Merkezefendi Belediyesi Kent Tiyatrosu'nda Yıl Sonu Heyecanı
Merkezefendi Belediyesi Kent Tiyatrosu'nda Yıl Sonu Heyecanı
İçeriği Görüntüle

Denizli Haber - Denizli İl Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerinin yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 avukatın tamamı ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Operasyon sırasında avukatların ev ve iş yerlerinin yanı sıra Denizli Barosu Hizmet Binası’nda da arama yapılmıştı.

Gelişmeler üzerine TBB Başkanı Erinç Sağkan, TBB Genel Sekreteri A. Erdem Ekmekçi ve çok sayıda baro başkanı Denizli’ye gelerek baro binası önünde basın açıklaması yaptı.

"MESLEĞE YÖNELİK BİR SALDIRI"

Denizli Barosu Başkanı Ufuk Kök, baro binasında gerçekleştirilen aramanın yalnızca şahsını değil, tüm savunma makamını hedef aldığını öne sürdü.

SAĞKAN: "SUÇLA MÜCADELEYE KARŞI DEĞİLİZ"

TBB Başkanı Erinç Sağkan ise suç isnatlarının soruşturulmasının hukuk devletinin gereği olduğunu vurgulayarak, hiçbir suçun cezasız kalmasını savunmadıklarını söyledi.

Sağkan, “Yıllardır bu ülkede barolar ve Türkiye Barolar Birliği olarak cezasızlık algısıyla mücadeleyi, cezasızlıkla mücadeleyi en temel vazifelerimizden birisi olarak gördük. Bunun için uğraş verdik, çabaladık, hukuk kurumları olarak. Tabii ki bununla birlikte, yürütülen soruşturma süreçlerinin ve kovuşturma süreçlerinin iç hukukumuza, ulusal ve uluslararası mevzuata, evrensel hukuk kurallarına uygun yürütülmesini talep etmek ise bir ayrıcalık istemek değil, tam aksine hukuk devleti olmanın gereğidir. Haliyle tüm süreçlerin, bu isnatlarla ilgili olarak adil yargılanma hakkı başta olmak üzere, lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi gibi insan onurunu temel alan unsurlar göz önüne alınarak yapılması zorunluluğunu hatırlatmak da bizlerin en temel görevleri arasındadır” dedi.

"ÇOK SAYIDA HUKUKA AYKIRILIK VAR"

Sağkan açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Bunu üzülerek ifade ediyorum. Çünkü soruşturma sürecinde yürütülen uygulamaların hukuki aykırılığı, o soruşturmaları en başta adil yargılanma ilkesine aykırı hale getirmektedir ve dün bu yaşanmıştır.

Dün bu yaşananları kısaca sizlerle paylaşmak istedim. 12 avukatın gözaltıyla başlayan sürecin kişisel nitelikli bir suç isnadıyla yürütüldüğünü görüyoruz. Ancak bu kişisel nitelikli suç isnadına rağmen kişilerin meslek faaliyetleri, yani avukat oldukları, kişisel nitelikli bu suç isnadına rağmen kişilerin barodaki görevlerinin öne çıkartılarak basına, bazı basın yayın organlarına sızdırıldığına şahit olduk.

Tabii ki kimsenin layüsel olmadığını, kimsenin hukukun üstünde olmadığını altını çizerek vurgulamakla birlikte şu soruyu sormanın da hakkımız olduğunu düşünüyoruz: Soruşturma dosyasındaki suç ispatına baktığımızda, kişilerin özellikle avukat olduğunun vurgulanması bu soruşturmaya nasıl bir anlam katmaktadır? Ne kazandırmaktadır? Kişilerin barodaki görevlerinin ısrarla vurgulanmasının bu soruşturmanın etkinliğine nasıl bir faydası bulunmaktadır? Bunların cevaplanması gerektiği kanaatindeyiz. Bu soruşturmada bir kısıtlılık kararı olduğunu öğrendik. Soruşturmada kısıtlılık kararları tabii ki alınabilir. Soruşturmanın daha etkin yürümesi ve bu anlamda hem soruşturmanın sonucuna dair delillerin karartılmasının engellenmesi, hem de şüphelilerin haklarının savunulması bakımından bu kısıtlılık kararları dönem dönem doğru şekilde uygulanabilir. Ancak baktığımızda, buradaki suç isnadı ve dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, kısıtlılık kararının alınmasına dair hiçbir hukuki gerekçenin bulunmadığını önemle ifade etmek istiyorum.

Kısıtlılık kararında, bırakın şüphelilerin lekelenmeme hakkının, masumiyet karinesinin gözetildiğini, tam aksine soruşturma sürecinde elde edildiği iddia edilen bazı materyallerin basın üzerinden kamuoyuna servis edildiğine şahitlik ediyoruz. Avukatlar dosyada ne olduğunu göremezken, sosyal medya üzerinden kamuoyunun dosyayla ilgili bazı iddialara vakıf olduğunu görüyoruz. Ve böyle bir dosyada adil yargılanma hakkından bahsedeceğiz, öyle mi? Böyle bir dosyada şüphelilerin insan onurunun korunduğundan bahsedeceğiz, öyle mi? Bu hizmet binasına eğer girilmek isteniyorsa, o zaman tabii ki elinizde sadece bir iki ihbarla değil, çok daha somut verilere sahip olmanız gerekir. Eğer baronun kurumsal makamında bir arama yapmaya niyetleniyorsanız, sadece beyanla yetinemezsiniz. Bu beyanın çok daha ötesine geçen kesin, somut ve inandırıcı delillerinizin elinde bulunması gerekir. Biz şimdi Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan, Denizli Barosu'nun hizmet binasına girilmesine gerekçe oluşturan delillerin neler olduğunun ortaya konulmasını bekliyoruz. Merakla bekliyoruz bunu. Bu aşamada şunu çok açıklıkla ifade edeyim. Denizli Barosu'nun hizmet binasındaki köpeklerle birlikte yapılan arama ve o görüntüler, maalesef arama uygulamasının delile ulaşma aracı olmaktan çıkıp bir baroyu itibarsızlaştırma aracı haline getirilmesinin çok somut örneğidir. Denizli Barosu'nun hizmet binasında bir şey arıyorsanız, orada adil yargılanma hakkına saygıyı bulursunuz. Bu baronun hizmet binasında bir arayış içerisindeyseniz, orada 86 milyonun adalete erişim hakkı için mücadele kararlılığını bulursunuz. Denizli Barosu'nun hizmet binasının içerisinde bir şey arıyorsanız, orada mağdurun yanında, hukuksuzlukların karşısında dimdik duran bir meslek örgütü bulursunuz. Başka da hiçbir şey bulamazsınız.”

Kaynak: HABER MERKEZİ