<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>DRT TV | Denizli Haber | Haber Denizli | Denizli Son Dakika</title>
    <link>https://www.drttv.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir, tarafsız ve özgün habercilik. Denizli'nin televizyonu, Denizli'nin tek televizyonu. Denizli Haber, Haber Denizli, Güncel Denizli, Denizli Güncel, Denizli Haberleri.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.drttv.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2026 15:01:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından zayıflama iğnesi uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile Hekimi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Kaan Kurt, son dönemde sıkça gündeme gelen "zayıflama iğneleri" hakkında değerlendirmelerde bulunarak obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığını, kronik ve ilerleyici bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber - </strong>Kurt, bu tedavilerin ancak sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla birlikte ve uygun hastalarda kullanılabileceğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu.</p>

<p>Obezite tedavisinde kullanılan ve halk arasında "zayıflama iğnesi" olarak bilinen bazı enjeksiyon yöntemlerinin; tokluk hissini artırma, mide boşalma süresini uzatma ve metabolik olarak açlığı baskılama gibi etkiler gösterdiği belirten Kurt, "Bu tedaviler, tek başına bir çözüm değil; sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen tamamlayıcı yöntemler olarak değerlendirilmelidir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan enjeksiyon yöntemleri halk arasında oldukça yaygın şekilde kullanılmaya başlandığını belirten Kurt, "Şu anda zayıflama iğneleri çok fazla konuşuluyor. Öncelikle şu konuda bir açıklık getirmemiz gerekir. Obezite sadece estetik bir problem değildir. Obezite, birçok hastalığın zeminini oluşturan, kronik ve bazen de ilerleyici olabilen yaygın bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık Bakanlığı verileri de bunu desteklemektedir.</p>

<p>Son veriler, toplumun neredeyse yüzde 70’inin fazla kilolu ya da obez olduğunu göstermektedir. Obezite tedavisinde kullanılan bazı enjeksiyon yöntemleri, halk arasında ’zayıflama iğneleri’ olarak bilinmektedir. Bu iğnelerin etki mekanizmasına baktığımızda; tokluk hissini artırma, mide boşalma süresini uzatma ve metabolik olarak açlığı baskılama gibi etkilerinin olduğunu görüyoruz. Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan bu enjeksiyon yöntemleri halk arasında oldukça yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak ne yazık ki obezite tedavisinde kullanılan ve zayıflama iğneleri olarak bilinen bu enjeksiyonlar, sağlıklı yaşam tarzının yerini almamaktadır. Beslenme düzeni, diyet, egzersiz, su tüketimi, uyku kalitesi ve stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yanında tamamlayıcı tedaviler olarak kullanılabilirler; ancak bunların yerine geçemezler. Zayıflama iğneleri, örneğin "3-5 kilo fazlam var" diye kullanılacak tedaviler değildir. Bunların hangi durumlarda kullanıldığına baktığımızda; beden kitle indeksi 27’nin üzerinde olup hipertansiyon, diyabet gibi ek hastalıkları bulunan kişilerde ya da beden kitle indeksi 30’un üzerinde olan obez bireylerde bu enjeksiyon yöntemleri kullanılabilmektedir. Ancak beden kitle indeksi 30’un üzerinde olan herkesin bu tedaviyi kullanması gerektiği anlamına gelmez. Öncelikle kişilerin sağlıklı yaşam tarzını benimsemesi, uygun beslenme programlarına ve egzersiz planlarına başlaması gerekir. Eğer buna rağmen istenilen düzeyde kilo kaybı sağlanamazsa, enjeksiyon tedavileri tamamlayıcı olarak belirli bir dönem kullanılabilecek tedavi yöntemleri arasında yer alır" diye konuştu.</p>

