye kalkanlar bilsin; diplomalara, mazbatalara çökmeye kalkanlar bilsin; siz çökmeye kalkarsınız ama bu millete siz diz çöktüremezsiniz, boyun eğdiremezsiniz. Emin olun elinizdeki tüm güçlerle saldırsanız da ne kadar kötü, ne kadar vicdansız, ne kadar acımasız olsanız da sizin gücünüz bize sökmez, milleti yenemezsiniz. Siz bizi yenemezsiniz."

"Bundan sonraki süreçte Kırklareli'yi asla üzmeyeceğimize söz veriyoruz"

Trakya'nın yeri benim gönlümde ayrı, Cumhuriyet'in ve Atatürk'ün sevdalıları burada. Kırklareli hep Cumhuriyet'in ve adaletin tarafında oldu. Tekirdağ, Edirne hep bizimle birlikte Cumhuriyet'ten, demokrasiden yana oldu; yönü hep çağdaş uygarlık oldu. Atatürk'ün askerleri hep yan yana durdu, hep birlikte oldu. Lüleburgaz'ı yedi dönemdir sosyal demokratlar yönetiyor. Bugün de bir evladınız, Murat Gerenli belediyemizi iki kez üst üste kazandı. Sizlere hizmetler yapıyor. Yaptığı işler önümde; yaptığı altyapı hizmetleriyle, parklarıyla, yeşil alanlarıyla, sevgi mutfağı projeleriyle, yeni doğan bebeklere, ailelerine sahip çıkmasıyla, üniversite öğrencileriyle ilgili yaptığı desteklerle, can dostlarımızla ilgili yaptıklarıyla belediye başkanımız sizin, bizim güvenimize layık oluyor. Biz de kendisini emeklerinden dolayı kutluyoruz. Teşekkür ediyoruz. Diğer yandan Kırklareli'nde son seçimlerde çok istememize rağmen istediğimiz sonucu alamadık. Kırklareli'nin sesini duyuyoruz, mesajını alıyoruz. Bundan sonraki süreçte Kırklareli'yi asla üzmeyeceğimize söz veriyoruz.

Gaziantep’te 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi
Gaziantep’te 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi
İçeriği Görüntüle

"263'üncü kez meydandayız, göz gözeyiz, omuz omuzayız, ayaktayız"

Bugün burada akrabalarımızla birlikteyiz dedik ama bir akrabamız şu anda bizden ayrı. Hemen yanı başınızdaki Silivri'nin seçilmiş belediye başkanı, yüzde 54 oyla seçilmiş Bora Balcıoğlu'nu iftiralarla, haksızca, partisine, ülkesine sahip çıktığı için, dik durduğu için, tarihin doğru tarafında durduğu için kendisini gözaltına aldılar. Şu anda gözaltında, Vatan Emniyet'te. Buradan Bora Balcıoğlu'na, ailesine and Silivri'ye bin selam olsun. Bugün burada 19 Mart darbesinden beri yani Tayyip Erdoğan'ın kendinden sonraki cumhurbaşkanına, AK Parti'nin kendinden sonraki iktidar partisine darbe girişiminden beri 117'nci kez bir otobüsün üstündeyiz, sizlerle birlikteyiz. Ve genel başkan olduğum günden itibaren bugüne kadar tam 263'üncü kez bir meydandayız, göz gözeyiz, omuz omuzayız, ayaktayız, mücadeledeyiz, iktidara doğru yürüyoruz.

"Emekle beraberiz, emekçiyle beraberiz"

Bağımsız Maden-İş; Manisa Soma'da haksızlıklara karşı susmayan, teslim olmayan, mücadele eden madencilerin kurduğu benim kardeşlerim, evlatlarımız... Daha sonra geçtiğimiz ay izleyip sizlerin desteğiyle Ankara'da haklarını söke söke alan Bağımsız Maden-İş, şimdi de Edirne'deki Özşen Madencilik'teki haksızlığa direniyor. Bugün madenciler yer altında açlık grevine başladılar. Vicdansız patron telefonları kesti; haberleşmeyi, elektriği kesti. Onlarla yukarıdaki arkadaşlarını irtibatsız bırakıyor. Buradan ilgili bakanları uyarıyorum: Maden şirketine derhal müdahale edilmesi, irtibatı kesilen madencilerin can güvenliğinin sağlanması lazım. Bir tek madencinin burnu kanarsa bunun hesabını sizden soracağım. Buradan Özşen Madencilik işçilerine Türkiye'deki tüm emekten yana meslek örgütlerinin, sendikaların, muhalefet partilerinin ve vicdanlı herkesin desteklerini iletiyoruz. Sonuna kadar arkanızdayız. Emekle beraberiz, emekçiyle beraberiz.

