Pencereden Süzülen Hatıralar

Yazın en sıcak günlerinde serinleten bir hava pencereden usulca içeriye süzülüyor ve bahar kendini hatırlatıyor. Mevsimler değişiyor, insanlar uyum sağlıyor ve akıp giden zamanın içinde yaşamımıza çekiliyoruz.

Akşamüstleri artık eskisi gibi uzun, sabahlar da sabırlı değil. Aceleci, hareketli ve hızlı geçen günlerle birlikte mevsimleri deviriyoruz. Yazın kavurucu sıcaklarının içinde, serinleten havalar, yağmurun bıraktığı o eşsiz heyecan ve toprak kokusu bizi sarıp sarmalıyor. Sonbaharın bizi karşılamaya yakın olduğu şu günlerde sabahları uyanmak ve akşamları eve dönmek daha huzurlu geliyor.

Mevsim geçişleri aslında, matematiksel bir olgu dışında, insan ruhunu da değiştiriyor. Yaz boyunca açık kalan pencereler, soğuk içecekler ve daha uzun süren gün ışığı; yerini erkenden kapanan perdelere, sıcak içeceklere ve sokaklarda telaşın bittiği bir sakinliğe bırakıyor.

Belki de birçoğumuzun sonbaharı sevmesinin sebebi budur. Eskileri anımsatıyor olması. Portakal kabuğu kokusu, sıcak soba başında geçirilen uzun saatler. Bize yavaşlamayı ve kendini dinlemeyi anlatıyor. Serinleyen havalarla birlikte ruhumuz da ferahlıyor. Dolaplardan çıkan montlar, her odada kaloriferlerin verdiği sıcaklık, yerini bulan battaniyelerle yağmur kokusunu hissetmek.

Zaman akıp geçti, devir değişti, insanlar değişti ama hatıralarımız hala aynı. İlk günkü gibi canlı ve hissettiklerimiz yanı başımızda. Geriye dönüp baktığımızda ise neleri bıraktığımızı, neleri hala taşıdığımızı düşünüyoruz. Havaların serinlemesiyle değişen duyguların en güzel tarafı da bu olabilir. Bize üşümeyi değil, durup düşünmeyi hatırlatıyor.

Sonbahar henüz tam anlamıyla gelmedi belki ama serinlemeye başlayan havalar kapıyı hafifçe araladı.

Mevsimler geçer, bazı insanlar hayatımızdan çıkar, bazı günler bir daha geri gelmez. Ama hissettiklerimiz, hatırladıklarımız ve içimizde bıraktıkları izler bizimle kalır.