Denizli Haber - 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma İlçesinde kömür madeninin de çıkan yangın ve ardından oluşan karbonmonoksit gazı nedeniyle 301 madenci hayatını kaybetmişti. Bu olay, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en fazla can kaybıyla sonuçlanan iş ve madencilik kazası olarak kayıtlara geçerken, facia yalnızca Soma’da değil tüm ülkede derin bir üzüntüye neden olmuş; iş güvenliği, maden denetimleri ve çalışma koşulları konularında geniş çaplı tartışmaları da beraberinde getirmişti.
“YÜREĞİMİZİN EN DERİNİNDE HİSSEDİYORUZ”
Soma Faciasının 12’nci yılı nedeniyle Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Denizli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mehmet Öztürk, yazılı bir açıklamada bulundu. Faciada hayatını kaybeden 301 madenciyi bir kez daha saygı ve minnetle andıklarını ifade eden Öztürk, “Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin 301 madencimizin acısını yüreğimizin en derininde hissetmeye devam ediyoruz. Ülkemizdeki pek çok acı deneyimin bizlere defalarca gösterdiği gibi Soma’da yaşananlar ne kaderle ne de tesadüfle açıklanabilir. Soma Faciası; bilimsel ve teknik gerekliliklerin yok sayılmasının, kamusal denetimin etkisizleştirilmesinin, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin maliyet unsuru olarak görülmesinin sonucudur. İnsan yaşamı yerine şirketlerin kârını esas alan politikalar, 301 madencimizin yaşamına mal olmuştur” ifadelerini kulandı.
“SOMA FACİASI BASİT BİR İHMAL DEĞİLDİR”
Soma Faciasının basit bir ihmal olmadığını belirten Öztürk, “Madencilik bilgi ve birikiminin yok sayılmasının, teknik bilgi ve altyapı yetersizliğinin, bilimin yerine keyfiliğin, emeğe ve emekçiye saygı yerine kâr hırsının sonucudur. Madencilik; bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren en ağır ve en riskli iş kollarından biridir. Ancak yıllardır uygulanan özelleştirme, taşeronlaştırma ve piyasalaştırma politikaları; kamusal madencilik birikimini tasfiye etmiş, üretimi teknik altyapısı yetersiz, denetimsiz ve kuralsız çalışma koşullarına teslim etmiştir” dedi.
“İŞ CİNAYETLERİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”
Türkiye’de iş cinayetlerinin her geçen gün arttığını kaydeden Öztürk, “Oysa yaşanan iş cinayetlerinin ve iş kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu çok iyi biliyoruz. TMMOB olarak hazırladığımız her raporda, düzenlediğimiz her konferansta, gerçekleştirdiğimiz her eylemde ısrarla altını çiziyoruz: Bilimsel ve teknik ölçütler doğrultusunda gerekli adımların atılması, etkin ve bağımsız bir denetim mekanizmasının oluşturulması, çalışma yaşamının kamu yararı ve emekçilerin yaşam hakkını esas alan bir anlayışla yeniden düzenlenmesi halinde göz göre göre gelen faciaların önüne geçmek mümkündür” diye konuştu. Öztürk mevcut iktidarın, insanların yaşamını değil üretimi ve karı önceleyen bir politikada ısrarcı olduğunu dile getirdi.

“MADENCİLER DÜŞÜK ÜCRETLERE ÇALIŞTIRILIYOR”
Madencilerin ekonomik anlamda düşük ücretlerle çalıştırıldığını kaydeden Öztürk, “Bugün hâlâ madenciler düşük ücretlere, güvencesiz çalışma koşullarına ve hak gasplarına karşı mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bunun en yakın örneklerinden birini, Ankara’da Kurtuluş Parkı’nda ücretleri ve gasp edilen hakları için direnen, açlık greviyle seslerini duyurmaya çalışan işçilerin mücadelesinde gördük. Birçok işyerinde emekçiler en temel hakları için grev ve direnişlerini sürdürmektedir. Emekçileri işsizlik ile ölüm arasında tercih yapmaya zorlayan bu anlayış değişmediği sürece yeni Soma’ların yaşanmasının önüne geçmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
“SOMA’YI UNUTMAYACAĞIZ”
Soma faicasının ardından yaşanan sürece dair değerlendirmelerde bulunan Öztürk, “Dava süreci boyunca yaşananlar ve mahkemenin verdiği kararlar, faciada kaybettiğimiz 301 madencinin acısı üzerine adaletsizlik ve haksızlık duygusunun daha da büyümesine neden olmuştur. Son olarak kamu görevlilerinin yargılandığı davada istinaf mahkemesinin zamanaşımı kararı vererek dosyayı kapatması, Soma’da yaşanan büyük iş cinayetinde kamu sorumluluğunun yargı eliyle görünmez kılındığını bir kez daha ortaya koymuştur. Gerçek sorumluları koruyan ve cezasızlığı esas alan bu anlayış, toplumun vicdanında derin yaralar açmıştır. Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin Soma’yı unutturmak isteyenlere rağmen 301 madencimizi, ailelerinin adalet mücadelesini ve bu düzenin yarattığı acıları unutmayacağız. TMMOB olarak; eşit, özgür, demokratik ve emekten yana bir ülke ile insanca çalışma ve yaşam koşullarının sağlanması için mücadelemizi sürdüreceğiz. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin kamusal bir anlayışla ele alındığı, taşeronlaştırmanın, kuralsızlaştırmanın ve güvencesiz çalışmanın son bulduğu bir çalışma yaşamı için mücadelemize devam edeceğiz. Maden ocaklarında, bir avuç kömür için bir ömür verenleri, başta Soma olmak üzere kaybettiğimiz tüm madencileri ve iş cinayetlerinde hayatını kaybeden tüm emekçileri büyük bir saygıyla anıyoruz. Soma’yı unutmayacağız, unutulmasına izin vermeyeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.