"Çiftçilerin durumunu görmek lazım, onlara sahip çıkmak lazım"

Tabii Kırklareli, Trakya olunca, mevsim buğday mevsimi olunca ve maalesef buğdayın fiyatı 16,5 lira olunca aslında bizim ana gündemimizin, esas gündemimizin ne olduğunu hatırlamak; aynı madencinin emeğini savunduğumuz gibi, alnının terini toprağa damlatan, o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun, çocuğunun geçimini sağlamaya çalışan çiftçilerin durumunu görmek lazım. Onlara sahip çıkmak lazım. Bugün ben bir bahçıvan torunu olarak, 12 yaşından beri traktör üzerinde çalışan bir kardeşiniz, evladınız olarak söylüyorum: Bugün buğdaya yüzde 22 zam vermişler. Mazot yüzde 50 artmış. Gübre yüzde 115 artmış. Kırklareli'nde ekmek 17,50 lira, 1 kilo buğday 16 lira. Böyle bir alışverişle 1 kilo buğdayın satılıp 250 gram ekmeğin alınamadığı bu düzenin adı AK Parti'nin kara düzenidir. Bu düzeni yıkacağız. Alnının terini toprağa damlatanlara sesleniyorum: Bu haksızlığa son vereceğiz. 21 lira maliyeti olan buğdaya 16,5 lira ödeyen bu kara düzenin karşısında hep birlikte duracağız. Biz çiftçiye, AK Parti'nin kanundaki desteklemenin beşte birini verdiğini, yani yüzde 1 vereceğine binde 2 verdiğini biliyoruz. Biz zirai kredilerde yapılan büyük haksızlıkları biliyoruz. Biz Türkiye'de Trakya kadar bir alanın çiftçilerin mallarının bankalarda ipotekli olduğunu, bankaların eline geçtiğini biliyoruz.

"Bizim yürüyüşümüz 103'üncü yılında yeniden halkın iktidar olmasıdır"

Ve buradan açıkça söylüyoruz: Bu düzen değişecek. Bir devir kapanıp yeni bir devir başlayacak. O dönemin ilk başında çiftçilerin bütün kredilerinin faizleri bir seferlik silinecek. Ana para üç ila beş yıla bölünecek. Bundan sonraki süreçte yeni bir sayfa açılacak ve zenginlere geçiş garantisi, uçuş garantisi, gelir garantisi verilmesi bir tarafta artık onlar duracak ama çiftçiye geçim garantisi, üretim garantisi, alım garantisi verilecek. En büyük değişimi siz hissedeceksiniz. Sonuncusu gibi çiftçiye 'Al ananı da git' diyen bir cumhurbaşkanı gidecek; birincisi gibi çiftçiyi milletin efendisi gören bir cumhurbaşkanı gelecek. AK Parti'nin bu kara düzenini bitirmeye var mısınız? İşte AK Parti'nin kara düzeni bitecek, bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Hiç şüphe yok. Bugün Lüleburgaz'da bu enerjiniz, öfkenizi enerjiye dönüştürdüğünüz bu azminiz, bu kararlılığınız, bu sahip çıkışınız, bu yola koyuluşunuz, arkamızda duruşunuz bize kazandıracak, size kazandıracak, Türkiye'ye kazandıracak. Asla korkmayacağız, asla durmayacağız, asla teslim olmayacağız.

Bu kara düzenin mağduru sadece çiftçiler değil; her zaman meydanları dolduran 20 bin lira maaşa mahkûm edilen emekliler, 28 bin lirayla geçinmek zorunda bırakılan asgari ücretliler, sayısı 10 milyonu aşan işsizler, siftah yapamayan esnaflar hep birlikteler. Gelecekten ümidi kesmiş gençler ve aileleri yeni bir umut için, yeni bir başlangıç için, yarına umutla bakabilmek için buradalar. Bizim başlangıcımız, bizim yürüyüşümüz bir kişisel itiraz, bir parti ya da bir partinin kendi içindeki mücadelesi değil; bizim yürüyüşümüz varsa yoksa, 103'üncü yılında yeniden halkın iktidar olması, yeniden Gazi'nin evlatlarının iktidar olması mücadelesidir."

