Yaşam Haber - Pamukkale’ye her yıl milyonlarca ziyaretçi gelirken, bu ziyaretçilerin yalnızca yaklaşık yüzde 5’inin hemen yanı başındaki Laodikeia Antik Kenti’ni ziyaret ettiği belirtiliyor.
Caddeleri, tiyatroları, stadyumu, agoraları, kilisesi ve anıtsal yapılarıyla Türkiye’nin önemli arkeolojik alanlarından biri olan Laodikeia, yıllardır sürdürülen kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılıyor.
Türkiye Otelciler Federasyonu (TUROFED) Başkan Yardımcısı Gazi Murat Şen, Laodikeia’nın turizmdeki karşılığının artırılması gerektiğini belirterek, antik kentin en önemli anıtsal yapılarından Traian Çeşmesi’ni gündeme taşıdı.

“İNSANLARA ‘BUNU MUTLAKA GÖRMELİYİM’ DEDİRTMELİYİZ”
Şen, Laodikeia’nın bugünkü durumuna gelmesinde Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek ve ekibinin büyük emeği olduğunu vurgulayarak, antik kentin sahip olduğu tarihi değerin güçlü görsel deneyimlerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
Şen açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Laodikeia’nın Eksik Kalan İmzası: Traian Çeşmesi
Pamukkale’ye her yıl milyonlarca ziyaretçi geliyor. Ancak bu ziyaretçilerin yalnızca yaklaşık yüzde 5’i, hemen yanı başımızdaki Laodikeia Antik Kenti’ni ziyaret ediyor.
Oysa Laodikeia; caddeleri, tiyatroları, stadyumu, agoraları, kilisesi ve anıtsal yapılarıyla Türkiye’nin en önemli arkeolojik alanlarından biri.
Burada öncelikle bir hakkı teslim etmek gerekiyor.
Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek ve ekibinin yıllara yayılan büyük emeği sayesinde Laodikeia bugün adeta yeniden ayağa kaldırılmış bir antik kent. Kazı, restorasyon ve konservasyon çalışmaları Laodikeia’yı yalnızca arkeolojik açıdan değil, turizm açısından da çok önemli bir noktaya taşıdı.
Şimdi yapılması gereken, bu büyük bilimsel emeğin turizmdeki karşılığını büyütmek.
Çünkü günümüz turizminde yalnızca tarihi değere sahip olmak yetmiyor.
İnsanlara ‘Bunu mutlaka görmeliyim’ dedirtecek güçlü görsel deneyimler de yaratmak gerekiyor.
Bunun başarılı örneklerini Sagalassos ve Kibyra’da görüyoruz.
Sagalassos’taki Antoninler Çeşmesi bugün hâlâ akan suyuyla antik kentin en belirgin yapılarından biri. Kibyra’da ise yaklaşık 2 bin yıllık anıtsal çeşmeden, restorasyonun ardından yaklaşık 1300 yıl sonra yeniden su akmaya başladı.
Çünkü su, anıtsal bir çeşmeyi yalnızca seyredilen bir taş yapı olmaktan çıkarıyor.
Onu yaşayan bir mekâna dönüştürüyor.

Dünyanın en çarpıcı örneklerinden biri de Roma’daki Trevi Çeşmesi. Elbette Laodikeia ile Roma’yı aynı ölçekte karşılaştırmıyoruz. Ancak Trevi’nin su, mimari ve görsel deneyimin birleşmesiyle nasıl küresel bir turizm simgesine dönüştüğünü görmezden gelemeyiz. Roma Belediyesi’nin verilerine göre Trevi Çeşmesi’nde Aralık 2024-Aralık 2025 döneminde 10 milyondan fazla ziyaretçi hareketi kaydedildi.
Turizmin gerçeği açık:
İnsanlar tarihi görmek kadar, hafızalarında kalacak bir görüntüyü yaşamak ve paylaşmak istiyor.
Laodikeia’da da önümüzde böyle bir fırsat bulunuyor:
Traian Çeşmesi.
MS 113-115 yıllarında İmparator Traian döneminde yapılan bu anıtsal yapı, yıllar süren çalışmalarla yeniden ayağa kaldırıldı. Üstelik Traian Çeşmesi’nin önünde bulunan 30 satırlık su yasası; suyun kullanımı, dağıtımı, korunması ve kurallara uymayanlara uygulanacak yaptırımlara kadar yaklaşık 1900 yıl öncesinden çok önemli bilgiler veriyor.
Şimdi gözümüzde şu görüntüyü canlandıralım:
1900 yıllık su yasasının bulunduğu yerde, 1900 yıl sonra Traian Çeşmesi’nden yeniden su akıyor…
İşte bu görüntü Laodikeia’nın eksik kalan imzası olabilir.”**

