Denizli Haber- Siber zorbalığın yalnızca internet ortamında değil, günlük yaşamın bir yansıması olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kemal Tuncer, çocukların küçük yaşlardan itibaren bu tehditle karşı karşıya kaldığını söyledi. Tuncer, “Siber kelimesini çıkartıp sadece zorbalık olarak ele aldığımızda bile durumun ciddiyeti ortaya çıkıyor. Neredeyse 10 yaşından, ilkokul seviyesinden itibaren dönem dönem bu olaylarla karşılaşıyoruz. Sadece fiziksel ve sözel zorbalık değil, sosyal medya üzerinden yapılan siber zorbalık da artık küçük yaşlara kadar indi” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUKLAR SOSYAL MEDYADA DAHA KONTROLSÜZ DAVRANABİLİYOR”
Çocukların ve ergenlerin duygu kontrol mekanizmalarının yetişkinlerden farklı olduğuna dikkat çeken Tuncer, sosyal medyanın bu durumu daha da kolaylaştırdığını söyledi. Tuncer, “Yetişkinlerde bile görülen klavye üzerinden saldırgan davranışlar, çocuklarda ve ergenlerde daha kontrolsüz hale gelebiliyor. Duygularını yönetme becerileri gelişim sürecinde olduğu için sosyal medyada daha fütursuz davranabiliyorlar” dedi.

“ÇOCUKLAR YETİŞKİNLERİN YANSIMASIDIR”
Zorbalığın temelinde aile ve toplumdaki davranışların da etkili olduğunu belirten Tuncer, çocukların çevresindeki yetişkinlerden öğrendiği davranışları yansıttığını ifade etti. Tuncer, “Çocuklar ve ergenler büyüklerin, ailelerin ve yetişkinlerin bir yansımasıdır. Onlardan gördüklerini öğrenir ve yansıtırlar. Bu nedenle çocuklara dijital ortamda nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilinçlendirici eğitimler verilmesi gerekiyor” diye konuştu.

“STRES VE KAYGI ARTTIKÇA ÖFKE DE ARTIYOR”
Toplumsal stresin çocuklara yansıdığına vurgu yapan Tuncer, son yıllarda yaşanan olayların bireylerin duygu kontrolünü zorlaştırdığını söyledi. “Pandemi, deprem, ekonomik sorunlar ve hayatın getirdiği stresler toplumdaki kaygı seviyesini artırdı” diyen Tuncer, “Stres ve kaygı arttıkça öfke de artıyor. Yetişkinlerin yaşadığı bu durum çocuklara ve gençlere de yansıyor” dedi.

“SESSİZ VE YALNIZ ÇOCUKLAR DAHA FAZLA HEDEF OLUYOR”
Siber zorbalığa maruz kalan çocuk profiline de değinen Tuncer, daha sessiz ve kendini ifade etmekte zorlanan çocukların risk altında olduğunu söyledi. Tuncer, “Daha yalnız görünen, duygularını ifade etmekte zorlanan çocuklar zorbalığa daha açık hale gelebiliyor” ifadelerini kullandı.
AİLELERE “DENETİM” UYARISI
Ailelerin çocukların dijital dünyasındaki rolünün önemine dikkat çeken Tuncer, özgürlük kadar kontrolün de gerekli olduğunu belirtti. “Anne babaların çocuklarına özgürlük alanı sunmasının yanında denetleme görevi de var. Kontrolsüz ve denetimsiz dijital ortamlar zorbalığın ortaya çıkmasına zemin hazırlayabiliyor” dedi.
"ATARA ATAR, GİDERE GİDER YAPMAYIN! PLATFORMDAN ÇIKIN"
Siber zorbalıkla karşılaşan gençlere hayati bir tavsiyede bulunan Tuncer, sözlerini şöyle tamamladı: “Şimdi tabii herkes genç, herkes ergen, herkes atarılı ama genellikle tavsiyem Siber zorbalıkla karşı karşıya kalıyorsa atar atar gidere gider moduyla değil hemen o konuşmayı kesmeli, hemen O platformdan çıkmalı ve devam ettirmemeli. Çünkü ilk başta kendimi koruyacağım, ben de ona cevap vereceğim diye başlayan durum o bir anda büyük bir yangına, işte dışarıda buluşmaya, hadi gel o zaman sen demeye başlıyor. Bu sefer dışarıda buluşmalarda daha kötü sonuçlar doğurabiliyor. Birey bir zorbalıkla, bir küfürle, bir hakaretle karşılaştıysa hızlıca oradan çıksın ki ve bununla ilgili Emniyet Genel Müdürlüğünün siber platformları var. Siber zorbalıklar ile siber saldırılarla uğraşmayla ilgili hakları var devletimizin de. Hemen o haklardan şikâyetini yapsın. Ama kendisi orada kendimi koruyacağım. Bana küfür etti, bana hakaret etti. Ben de onay edeceğim moduna girmemeli. Çünkü o hiç umulmadık bir noktaya dönebiliyor. “




