Sağlık

Deri kanserini önlemek elimizde...

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin, Deri Kanseri Farkındalık Haftası kapsamında yaptığı açıklamalarda güneşten korunma, risk faktörleri ve düzenli deri muayenesinin deri kanserinin önlenmesinde önemli olduğunu belirtti.

Sağlık Haber - PAÜ Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Metin yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Deri kanserinin önlenmesi büyük ölçüde güneşin zararlı etkilerinden korunmaya bağlıdır. Deri kanseri, dünyada en sık görülen ve giderek artan önemli bir sağlık sorunudur. En sık görülen türler bazal hücreli ve skuamöz hücreli kanserlerdir; daha tehlikeli seyreden melanom ise erken fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Bilimsel veriler, özellikle açık tenli kişilerde deri kanseri vakalarının büyük bölümünün güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarına bağlı olduğunu ve doğru korunma yöntemleriyle büyük oranda önlenebileceğini göstermektedir. Deri kanseri gelişiminde hem genetik (kalıtsal) hem de çevresel faktörler etkilidir. Açık ten rengi, mavi veya yeşil göz, sarı ya da kızıl saç, vücutta çok sayıda ya da farklı görünümlü ben bulunması ve ailede deri kanseri öyküsü önemli risk faktörleridir. Bunun yanında güneşe uzun süre korunmasız maruz kalmak ve solaryum (yapay bronzlaştırma cihazları) kullanmak riski belirgin şekilde artırır. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan şiddetli güneş yanıkları, ilerleyen yaşlarda melanom riskini önemli ölçüde yükseltir. Yaşam boyunca alınan güneş ışınlarının önemli bir kısmı erken yaşlarda oluştuğu için çocukluk dönemi korunması büyük önem taşır.”

Prof. Dr. Ahmet Metin: “Güneşin zararlı etkilerinden korunarak deri kanserini önlemek elimizde”

Deri kanserinden korunmada tek bir yöntem yerine çok yönlü bir yaklaşım gerektiğini belirten Prof. Dr. Metin sözlerine şöyle devam etti: “Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 10:00–16:00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkmaktan kaçınılmalı ve mümkün olduğunca gölgede kalınmalıdır. Geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve sık dokunmuş, mümkünse UV korumalı kıyafetler tercih edilmelidir. Fiziksel koruyucu önlemler, cildi doğrudan güneşten koruduğu için oldukça etkilidir. Açıkta kalan bölgeler için en az SPF 30–50+ içeren, UVA ve UVB ışınlarına karşı koruma sağlayan güneş kremleri dışarı çıkmadan önce sürülmeli ve terleme, yüzme sonrası düzenli olarak yenilenmelidir. Bronzlaşmak amacıyla güneşlenmek ve solaryum kullanmak önerilmemektedir. Bronzluk, cildin güneş hasarına verdiği bir tepkidir. Erken tanı, deri kanserinde tedavi başarısını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu nedenle düzenli olarak ayda bir kez tüm vücudun kendi kendine kontrol edilmesi önerilmektedir. Benlerin takibinde ABCDE kuralı kullanılmalıdır: Asimetri (benin iki yarısının farklı olması), sınır düzensizliği, renk değişkenliği, çapın 6 milimetreden büyük olması ve zaman içinde değişim (büyüme, şekil değişikliği, kanama veya kaşıntı gibi belirtiler). Bu bulgulardan herhangi biri varsa veya iyileşmeyen, kabuklanan ya da kanayan bir lezyon fark edilirse vakit kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Deri kanserinden korunma önlemleri günlük yaşamın bir parçası haline getirilmelidir. Güneşten korunma alışkanlıklarının özellikle çocukluk döneminden itibaren kazandırılması büyük önem taşımaktadır.”