Yaşam

Asırlardır damakları tatlandıran 9 Türk tatlısının hikâyesi

Türk mutfağı denilince akla gelen ilk şeylerden biri şüphesiz tatlılar oluyor. Peki, her bir lokmasında ayrı bir tarih yatan bu geleneksel tatlıların tabaklara gelene kadar hangi yollardan geçtiğini hiç merak ettiniz mi? İşte o tatlıların hikâyeleri...

Yaşam Haber - Türk mutfağının en dikkat çekici unsurlarından biri, köklü geçmişiyle öne çıkan tatlı çeşitleri oluyor. Her biri farklı bir kültürel mirasın izlerini taşıyan bu geleneksel lezzetler, yüzyıllar boyunca süregelen bir mutfak kültürünün parçası olarak günümüze ulaştı. Peki, tarih boyunca şekillenen bu eşsiz tatlılar, sofralarımıza gelene kadar hangi aşamalardan geçti? İşte o tatlıların hikâyeleri...

Tel Kadayıflı Sakızlı Muhallebi

Muhallebinin hikayesi aslında çok eskilere, Arap yarımadasına kadar uzanıyor ve adını da oradaki ünlü bir komutandan alıyor. Osmanlı saray mutfağına girdiğinde ise işin içine Ege'den, Sakız Adası'ndan gelen o kıymetli damla sakızları giriyor ve padişahların favori tatlısına dönüşüyor! Anadolu'nun o kadim çıtır lezzeti kadayıf ile sarayın bu ipeksi, şifalı muhallebisinin buluşması da saray kültürüyle halk geleneğinin aynı tabakta kucaklaştığı bir hikaye sunuyor.

Baklava Yufkalı Tavukgöğsü

Tavukgöğsünün kökleri aslında Antik Roma'ya kadar dayanıyor. Osmanlı sarayına girdiğinde ise yapımı büyük ustalık isteyen, padişahların başköşeye koyduğu en havalı sütlü tatlılardan biri oluyor. Baklava yufkası ise asırlar öncesinden, Orta Asya Türklerinin incecik hamur açma geleneğinden miras kalan bir efsane. İpeksi saray lezzetinin, o çıtır çıtır göçebe mirasıyla sarmalanması, mutfağımızın iki dev tarihini tek bir lokmada bir araya getiriyor.

Sütlaç

Sütlaç herkesin sevdiği tariflerden biri. Bu hafif ve lezzetli tatlı aslında önce ilaç niyetiyle hazırlanıyor. Midesi ağrıyan birine rahatlaması için pirinç, süt ve şeker karışımı yapılıyor, adına da sütlü aş deniyor. Zamanla da bu "sütlü aş" bizim bildiğimiz lezzetli sütlaç oluyor.

Tavuk Göğsü

İlk olarak Romalılar tarafından yapılan bu tatlıyı daha sonra Türkler öğreniyor. Bu tatlı, Avrupa'da biterken Türkler asırlar boyunca yapmaya devam ediyor. Hatta bu tatlıyla yetinmeyip üzerine kazandibini de buluyorlar.

Kazandibi

Tavuk göğsü Romalılardan geliyor. Romalılardan Bizanslılar alıyor, oradan da Türklere geçiyor. Tavuk göğsünü severek yapan Türkler bunu geliştirerek kazandibini de buluyorlar.

Keşkül

Osmanlı mutfağında sıklıkla rastladığımız keşkül, süt ve bademden yapılan bir tatlı. Keşkül, saray mutfağında özel günler ve davetlerde sunulan bir tatlı. Arap mutfağından gelen bu tatlı bir zaman sonra Türklerin geleneksel tatlısı haline geldi.

İrmik Helvası

En eski tatlılardan biri olan irmik helvası, dondurmalı ve dondurmasız sunulan tatlılardan oldu. Arapların tatlısı olan helva, Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra Osmanlı'da iyice yayıldı.

Sakızlı Muhallebi

Sütlü tatlıların şahı diyebileceğimiz muhallebi, sütün sahibi anlamına geliyor. Arap bir generalin komutasında görevli olan aşçı, generale özel bir tatlı hazırlıyor. General, aşçının hazırladığı tatlıyı çok beğeniyor. Daha sonra birçok çeşidi yapılan tatlı, Osmanlı saray mutfağından da eksik olmayan bir lezzet oldu.

Aşure

Aşurenin nereden geldiğiyle alakalı bir sürü hikaye bulunuyor. Bu hikayelerden biri Nuh peygamberin karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemelerle yaptığı bir tatlı oldu. Bir başka hikaye ise Kerbela Savaşı sonrası yapıldığıyla ilgili. Yine Rum ve Ermeni kültüründe de aşure tatlısının olduğu biliniyor.