<p>Zayıflama iğneleri bırakıldıktan sonra kişilerin büyük bir kısmı eski kilolarına geri döndüğünü hatırlatan Kurt, "En ideal zayıflama yöntemi ise sağlıklı yaşam tarzını, yani yaşam standartlarımızın içine entegre edebildiğimiz yöntemleri benimsemektir. Çünkü birçok kişi aslında beslenme ve egzersizle belli bir miktarda kilo verebilmektedir. Zayıflama iğnelerinin yaptığı şey de temelde budur: iştahı baskılamak, mide boşalma süresini uzatmak ve metabolik bir denge sağlamaktır. Böylece günlük alınan kalori miktarında azalma olur. Ancak bu süreçte sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturulamazsa, yani dengeli beslenmeye geçilemez ve egzersiz hayatın bir parçası haline getirilemezse, zayıflama iğneleri bırakıldıktan sonra kişilerin büyük bir kısmı ne yazık ki eski kilolarına geri dönebilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de kas kaybına bağlı olarak günlük harcanan enerji miktarının azalmasıdır" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi1.jpg" type="image/jpeg" length="61548"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Hayati organları vuruyor]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/dikkat-hayati-organlari-vuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/dikkat-hayati-organlari-vuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak yaz aylarında artan sıvı kaybının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, özellikle asitli içeceklerin su yerine tüketilmesinin önemli riskler taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber - </strong>Yaz aylarında aşırı terlemeyle birlikte vücuttan ciddi miktarda <a href="https://www.drttv.com/kisin-su-tuketiminin-azalmasi-sagligi-tehdit-ediyor"><span style="color:#3498db">sıvı </span></a>kaybedildiğini ifade eden Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul, "Terleme aslında vücudun soğuma mekanizmasıdır. Normalde günde yarım litre kadar terleme olurken, aşırı sıcaklarda bu miktar 2-3 litreye kadar çıkabilir. Sıvı kaybının miktarı belirtileri belirleyen ana etken ne kadar fazla sıvı kaybedilmiş ise belirtiler de o kadar fazla, ağır olmaktadır. Aşırı sıvı kayıplarında böbrek, kalp, beyin gibi hayati organlarda fonksiyonlar olumsuz etkilenir. Sindirim, dolaşım yavaşlar metabolizma yavaşlar. Özellikle aşırı sıvı kayıp, hafif sıvı kayıplarında sadece ağız kuruluğu ve susama hissi olurken orta derecedeki sıvı kayıplarında ise halsizlik, ayağa kalktığı zaman baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu, dikkatte azalma, sersemlik, idrarın azalması ve idrarın renginin koyulaşması gibi belirtiler ortaya çıkar" dedi.</p>

<p style="text-align:center"><img height="400" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-susuzluk3.jpg" width="600" /></p>

<h2><strong>"Asitli içecekler suyun yerini asla tutmaz"</strong></h2>

<p>Asitli içeceklerin özellikle sıcak havalarda <a href="https://www.drttv.com/isiltili-bir-cilt-icin-bol-su-tuketin"><span style="color:#3498db">su</span></a> yerine tüketilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Halil Zeki Tonbul, "Asitli içecekler içerisinde erimiş karbondioksit, çözülmüş karbondioksit gazı bulunan çoğu zaman da şeker ve katkı maddeleri içeren kola, gazoz gibi içeceklerdir. Bunlar su yerine asla geçmezler, fazla miktarda sık tüketilmesi asit özelliğinden dolayı diş minesinde tahribata ve ağız diş çürümelerine neden olabilir. Mide asiditesini arttırır. Mide şikayetlerine ve reflüye neden olabilir. Kemik problemlerine neden olabilir. Ayrıca enerji içecekleri ve kolada bulunan aşırı miktardaki kafein idrar miktarını artırıcı etkiye sahiptir. Yeterince su açığını yerine koymaz. Çarpıntı yapabilir, alışkanlık yapabilir. Bu şekilde çay ise kafein miktarı daha azdır. Soğuk çay olarak evde yapılanı içilebilir ama sıvı kaybı çok fazlaysa o zaman sadece suyun yanında mineral içeren maden suları, ayran gibi içeceklerle de takviye edilmesi gerekir" şeklinde konuştu.</p>

<p style="text-align:center"><img height="455" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-susuzluk4-1.jpg" width="600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Günde 5 litre su gerekebilir</strong></h2>