Özel, konuşmasının devamında "Emekliler burada mı? Emekçiler burada mı? Çiftçiler burada mı? Madenciler burada mı? Gençler burada mı? O zaman kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" diyerek Lüleburgazlılar ile birlikte şarkıya eşlik ederek slogan attı.

AK Parti iktidarının kara düzeninin topyekün millete saldırdığını belirten Özel, şunları söyledi:

"İşte tam da mesele burada. Herkes bu kara düzenin bize saldırdığını sanıyor. Hayır, aslında topyekûn millete saldırıyorlar. Milletin değiştirme umuduna, değiştirme ihtimaline saldırıyorlar. Esas saldırdıkları, Cumhuriyet'in en büyük kazanımı sandık, seçme ve seçilme hakkı. Ekrem İmamoğlu'na saldırırken seçme hakkınıza, partimize saldırırken demokratik rejime, siyasi partiler sistemine saldırıyorlar. Bizi sustururlarsa, bizi sindirirlerse kim yürüyecek bu madencilerle beraber? Emeklinin, emekçinin halini biz konuşmazsak kim konuşacak? Sömürülen çiftçiyi, perişan olmuş hayvancılıkla uğraşanları halkın partisi savunmazsa kimscan savunacak? O yüzden bugün bizi adaysız bırakmak, kurumsuz bırakmak, lidersiz bırakmak çabalarının hepsi milleti umutsuz bırakmak ve artık ezilenlerin ezilmeyi kabul etmesini, sömürülenlerin sömürüye boyun eğmesini, umudu kalmayanların mücadeleyi bırakmasını, sinmesini, geri adım atmasını sağlamak için yapıyorlar. İşte tarihin kırılma anındayız. Atatürk'ün partisini darbecilerin kapattığı gibi seçilmişten alıp atanmışa vermeye kalktılar" ifadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

"Elbette öfkelisiniz, kırgın ve kızgınsınız. Ama mesele Özgür Özel'in meselesi ya da CHP'nin meselesi değildir, bizim iç meselemiz değildir. CHP'de kavga var diye haber yapmak isteyenlere buradan söylüyoruz: Mesele CHP'nin, Özgür Özel'in, ekibinin, yol arkadaşlarının kaybetmeye itirazı, değiştirmeye olan inancı, bu milletin emeklisinin, emekçisinin, işçisinin, çiftçisinin iktidarı değiştirme kararlılığıdır. Mesele Erdoğan ile millet arasındadır. Biz buradayız, biz bir yere gitmiyoruz. CHP burada."

"Suçumuz seçim kazanmak"

Parti oyunu yüzde 25'ten beş ayda yüzde 38'e çıkaranlar bugün saldırı altındadır. Bizim suçumuz seçim kazanmak, kazanacak adaylar bulmak, bundan sonrası için de bunda kararlı olmaktır. Bizim suçumuz müesses nizama karşı çıkmak; bizim suçumuz zengin daha zengin olacak, fakir yerinde oturacak, emekli, emekçi, orta direk bulduğuyla yetinecek, açlığa direnecek anlayışına karşılık, 'Yok öyle yağma, kısa çöp uzun çöpten hakkını alacak' dememizdir. Bizim suçumuz, herkesin toplu iş sözleşmesinin olduğu, grev hakkının olduğu sendikayı Türkiye işçi sınıfına vadetmektir. Şunu bilelim, CHP'de kavga yoktur. Esas mesele, Tayyip gidecek, biz geleceğiz meselesidir. Erdoğan gidecek, bu milletin iktidarı gelecektir. Yoksa partideki bir tartışma, partideki bir kapışma değil; esas mesele çeyrek yüzyıldır süren sömürü düzeninin bitmesi, Erdoğan iktidarının gitmesi, halkın iktidar olma meselesidir.

