Tatil biter, yolculuk devam eder

Tatil deyince aklınıza ne geliyor? Uçsuz bucaksız bir deniz, yemyeşil bir doğa ya da şehirden uzaklaşmak için çıkılan uzun bir yolculuk… Kimi zaman telefonu mümkün olduğunca az kullanıp sabahları alarm kurmadan güne uyanmak, kimi zaman da kendimize ve sevdiklerimize daha fazla zaman ayırmak için planlar yapıyoruz.

Hepimizin dinlenmeye ihtiyacı var. Ve kendini dinlemeye. Bir yeri anlamaya çalışarak, orada yüzyıllar önce kimlerin hayaller kurduğunu, nefes aldığını, adımlar attığını düşünmek başka bir düşünce kazandırıyor insana.

Bir antik kente gittiğimizde hayranlıkla baktığımız bugüne uzanan muhteşem eserler, doğanın bize sunduğu yemyeşil huzur ve denizin uçsuz bucaksız sefası. Bunların hepsi zihnimizi dinlendiren ve harekete geçiren konfor alanı oluyor. Üstelik çok uzaklara gitmeye de gerek yok. Türkiye’nin dört bir yanında bizi bekleyen öyle tarih ve doğa var ki şanslı olduğumuzu bir kez daha anlıyoruz. Doğanın içinde uyuyarak, sabah denize uyanmak mümkün. Kentin tarih kokan yollarında yürümekte.

Tatil bize yorgunluğu atmanın yanında, yeni bir yaşam alanı, düşünce limanı ve belki de hedeflerimize giden yolda bir ufuk kazandırabilir. Doğayı dinlemek, izlemek bir takım değişikliklere de yol açabilir.

Çünkü bazen insanın gerçekten dinlenmesi için hiçbir şey yapmaması değil, başka bir şey yapması gerekir.

Yeni bir yol görmek, yeni bir hikâye dinlemek, yeni bir manzara karşısında durmak... Tatil dönüşü valizimizde kıyafetten ve hediyeliklerden fazlası olmalı. Anları sakladığımız fotoğraflar dışında samimiyetle heyecanlandığımız ve kendimize ait birikimler edindiğimiz yeni yolculuklar olsun. Yani bütün gördüğümüz, gezdiğimiz, konuştuğumuz, hissettiğimiz güzellikler de bizimle gelsin.

Ve belki de bu yaz, rotamızı sadece denize değil; tarihe, doğaya ve biraz da kendimize çevirmeliyiz.