<p>Sıcak havalarda düzenli sıvı tüketim alışkanlığı kazanılması gerektiğini dile getiren Tonbul, "Düzenli sıvı tüketim alışkanlığı elde etmemiz gerekiyor. Günlük 2-3 litre kadar normalde su alıyoruz ama aşırı sıcaklarda almamız gereken su miktarı 4-5 litreye kadar çıkabilir. Mesela tarlada çalışan, fırında çalışan bir insan günde 5 litreye kadar su içmesi gerekir. Güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Klimalı odalarda, gölgede mümkünse durmalıyız. Hamile ve emziren annelerin daha fazla suya ihtiyaçları vardır. Suyu bir anda değil, günün içinde bölerek değişik farklı zamanlarda sabah iki bardak, kuşluk vakti iki bardak, öğle iki bardak, günde 8-10 bardak bu şekilde su tüketmemiz öneriliyor. Yine sadece suyuyla değil ihtiyaç kavun, salatalık portakal gibi yüzde 90’dan fazla su içeriyor bu sebze ve meyvelerin. Bir kısmını hem de enerji sağlaması açısından su İhtiyacının bir kısmını da bunlarla karşılamakta fayda vardır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/dikkat-hayati-organlari-vuruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-susuzluk2.jpg" type="image/jpeg" length="24588"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dört adımda yaz mevsimini sağlıklı geçirin]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/dort-adimda-yaz-mevsimini-saglikli-gecirin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/dort-adimda-yaz-mevsimini-saglikli-gecirin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Tuğçe Ünal, yaz mevsiminde su tüketiminin önemi, sağlıklı beslenme ve sağlıklı pişirme yöntemleri ile gıda güvenliği hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber-</strong>Sağlıklı beslenmenin en önemli faktörlerinden birinin su tüketimi olduğunu dile getiren Diyetisyen Ünal, "Yaz aylarında sıcaklığın artması ile birlikte vücudumuzda ciddi miktarda sıvı ve mineral kayıpları olmaktadır. Dolayısıyla yetişkin bireylerde günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimini öneriyoruz. Tabii ki bu kişisel farklılıklarımızdan etkilenebilir. Kişi eğer dışarıda çalışıyorsa, çok terliyorsa veya spor yapıyorsa bu rakamlar bir miktar arttırılabilir. Sıvı tüketimimizi desteklemek adına şekersiz yapılmış kompostolar, ayran, maden suyu tüketimi yine doğru birer alternatif olacaktır. Ancak gazlı içeceklerin sağlıklı beslenmede yeri yoktur ve kesinlikle su yerine geçmezler." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><a href="https://www.drttv.com/diyetisyenden-oneriler-2026da-saglikli-beslenmeyi-yasam-stili-haline-getirin"><span style="color:#2980b9"><span style="background-color:#ffffff">Sağlıklı beslenme </span></span></a>için ‘4 yapraklı yonca’ modelini önerdiklerini ve her bir yaprağın farklı bir besin grubunu temsil ettiğine işaret eden Ünal, "Bu besin grupları; et grubu, tahıllar, süt ve süt ürünleri ile sebze ve meyvelerden oluşan gruplardır. Eğer biz tabağımızda her öğünde bu dört yapraklı yoncanın en az üç yaprağından oluşan besin gruplarını bulundurabiliyorsak sağlıklı beslenmeden söz edebiliriz. Ancak yaz aylarında sık yapılan beslenme hatalarından bir tanesi de sadece meyve gibi bir tabakla öğün geçiştirilmesidir. Bu bizim dört yapraklı yonca modeline uymuyor ve tekdüze bir beslenmedir. Eğer aşırı meyve tüketimi yapılıyorsa bu bizim kan şekerimizin hızlı yükselip hızlı düşmesine, yani kan şekerimizdeki dalgalanmaların olmasına, aynı zamanda kilo artışımızın da hızlı bir şekilde olmasına sebebiyet verebilir." şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>Diyetisyen Ünal ayrıca hafif beslenme uygulanmak istenirken bazen protein ihtiyacının göz ardı edildiğini vurgulayarak, proteinin yeterli miktarda tabakta yer almamasının sonucunda kas kaybı olabileceğinin altını çizdi.</p>