"Amerikan emperyalizmine itiraz ettiğim için hedefteyim"

Bu ülkede bir kavga varsa, milletle AK Parti'nin kara düzeni arasındadır. Bu kara düzenle uzlaşanlara, bu kara düzene teslim olanlara, bu kara düzene aparat olanlara nefes tüketmeyeceğim. Tüm nefesimi milleti iktidar yapmak için büyük yürüyüşte tüketeceğim. Biz, partide ya da devlette hâkimiyet alanları arayanlar değiliz. Biz meydanlardan meşruiyet alanlarız; meydanlardan güç alan, meydanlara umut verenleriz. Çünkü kara düzende hesap, karşısındaki rakibi kendi belirlemektir. Kara düzende gerçek bir sandık, gerçek bir rakip, gerçek bir seçim ve değiştirme ihtimali yoktur. AK Parti'nin kara düzeni, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün cumhuriyet düzenini hedef almaktadır. AK Parti'nin kara düzeni, Tom Barrack'ın, Trump'ın hesaplarıyla vicdanlı monarşiler, tek adam rejimleri deyip, aynı Orta Doğu'daki gibi ülkenin başında kimin olduğuna Amerika'nın karar verdiği bir düzen dayatmaktadır. İşte biz seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi, biz sizin evlatlarınız... Emekli öğretmen çocuğu Özgür Özel, Amerikan emperyalizmine itiraz ettiği için hedeftedir. Korkmuyorum. Neden? Bu meydanı görüyorum, cesaret doluyorum, cesaret alıyorum.

"Sen bu işin tam göbeğindesin"

Biz, partimize butlan atanıp polis gelip bizi söke söke atmaya çalıştığı gün, bir binayı gerimizde bırakıp, arkamızda eski nesil bir anlayışı geride bırakıp, eskimiş, köhneleşmiş, yozlaşmış bir kara düzeni arkamızda bırakıp, yağmurun ve dolunun altında çıktığımız bir yolda, parolamızın yürüyüş, pusulamızın millet, hedefimizin iktidar olduğu bir yürüyüşü başlattık. Bunun için çok sevdiğimiz baba evimizden ayrıyız fiziken. Ancak baba evi, Atatürk'ün evidir ve evlatları neredeyse ev orasıdır. Baba evi Lüleburgaz Meydanı'dır. Erdoğan bir paniğin içinde ve Erdoğan bu değişimi, bu heyecanı, bu tepkiyi ve milletin sahip çıkışını görüyor. Erdoğan sokaktaki heyecanı ve milletin idrakini görüyor. Bu yüzden büyük bir telaş içinde, 'Biz bu işin içinde yokuz' demektedir. Ben Erdoğan'a buradan sesleniyorum: Sen bu işin tam göbeğindesin. Ona da şu müjdeyi vereyim. Siz de ona bu müjdeyi bugün veriyorsunuz: Erdoğan ve onun gibi düşünenler yolun sonunda, biz daha yolun başındayız.

"Bu meydanlarda yeni bir kurucu irade var"

Attıkları çamurlar bize bulaşmaz, yapışmaz, yapışamaz. Bize, bu partinin evlatlarına hırsız dediler, yolsuz dediler, terörist dediler, casus dediler, FETÖ'cü dediler. Bunların hiçbirisi bize yapışmaz, ellerindeki kiri bize bulaştırmaya çalışıyorlar. O kir bu bedene tutmaz. Hadi ordan; kendi kirinizle, kendi pisliğinizle kalın. Hep bir ağızdan çıkmışlar, 'CHP sokakları karıştırmak istiyor' diye farklı mecralardan farklı kişiler aynı sözleri söylüyor. Bu korkaklıktır, alçaklıktır. 263 tane miting yaptık. Bugün 263'üncüsü. Bu mitinglerde bir kişinin burnu kanamamıştır, cüzdanı çalınmamıştır. Türkiye'nin umudu bu meydanlardaki güzel insanların güçlü iradesidir. O yüzden kimsenin kırıp dökmediği, yanındakine kötü bakmadığı, ayrılırken mutsuz ayrılmadığı bu meydanlar, Türkiye'nin yarınlarının umutlarının temelinin atıldığı meydanlardır. Bu meydanlarda yeni bir kurucu irade vardır. AK Parti'nin tahrip ettiği ne varsa ya da bizi hayal kırıklığına uğratanların kaybettiği ne varsa bu meydanlar onu aramakta, onu bulmakta, onu kurmaktadır. Yeniden güçlü bir cumhuriyeti, yeniden güçlü bir sosyal devleti, yeniden demokrasiyi, yeniden yasaksız Türkiye'yi ve nihayet vizesiz dolaşacak Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu kazandıracak bu meydanın iradesidir. Siz; eskiyi terk eden, yeniyi kuran, kuruluşa yüreğini, bedenini koyan ve Türkiye Cumhuriyeti'ni bir kez daha ayağa kaldırmaya and içmiş on milyonlarsınız.

