Bazı isimler vardır; sadece bir çağrışım değildir. Bir dönemi, bir direnişi, bir umudu taşır içinde. “Temmuz” da o isimlerden biri… Şiirde başka, hayatta başka yankılanır ama her seferinde insanın içine aynı duyguyu bırakır: direnç. Bugün o ismin sahibi genç bir üniversite öğrencisi yeniden mahkeme yolunda. Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından başlayan ‘Saraçhane Protestoları’nda 23 Mart'ta gözaltına alınan ve 26 Mart'ta tutuklanan Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğrencisi Denizlili Temmuz Akyol halen (16 aydır) tutuksuz olarak yargılanıyor. “Kanuna Aykırı Toplantı Ve Yürüyüşlere Silahsız Katılarak İhtara Rağmen Kendiliğinden Dağılmama” iddiası ile 66 öğrenci ile birlikte yargılanan Temmuz Akyol’un duruşması önümüzdeki 3 Temmuz 2026 tarihinde İstanbul’da 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilecek. 26 Mart 2025 tarihinde tutuklanan 21 yaşındaki Üniversite öğrencisi Temmuz Akyol 19 gün Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu kalmış ve “gözaltı sırasında kırılan gözlüğünün yenisinin cezaevinde bir türlü kendisine verilmemesi öyküsü” adeta gündem olmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında tutuklanan Denizlili öğrenci Temmuz Akyol aynı gün gözaltına alınan 66 üniversiteli ile birlikte serbest bırakılmıştı.
TEMMUZ’UN DURUŞMASI 3 TEMMUZ’DA!
Evet, Temmuz Akyol, 19 Mart 2025’te başlayan ve kamuoyunda “Saraçhane Protestoları” olarak bilinen süreçte gözaltına alınan gençlerden biriydi. 23 Mart’ta gözaltına alındı, 26 Mart’ta tutuklandı. Henüz 20 yaşındaydı. Günlerce Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde kaldı. Gözaltı sırasında kırılan gözlüğünün kendisine uzun süre verilmemesi ise kamuoyunun hafızasına kazınan ayrıntılardan biri oldu. Şimdi ise yeniden hâkim karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Duruşma tarihi: 3 Temmuz 2026. Yer: İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi… Temmuz Akyol’un da aralarında bulunduğu çok sayıda genç hakkında yöneltilen temel suçlama, 2911 sayılı yasa kapsamında “ihtara rağmen dağılmamak” iddiası… O günlerde İstanbul Valiliği’nin aldığı toplantı ve gösteri yasağı gerekçe gösterilmişti. Ancak süreç içinde İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin bu yasağı hukuka aykırı bularak iptal etmesi, tartışmaları daha da büyüttü. Çünkü mesele artık yalnızca bir gösteri meselesi değil. Mesele; gençlerin demokrasiye, hukuka, ifade özgürlüğüne ve geleceğe dair söylediklerinin nasıl karşılık bulduğu meselesi… Bugün Türkiye’de binlerce genç, sadece eğitim değil; aynı zamanda adalet, özgürlük ve eşitlik arıyor. Üniversite sıralarında başlayan itirazlar, zaman zaman meydanlara taşıyor onları. Kimi zaman bir pankartta, kimi zaman bir yürüyüşte, kimi zaman da bir mahkeme salonunun kapısında görüyoruz. Temmuz Akyol’un hikâyesi de biraz burada düğümleniyor. Bir yanda gençliğin enerjisi, öfkesi ve umutları… Diğer yanda hukuk, güvenlik, siyaset ve baskı tartışmaları…
BİR OĞLU OLDU, ADI TEMMUZ!
Öte yandan toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulan şey ise şu soru: “Bu ülkenin gençleri neden kendilerini sürekli bir savunmanın içinde buluyor?” Belki de bu yüzden Hasan Hüseyin’in dizeleri bugün hâlâ güncel:
“bir oğlum olacak adı temmuz, uykusuz, korkusuz, beter mi beter/ bir oğlum olacak adı temmuz, karataşın göbeğinde aşk, karataşın göbeğinde barış, karataş çatladı çatlayacak, bende bitmeyen kavga, onda yeniden başlayacak/ bir oğlum olacak adı temmuz, öfkede benden fırtına, sevgide deniz/ bir oğlum olacak adı temmuz, dilinde en güzel sesi Türkçemin, kulağı en yiğit şarkılarla delik/ karataşın göbeğinde aşk, karataşın göbeğinde barış, karataş çatladı çatlayacak, ben direndim yorulmadım, o yorulup yıkılmayacak…” (Hasan Hüseyin Korkmazgil)
TEMMUZ'DA ÖZGÜRLÜK!
Denizli’de toplumsal duyarlılığıyla bilinen Diş Hekimleri Odası Başkanı Musa Akyol ile eşinin, oğullarına bu adı verirken, (Temmuz adını) şiirin ruhundan etkilenip etkilenmediğini bilemeyiz. Ama hayat bazen isimlerle kader arasında böyle bilinçli ancak ilginç köprüler kuruyor. Bugün o “Temmuz”, bir mahkeme tarihini bekliyor. Ve belki de Türkiye’nin asıl meselesi tam burada başlıyor: Gençlerin korkmadan konuşabildiği, düşüncelerini ifade ettiği ve adalet karşısında eşit hissedebildiği bir ülke özlemi… “Saraçhane’nin göbeğinde aşk, Saraçhane’nin göbeğinde barış…”