<p></p>

<h2>Zehirlenmelere Dikkat!</h2>

<p>Yaz aylarında sıcaklığın artması ile birlikte gıda zehirlenmesi vakalarında da artışların olabileceğine değinen Ünal, "Açıkta satılan, hijyeninden emin olmadığımız gıdalar ile soğuk zincirinin korunduğundan emin olmadığımız gıdaları tüketmemeliyiz. Tüketici olarak marketten buz dolaplarından aldığımız ürünleri evimizdeki buzdolabına taşıyıncaya kadar olan süreç içerisinde de yine dikkatli olmamızda fayda var. Sıcak yaz aylarında, marketlerin soğuk dolaplarından aldığımız ürünü en geç 1 saat içerisinde buzdolabımızda muhafaza edebiliyor olmalıyız." ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<h2>Doğru Şekilde Muhafaza Edin</h2>

<p>Pişirme ve muhafaza yöntemlerinden de bahseden Ünal, yağda kızartma yerine fırınlama, ızgara, buharda pişirme gibi yöntemlerin çok daha doğru bir pişirme yöntemi olacağını belirtti. Ünal ayrıca, "Yemeklerin günlük ve taze olarak pişirilmesini tavsiye ediyoruz. Eğer günlük tüketebileceğimiz miktarın üzerinde bir yemek pişirmiş isek bunu, tenceremiz oda ısısına geldikten sonraki en geç yarım saat içerisinde yine buzdolabına kaldırarak orada muhafaza edilmesini tavsiye ediyoruz." diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/dort-adimda-yaz-mevsimini-saglikli-gecirin</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 17:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-dort-adimda-yaz-mevsimini-saglikli-gecirin.jpg" type="image/jpeg" length="57098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omuz ağrılarında kritik eşik]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/omuz-agrilarinda-kritik-esik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/omuz-agrilarinda-kritik-esik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, omuz ağrısının tek bir hastalık olmadığını, bu nedenle tedavinin de ağrının nedenine ve hastanın özelliklerine göre planlanması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber- </strong>Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve en sık görülen kas-iskelet sistemi sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, son yıllarda yaygınlaşan ultrason rehberliğinde girişimsel tedavilerin, ağrının kaynağına doğrudan ulaşılmasını sağlayarak daha hassas ve güvenli uygulamalara imkan tanıdığını belirtiyor.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Omuz Ağrısı (2)" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-omuz-agrisi-2.jpg" width="450" /></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, omuz ağrısının tek bir hastalık olmadığını, bu nedenle tedavinin de ağrının nedenine ve hastanın özelliklerine göre planlanması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Koca, "Omuz ağrısı, tendonlardan, Bursa’dan, eklemden veya çevre yumuşak dokulardan kaynaklanabilir. Ultrason rehberliğinde yapılan girişimsel uygulamalarda iğnenin ilerleyişini işlem boyunca anlık olarak izleyebiliyor, tedaviyi doğrudan hedef dokuya uygulayabiliyoruz. Bu yaklaşım, işlemin doğruluğunu artırırken çevre anatomik yapıların korunmasına da katkı sağlıyor" dedi.</p>

<p></p>

<p>Nokta atışı tedavi hangi hastalıklarda uygulanıyor</p>

<p>Prof. Dr. Koca, ultrason eşliğinde gerçekleştirilen hedef odaklı girişimsel tedavilerin özellikle şu durumlarda kullanılabildiğini belirtti: Koca, "Omuz sıkışma sendromu (impingement), Rotator manşet tendon hastalıkları, Bursit, Kalsifik tendinit, Biseps tendiniti, Uygun hastalarda donuk omuz (adheziv kapsülit)" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Omuz Ağrısı (1)" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-omuz-agrisi-1.jpg" width="450" /></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Anatomik yapılar görüntüleniyor, güvenlik artıyor</p>