Sahaya gidip gelen, memleketine gidip gelen her milletvekili, her siyaset arkadaşım ve konuştuğumuz her biriniz diyorsunuz ki: 'Bu yaşananlar sadece CHP'lileri değil, tüm siyasi görüşlerde insanları bir araya getirdi; herkes bu yapılanlara karşı, bizim arkamızda.' Bu kapsayıcılık, bu milletin feraseti, haksızlığa karşı doğru yerde durması, bu milletin en büyük ikinci umududur. Birinci umut, meydanlara irade koyan, emek koyan sizlerin varlığı; ikinci umut bu milletin sessiz çoğunluğunun feraseti ve sandık sabrıdır. Kimi buna dip dalga diyor, kimi sosyolojik okumalar yapıyor. Bu aziz millet sandığı bekliyor. Bu aziz millet bizi bekliyor, kendisinin iktidarını bekliyor. Kendi sesini duyurmayı bekliyor.

O zaman yeni iktidarın kurucuları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün partisinin ikinci yüzyıldaki iktidarının kurucuları; aynı Kurtuluş Savaşı gibi herkesle kol kola girmeye, kimseyi ayırmamaya, herkesi cepheye çağırmaya, herkesi ikna etmeye, bir büyük mücadeleye, bir büyük kurtuluşa, yepyeni bir başlangıca var mısınız? Benim güvendiğim tek şey sizlersiniz. Onların ellerinde devletleri, TOMA'ları, gazları, copları, savcıları, hakimleri vardır ama hiç unutmasınlar ki, meydana kim hakimse eninde sonunda o kazanacaktır.

"Türkiye'nin tüm demokratları ailemizdir"

Biz, AKP yargı kollarına indirmiyoruz koskoca Türk yargısını. Şunu biliyoruz ki yüzde 98'lik bir çoğunluk yapılanlardan utanarak, tasvip etmeyerek ve bu yapılanların felaket ürettiğini bilerek, ibretle, korkarak ve sabırla takip ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir avuç zümrenin zaptedebileceği bir devlet değildir. Bu ülkenin kurucu partisinin seçilmiş genel başkanı olarak söylüyorum: Millet bizimledir, devlet bizim devletimizdir. Siz sonuçta ne askersiniz, ne kul, ne tebaa. Siz benim bu vakitten sonra ailemsiniz. Aile her şeydir; ne zaman başımız sıkışsa ona sığınırız, yüzümüzü ona döneriz. Türkiye'nin tüm demokratları da bizim ailemizdir, tüm demokratları kucaklıyorum. Bu iktidarı hep beraber değiştirip halkın iktidarını kuralım yeter ki. Tüm demokratları ailemiz görüyoruz, ailemiz biliyoruz.

Milli Takım'a başarı diledi

Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz. İnsan dostunu en iyi yolda tanır, yolculukta tanır. Millet de bu yolda bizi de sizi de çok daha yakından tanıyacak. Tanış olacağız, dost olacağız, kardeş olacağız. Bu hikaye ne Özgür Özel'in ne sadece CHP'nin. Bu hikaye, birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti'ndeki herkesin hikayesidir, milletin hikayesidir. Bana inanın ki, hiçbir işi yarım bırakmadık, bu yürüyüşü yarım bırakmayacağız. Bu partiyi eninde sonunda iktidara taşıyacağız. Ay yıldızlı al bayraklar sallanıyor. Biz hep birlikte Türkiye İttifakıyız. Milli takım kazanınca ayağa kalkan, bu bayrak dalgalanırken gırtlağı düğümlenen herkes Türkiye İttifakı'ndadır demiştim. Yarın milli takımımızın maçı var. Buradan bir kuvvetli destek alkışı yolluyoruz, başarılar diliyoruz. Milli takım hepimizindir; ne bir partinin, ne bir siyasetçinin, tüm milletin takımıdır. Yolları açık olsun, onlara destekliyoruz, onlara inanıyoruz.

O kötü karardan sonra millete sığınıp, millete yaslanıp hep birlikte sarılıp bu meydanda ilk buluşmamız. Bugünü gün geldiğinde ben de unutmayacağım, tarih de unutmayacak. Parolamız yürüyüş, pusulamız millet, rotamız iktidardır. Birlikte bir yola çıktık, iktidara varacağız. Hazır mısınız? Benimle, Ekrem Başkanla, Mansur Başkanla yürümeye hazır mısınız? Haydi o zaman yürüyelim arkadaşlar."

Kaynak: İHA