“10 MİLYON TL’YE YALNIZCA ÇEŞMEYE SU VERMEK OLARAK BAKMAMALIYIZ”
Gazi Murat Şen, Traian Çeşmesi’nin yeniden suyla buluşturulmasının yalnızca tarihi bir yapının yeniden işlev kazanması anlamına gelmeyeceğini, bunun aynı zamanda Denizli turizmi açısından yeni bir çekim noktası oluşturabileceğini belirtti.
Şen, projenin maliyetinin yaklaşık 10 milyon TL olduğunu ifade ederek açıklamasını şöyle sürdürdü:
**“Fotoğrafı çekilecek, videosu paylaşılacak, sosyal medyada yayılacak, ulusal ve uluslararası tanıtımlarda kullanılacak. En önemlisi, Pamukkale’ye gelen ziyaretçiye Laodikeia’ya gitmesi için yeni ve güçlü bir neden verecek.
Prof. Dr. Celal Şimşek ile yaptığım görüşmede edindiğim bilgiye göre Traian Çeşmesi’nin yeniden suyla buluşturulması için gereken bütçe yaklaşık 10 milyon TL.
Burada 10 milyon TL’ye yalnızca ‘bir çeşmeye su verme maliyeti’ olarak bakmamak gerekiyor.
Bu, Denizli turizmine yıllarca hizmet edebilecek yeni bir görsel kimlik ve çekim merkezi yatırımıdır.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Denizli Büyükşehir Belediyesi ve Merkezefendi Belediyesi, Kazı Başkanlığının bilimsel ve teknik gözetiminde bir araya gelerek gerekli finansmanı oluşturabilir. Gerektiğinde Denizli iş dünyası da bu projeye katkı verebilir. Elbette tarihi yapının korunması her şeyden önce gelir. Uygulama, Kazı Başkanlığının belirleyeceği bilimsel ve teknik şartlar içerisinde gerçekleştirilmelidir.
Ancak şartlar uygunsa artık şu soruyu sormamız gerekiyor:
Yaklaşık 10 milyon TL ile Denizli’ye böylesine güçlü bir turizm değeri kazandırabiliyorsak neden bekliyoruz?
Pamukkale zaten milyonlarca insanı Denizli’ye getiriyor.
Bizim asıl hedefimiz, bu ziyaretçilerin daha büyük bölümünü Laodikeia’ya ve Denizli’nin diğer turizm değerlerine yönlendirmek olmalı.
Bunun için sadece Laodikeia’nın ne kadar değerli olduğunu anlatmak yetmez.
Laodikeia’da görülmek istenecek, fotoğrafı çekilecek ve dünyaya gösterilecek yeni simgeler yaratmalıyız.
Prof. Dr. Celal Şimşek ve ekibi yıllardır büyük bir bilimsel emekle Laodikeia’nın taşlarını ayağa kaldırdı.
Şimdi bu büyük emeği güçlü bir turizm değerine dönüştürecek adımı atalım.
Sagalassos’ta su akıyor.
Kibyra’da su akıyor.
Laodikeia’nın eksik kalan imzası da Traian Çeşmesi olsun.
Taşlar ayağa kalktı.
Şimdi Traian Çeşmesi’nden yeniden su aksın.”