<p>Ultrason teknolojisinin işlem sırasında damar, sinir ve diğer anatomik yapıların görüntülenmesine imkan sağladığını ifade eden Prof. Dr. Koca, bu sayede hedef bölgeye daha kontrollü şekilde ulaşılabildiğini söyledi. Prof. Dr. Koca, "Her omuz ağrısına aynı tedavi uygulanmaz. Öncelikle ağrının kaynağı doğru belirlenmeli, ardından hastaya özel bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Girişimsel tedaviler; egzersiz, rehabilitasyon ve diğer fizik tedavi uygulamalarıyla birlikte planlandığında daha başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>"Bu belirtiler varsa gecikmeyin"</p>

<p>Prof. Dr. Koca, özellikle gece uykudan uyandıran, kol hareketlerini belirgin şekilde kısıtlayan veya haftalarca devam eden omuz ağrılarında vakit kaybetmeden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanına başvurulmasının önem taşıdığını belirterek, erken tanı ve uygun tedavinin kronikleşme riskini azaltabileceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/omuz-agrilarinda-kritik-esik</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-omuz-agrisi-2.jpg" type="image/jpeg" length="30089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı Sıcak çarpmalarına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/uzsicak-carpmalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/uzsicak-carpmalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzm. Dr. İrem Özçelik, yazın en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması konusunda uyarılarda bulundu. Özçelik, "Sıcak çarpması erken müdahale edildiğinde genellikle kalıcı hasar bırakmıyor. Ancak gecikildiğinde böbrek yetmezliği, beyin hasarı ve hatta ölüm riski taşıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber- </strong>Yaz aylarında etkisini artıran aşırı sıcakların, özellikle risk grubundaki kişiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Uzm. Dr. İrem Özçelik, <a href="https://www.drttv.com/denizlide-sicakliklar-artiyor-uzmanlardan-kritik-uyari"><span style="color:#2980b9"><span style="background-color:#ffffff">sıcak çarpması</span></span></a>nın hayati tehlike oluşturabilen acil bir durum olduğunu söyledi. Özçelik, sıcak çarpmasının belirtileri, risk grupları ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denşilzi Haber Sıcak Çarpması" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/densilzi-haber-sicak-carpmasi.jpg" width="600" /></p>

<p></p>

<h2>Hayati tehlike oluşturabilir</h2>

<p>Sıcak çarpmasının vücut ısısının kontrol mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıktığını belirten Özçelik, "Sıcak çarpması, vücut ısısının kontrol mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıkan ve hayati tehlike oluşturabilen acil bir durumdur. Vücut 40°C ve üzeri sıcaklığa ulaştığında terleme mekanizması yetersiz kalır, ısı dağılımı bozulur ve organ hasarları başlayabilir. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve açık havada çalışanlar risk grubundadır. Sıcak çarpması sadece güneş altında olmaz. Kapalı, havasız ve çok sıcak ortamlarda da gelişebilir. Unutulmamalıdır ki park halindeki bir aracın iç sıcaklığı yaz aylarında dakikalar içerisinde tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle çocuklar, yaşlılar ve evcil hayvanlar camlar açık olsa dahi araç içinde bırakılmamalıdır" dedi.</p>

<p></p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Güneşışığı" class="detail-photo img-fluid" height="320" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2025/12/denizli-haber-gunesisigi.jpg" width="600" /></p>

<p></p>

<h2>Belirtilere dikkat</h2>

<p>Sıcak çarpmasının genellikle ani başladığını ifade eden Özçelik, "Sıcak çarpması genellikle ani başlar ve yüksek vücut sıcaklığı (40°C ve üzeri), sıcak ve kızarık cilt, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, hızlı nabız ve nefes alma, kas krampları ile bilinç bulanıklığı, kafa karışıklığı ve hatta bayılma gibi belirtilerle kendini gösterir" diye konuştu.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Sıcak Çarpamsı" class="detail-photo img-fluid" height="397" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-sicak-carpamsi.png" width="600" /></p>

