Denizli Haber- Denizli’nin deprem açısından kritik bir bölgede bulunduğunu belirten Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kaya, kent yerleşim alanının birçok fay zonunun kesişiminde yer aldığına dikkat çekti.

“DENİZLİ BİRÇOK FAYIN KESİŞİMİNDE”
Denizli’nin Türkiye’deki önemli deprem bölgelerinin içerisinde yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Ali Kaya, kentin birçok fayın kesişiminde bulunduğunu belirtti.
Kaya, “Hem Büyük Menderes Grabeni’nden gelen faylar, hem Alaşehir Grabeni’nden gelen faylar, hem Çivril’den, Çardak’tan gelen ve Cankurtaran’a doğru giden fayların hepsinin kesişiminde Denizli yer alıyor. Bunlardan birinde olacak bir deprem Denizli’yi etkileyecek” dedi.

“PAMUKKALE FAYI 40 KİLOMETRELİK BİR FAY ZONU”
Pamukkale Fayı özelinde de değerlendirmelerde bulunan Kaya, fayın Denizli çöküntü havzasını kuzeyden sınırlayan önemli bir aktif normal fay olduğunu söyledi. Buldan’dan Organize Sanayi Bölgesi’ne kadar uzanan yaklaşık 40 kilometrelik bir fay kesiminden söz eden Kaya, bunun tek bir parça olmadığını, içerisinde birçok fay segmentinin bulunduğunu belirtti.
Kaya, “Yaklaşık 40 kilometre uzunluğunda bir fay zonu var, bu fayı Pamukkale Fay Zonu olarak adlandırıyoruz. Pamukkale çöküntü alanını kuzeyden sınırlayan bir fay zonu. Bu fay zonu boyunca sıcak suların çıkışları ve bunlara bağlı aktif traverten çökelimlerinin var olması, o fayın aktif olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

TARİHSEL DEPREMLERİN HANGİ FAYDA MEYDANA GELDİĞİ BİLİNMİYOR
Denizli’de geçmişte meydana gelen tarihsel depremlere de değinen Kaya, milattan sonra 494 yılında meydana gelen depremin Eskihisar Fayı üzerinde gerçekleşmiş gibi göründüğünü belirtti. Kaya, 1702 ve 1717 depremlerinin ise tarihsel olarak yıkıcı depremler olduğunun bilindiğini, ancak bu depremlerin Pamukkale Fay Zonu üzerinde mi? Yoksa güneydeki Sarayköy-Eskihisar Fay Zonu üzerinde mi? meydana geldiklerinin kesin olarak bilinmediğini ifade etti.
Kaya, söz konusu depremlerin güneydeki Sarayköy’den başlayıp, Eskihisar üzerinden Honaz’a doğru uzanan faylar üzerinde meydana gelmiş olabileceğini belirterek, “Hangi fay zonunda gerçekleşmiş olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Onu bilsek hangi fayın günümüzde daha tehlikeli olacağını söyleyebiliriz. Eğer bu büyük tarihsel depremler güneydeki fayların üzerinde oluşmuşsa, bu Pamukkale Fayı’nın deprem tehlikesinin daha fazla olduğunu gösterir. Oradaki stresin boşalmamış olduğu anlamına geliyor, ki eğer böyleyse 7 büyüklüğüne yakın bir deprem üretme potansiyeli olabilir.” dedi.
“DAHA BÜYÜK ÇAPLI ARAŞTIRMAYA İHTİYAÇ VAR”
Pamukkale Fay Zonu ve tarihsel depremlerle ilgili ayrıntılı çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulayan Kaya, “Bizler tabiki çalışıyoruz; ancak küçük bütçeli yüksek lisans tezleri, araştırma projeleri gibi projeler kapsamında. Ama bu tür çalışmalarla ancak kısmen bilgi sahibi oluyoruz. Bunun için daha büyük çaplı bir araştırmaya ihtiyaç var. Belediyelerin, Büyükşehir Belediyesi'nin ya da ilçe belediyelerinin bu çalışmaları desteklemesi gerekiyor ki biz çalışalım. Fayların sismik risklerinin belirlenebilmesi için büyük fay hendeklerinin kazılıp açılması ve elde edilen paleosismoloji numunelerinin gelişmiş laboratuvarlarda yaşlandırılması gibi yüksek bütçeli işler, bizim gücümüzü aşıyor. Bir de bununla beraber hem Pamukkale Fay Zonu hem de Sarayköy-Eskihisar fay Zonu yakın çevresinde çok fazla sit alanları var. Hem Tripolis'in, Pamukkale, Laodikya, Colassae gibi antik kentlerin sit alanları hendek kazıları yapılmasına engel oluyor, bir çok yer de vatandaşların ekili tarlası, arazisi olduğundan araştırma kazısı için uygun alanlarda çalışmak biraz zor” dedi.
“AKTİF OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”
Şener Üşümezsoy’un Buldan’dan Pamukkale’ye devam eden Pamukkale Fay Zonu ile ilgili değerlendirmesine de değinen Kaya, bu fay üzerinde gelecekte deprem meydana gelmesinin mümkün olduğunu söyledi.
Kaya, “Olabilir. Çünkü bu fay zonunun aktif olduğunu görüyoruz. Güncel çökelmiş travertenler devam ediyor Pamukkale’de. Sıcak su çıkışları, bunların hepsi alt tarafta bir aktivitenin olduğunu gösteriyor zaten” ifadelerini kullandı.
“DEPREMİN NE ZAMAN OLACAĞINI BİLMİYORUZ”
Denizli Grabeni’nin aktif bir graben olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Kaya, depremin ne zaman meydana geleceğinin ise bilinmediğini vurguladı.
Kaya, “Buradaki fay hareketleri başka, Doğu Anadolu ya da Kuzey Anadolu Fay Zonu’ndaki gibi yanal hareket eden, doğrultu atımlı faylar değil. Onlardaki yıllık yer değiştirme miktarları yılda 2 santimetre kadar. Ama bizim buradaki faylar, onlar gibi yanal değil, düşey hareket ediyorlar. Çok az yanal hareketler de var ama genellikle ağırlıklı olarak düşey hareketler söz konusu. Bu düşey hareketler de yıllık 0,15-0,20 milimetre civarında. Bu da şu demek oluyor, burada geçmişte kırılmış bir fayın tekrar enerji biriktirerek yeniden kırılabilmesi için en az 2-3 bin yıl daha zamana ihtiyacının olması anlamına geliyor demektir” dedi.
“EĞER PAMUKKALE FAYI ÜZERİNDE OLUŞTUYSA…”
1702 ve 1717 depremlerinin hangi fay üzerinde meydana geldiğinin bilinmesinin Pamukkale Fayı açısından önemli olduğunu belirten Kaya, bu depremlerden birinin Pamukkale Fayı üzerinde gerçekleşmiş olması halinde farklı bir değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi.
Kaya, “Eğer bu 1702-1717 depremlerinden bir tanesi bile Pamukkale Fayı üzerinde gelişmişse, bu fay zonu üzerindeki birikmiş stresin çok aşırı olmayabileceği anlamına gelir. Ama dediğim gibi bunu bilmiyoruz, genelde güney fay zonu üzerinde oluşmuş gibi tahmin ediyoruz. Eğer böyleyse yakın gelecekte büyük bir depremin olma ihtimali zayıf demektir. Yok eğer kuzey kesimdeki Pamukkale Fayı üzerinde bahsettiğimiz depremlerden herhangi biri oluşmamışsa, o zaman maalesef zaman olarak potaya girmişiz demektir.” ifadelerini kullandı.





