Ekonomi Haber - Sanayici ve ihracatçının son iki yılda şirket bilançolarında ciddi kayıplarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Sözkesen, geçmiş yıllarda elde edilen kârların ve şirketlerin biriktirdiği yedek akçelerin büyük ölçüde kullanıldığını dile getirdi. Sözkesen, şirketlerin yüksek faizli kredi kullanmamak için ellerindeki öz kaynakları sonuna kadar değerlendirdiğini belirterek, “İş dünyası geçmiş yıllarda elde ettiği kârları, kenara koyduğu stokları, hepsini sonuna kadar kullanmış durumda. Herkes birikimi neyse, şirketine ne şekilde ek sermaye yaratabiliyorsa, ne koyabilecekse, dişinden tırnağından artırdığını şirkete koyarak minimum borçlanma ile bu dönemi geçirmeye çalışıyor” dedi.

“YÜZDE 50 FAİZLE KREDİ KULLANMAK MÜMKÜN DEĞİL”
Türkiye'de finansman maliyetlerinin sanayicinin yatırım yapmasının önündeki en önemli engellerden biri olduğunu vurgulayan Sözkesen, mevcut faiz seviyeleriyle kredi kullanmanın şirketler açısından sürdürülebilir olmadığını söyledi. Sözkesen, “Bu dönemi neden böyle geçirmeye çalışıyoruz Bankaya dönüp kredi istediğiniz zaman yüzde 50 faiz var. Yüzde 50 faiz dediğiniz zaman bunu ödemek zaten mümkün değil. Şu anda maliyetine iş yapıp zarar etmemeye çalışıyoruz. Sanayicinin ve ihracatçının hedefi para kazanmak değil, zarar etmemek” diye konuştu.
Bankaların da yüksek maliyetlerle kaynak topladığına dikkat çeken Sözkesen, kredi faizlerinin yüksek olmasının bankaların fonlama maliyetleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Sözkesen, “Bankalar evet, zaman zaman kredi veriyorlar fakat onların da yapabileceği bir şey yok. Yüzde 45 ile mevduat topluyorlar. Yüzde 45 ile mevduat toplanan yerde kredi tabii ki yüzde 50 olur” dedi.