<p></p>

<p></p>

<h3>Kimler daha fazla risk altında</h3>

<p>Risk grubunda yer alan kişilere dikkat çeken Özçelik, "65 yaş üstü bireyler, bebekler ve küçük çocuklar, kalp, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalığı bulunanlar, aşırı kilolu kişiler, alkol ve bazı ilaçları kullananlar ile açık alanda uzun süre kalanlar, tarım işçileri ve sporcular sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır" dedi.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h3>Sıcak çarpmasını önlemek için 7 önemli ipucu</h3>

<p>Sıcak çarpmasına karşı alınabilecek önlemleri sıralayan Özçelik, "Susamasanız bile günde en az 2,5-3 litre su tüketmeye özen gösterin. Ancak kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler doktorlarının önerdiği miktara uymalıdır. Alkol, yoğun kafeinli ve şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Bebekler susadıklarını ifade edemez, yaşlılarda ise susama hissi azalabilir. Bu nedenle düzenli olarak su içmeleri sağlanmalıdır. Yoğun terleme sonrası sadece su değil elektrolit kaybı da yaşanır. Uzun süre sıcakta çalışan veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler, doktor önerisi doğrultusunda sade maden suyu ya da şekersiz elektrolit içeren içeceklerden faydalanabilir" ifadelerini kullandı. Özçelik, "Güneşin en dik olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, pamuklu, bol ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatör ile serin kalınmalı, serin duş alınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı ve risk grubundaki kişiler sık sık kontrol edilmelidir" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<h3>Belirtileri fark ettiğinizde hemen harekete geçin</h3>

<p>Sıcak çarpmasında ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Özçelik, "Şüphe durumunda kişiyi serin bir yere alın, kıyafetlerini gevşetin ve gerekirse fazla kıyafetleri çıkarın. Boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerini serin ya da soğuk su ile ıslatın. Bilinci kapalı kişilere ağızdan su vermeyin ve derhal 112 Acil’i arayarak tıbbi yardım isteyin" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/uzsicak-carpmalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-sicak-carpmasi.jpg" type="image/jpeg" length="14125"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcağı kalbinize yük olmasın]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/yaz-sicagi-kalbinize-yuk-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/yaz-sicagi-kalbinize-yuk-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıklar yalnızca günlük yaşam konforunu değil, kalp sağlığını da doğrudan etkiliyor. Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, yüksek sıcaklık ve nemin kalbin çalışma yükünü artırdığını belirterek, "Sıcaklık nedeniyle sıvı ve mineral kaybı yaşanabilir. Kalp hem daha hızlı çalışmak zorunda kalır hem de ritim için gerekli mineraller azalır. Bu da sağlıklı bireylerin bile kalbi için olumsuz sonuçlar doğurabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber-</strong>Yaz mevsiminde <a href="https://www.drttv.com/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesine-dikkat-uzmandan-kritik-uyarilar"><span style="color:#2980b9"><span style="background-color:#ffffff">hava sıcaklıklarının </span></span></a>yükselmesiyle birlikte vücut, iç ısısını dengede tutabilmek için yoğun bir çaba harcıyor. Bu süreçte kalp ve damar sistemi de önemli bir görev üstleniyor.  Kardiyoloji Uzmanı Dr. M. Vedat Çaldır, sıcak havalarda kalbin normalden daha fazla çalışmak zorunda kaldığını belirterek, özellikle aşırı sıcak ve yüksek nemin kalp üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Sıcaklıkla karşılaşıldığında vücudun öncelikle ısıyı terleme yoluyla dışarı atmaya çalıştığını belirten Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, "Vücut ısıyı terle atmaya çalışırken derideki damarlar genişler. Kalp de bu genişleyen damarlara yeterli kanı ulaştırabilmek için debisini artırır. Bu artış ortalama yüzde 30 ila 50 arasında değişebilir. Yani sıcak havalarda kalp daha hızlı ve biraz daha güçlü atmaya başlar. Sağlıklı bireylerde bu durum genellikle normal bir uyum mekanizması olarak tolere edilir ancak kalbin çalışma yükü belirgin şekilde artış gösterir. Kalp, tansiyonu belirli bir seviyede tutabilmek için daha hızlı çalışır. Bunun yanında terleme ile birlikte su ve tuz kaybı meydana gelir. Bu durum dolaşımdaki kan hacmini azaltır. Kalp, dokulara yeterli kanı ulaştırabilmek için atım hızını artırarak bu kaybı telafi etmeye çalışır" diye konuştu.</p>

