Her yıl farklı şehirlerde çıkan orman yangınları, ormanlarımızla birlikte, doğal yaşamımızı, umutlarımızı da alıp götürüyor.
Özenle diktiğimiz, emekle büyüttüğümüz ağaçlarımızın yok olması birkaç dakikaya bakıyor. Bir kıvılcım ve dikkatsizlikle binlerce hektar ormanlarımız yok olabiliyor. Söndürülmeyen piknik ateşi, yol kenarına atılan izmarit, yakılan anızlar yaşamın verimini alıp götürüyor.
Ormanlarımız sadece yeşil alanlar değil, aynı zamanda nefes kaynağımız, canlıların yaşam alanı, dünyanın doğal dengesini sağlayan en önemli parçalardandır. Yangınlarla birlikte doğal denge bozuluyor ve binlerce canlı yaşamını kaybediyor. Toprak verimsizleşiyor, kendini toparlaması yıllar süren uzun bir emeğe yerini bırakıyor.
Ekipler, günlerce uykusuz kalarak, gece gündüz binbir fedakarlıkla yangını söndürmek için mücadele ediyor. Ama asıl önemli olan bu yangınların hiç çıkmaması için çaba göstermemiz ve bilinçli hareket etmemizdir.
Kendimize şunu sormalıyız: Ben doğa için ne yapıyorum? Gelecek nesillere aktarabilmek için nasıl davranıyorum? Sorumluluklarımı yerine getirerek doğaya karşı görevimi yerine getiriyor muyum?
Çünkü yanan sadece orman değil; nefesimiz, geleceğimiz ve ortak yaşam alanımızdır. Doğayı korumak bir tercih değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.