<p></p>

<h2>Nem, sıcaklığın etkisini artırıyor</h2>

<p>Sağlıklı bireylerin de sıcak havalardan etkilendiğini belirten Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, "Kalp tamamen sağlıklı olsa bile sıcak havalarda nabız dakikada 10 ila 20 atım kadar artabilir. Kişi hafif çarpıntı hissedebilir. Bu genellikle vücudun sıcaklığa verdiği doğal bir yanıttır. Ancak mevcut kalp hastalığı bulunan kişilerde aynı süreç daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Kuru havada ter buharlaşarak vücudun serinlemesini sağlar. Nem oranı yükseldiğinde ise ter buharlaşamaz ve vücut iç ısısını yeterince dışarı atamaz. Bunun sonucunda daha fazla ter üretilir, daha fazla sıvı ve mineral kaybı yaşanır. Kalp hem daha hızlı çalışmak zorunda kalır hem de ritim için gerekli mineraller azalır. Bu nedenle yüksek nem, çoğu zaman sıcaklığın kendisinden daha yorucu olabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Sıcak havalarda tansiyonun dalgalanmasının sık görülen bir durum olduğunu söyleyen Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başlangıçta damarların genişlemesi nedeniyle tansiyon düşebilir. Eğer kişi yeterince sıvı almazsa bu düşüş daha belirgin hale gelir. Daha sonra kalp hızındaki artış, kalbin pompaladığı kan miktarının yükselmesi ve kanın yoğunlaşmasıyla birlikte tansiyon yeniden yükselebilir. Özellikle yaşlı bireylerde ve kalp-damar sistemine etkili ilaç kullanan kişilerde bu dalgalanmalar daha belirgin görülebilir."</p>

<p></p>

<h2>Terle birlikte mineraller de kayboluyor</h2>

<p>Aşırı terlemenin yalnızca sıvı değil, kalbin düzenli çalışması için gerekli minerallerin de kaybına yol açtığını belirten Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, "Terleme ile birlikte sodyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller vücuttan uzaklaşır. Bu mineraller kalbin elektriksel sisteminin düzgün çalışması için gereklidir. Belirgin eksikliklerinde çarpıntı, ekstra atımlar ve ritim bozuklukları ortaya çıkabilir. Ayrıca sıvı kaybına bağlı olarak nabız yükselir ve bu durum bazı kişilerde oldukça rahatsız edici hale gelebilir. Güneş çarpması durumunda, halsizlik, baş dönmesi, aşırı terleme, iştahsızlık ve bayılacak gibi hissetme görülebilir. Bu belirtiler genellikle gölge bir ortama geçildiğinde ve yeterli sıvı alındığında düzelir. Ancak göğüste ağrı, ağrının kola veya çeneye yayılması, soğuk terleme, mide bulantısı, düzensiz ya da çok hızlı çarpıntı ve bayılma hissi kalbin zorlandığını gösterebilir. Bu belirtiler yaklaşık 20 dakika boyunca devam ediyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır" diye konuştu.</p>

<p></p>

<h2>Yazı güvenli geçirmek için bunlara dikkat</h2>

<p>Kalbi sıcak havalarda korumanın en etkili yolunun sıvı ve mineral dengesini korumak olduğunu belirten Uzm. Dr. M. Vedat Çaldır, şöyle devam etti: "Açık havada fark edildiğinden çok daha fazla sıvı ve mineral kaybedebiliyoruz. Bu nedenle günlük 2-3 litre suyun yanı sıra ayran, maden suyu ve çorba gibi sıvı ve mineral desteği sağlayan besinler düzenli tüketilmelidir. Mümkün olmadıkça 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı ve çıkılsa da sık sık gölge alanlarda dinlenilmelidir. Ağır yemekler, aşırı alkol tüketimi ve yoğun egzersiz vücudun ısınmasını artırır. Baş, ense ve bileklere soğuk uygulama yapılabilir. Klimalı ortamlarda sıcaklığın 25-26 derece civarında tutulması uygundur. Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi veya mide bulantısı gibi belirtiler başladığında kişi dinlenmeli, sıvı ve mineral desteği almalı, şikayetler düzelmiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır."</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Yaz Sıcağı Kalbinize Yük Olmasın" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-yaz-sicagi-kalbinize-yuk-olmasin.jpg" width="600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/yaz-sicagi-kalbinize-yuk-olmasin</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-yaz-sicagi-kalbinize-yuk-olmasin.jpg" type="image/jpeg" length="45277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan Yaz Aylarında Artan Boğulma Vakalarına Karşı Hayati Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/uzmandan-yaz-aylarinda-artan-bogulma-vakalarina-karsi-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/uzmandan-yaz-aylarinda-artan-bogulma-vakalarina-karsi-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Anestezi Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Ulusoy, yaz aylarında artan suda boğulma vakalarına dikkat çekerek vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber-</strong>Ulusoy, suda boğulmanın dünyada ve Türkiye’de önemli bir<a href="https://www.drttv.com/gunesin-zararli-isinlarina-karsi-dikkat"><span style="color:#2980b9"><span style="background-color:#ffffff"> halk sağlığı</span></span></a> sorunu olduğunu belirterek, özellikle yaz mevsiminde deniz, göl, akarsu ve havuzlarda meydana gelen boğulma olaylarına karşı uyarılarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Boğulmaların çoğunun önlenebilir nedenlere bağlı olduğunu ifade eden Ulusoy, "Yüzme bilmemek, tehlikeli bölgelerde suya girmek, çocukların gözetimsiz bırakılması ve alkollü şekilde yüzmeye çalışmak boğulma riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Basit önlemlerle çok sayıda ölümün önüne geçilebilir" dedi.</p>

<p></p>

<p>Özellikle çocukların boğulma açısından risk grubunda bulunduğunu vurgulayan Ulusoy, ailelerin su kenarında çocuklarını sürekli gözlem altında tutmaları gerektiğini hatırlatarak, "Çocuklar birkaç dakika içerisinde ve çoğu zaman sessiz şekilde boğulabilir. Bu nedenle ebeveynlerin dikkatini kısa süreliğine bile başka bir noktaya yöneltmesi ciddi sonuçlar doğurabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Vatandaşların cankurtaran bulunan ve güvenli olduğu bilinen alanlarda yüzmeyi tercih etmeleri gerektiğine vurgu yapan Ulusoy, özellikle Karadeniz kıyılarında görülen rip akıntılarının, diğer adıyla çeken akıntının, ciddi tehlike oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p></p>

<p>Boğulma vakalarında en ağır sonuçların çocuklarda görüldüğünü belirten Ulusoy, "Zamansal olarak artan ve Türkiye genelinde, özellikle deniz kıyısındaki şehirlerde önemli bir sağlık sorunu oluşturan durumlardan biri suda boğulmalardır. Aslında bu sessiz bir ölümdür ve önlenebilir. Peki nasıl önlenebilir? Erişkin kişilerin denize girerken koruyucu önlemlere dikkat etmesi, bayrak durumunu, rüzgârı ve o günkü yasakları takip etmesi gerekiyor. Asla tek başına denize girilmemeli, alkol alarak denize girilmemeli. Epilepsi, kalp rahatsızlığı ya da panik atak gibi problemi olan kişilerin de asla yalnız denize girmemesi gerekiyor. Bu konuda ölümle sonuçlanan en acı durumlar ise çocukların başına geliyor. Çocukların kol mesafesinden daha uzağa bırakılmaması, su kenarındayken ebeveynlerin başka hiçbir şeyle ilgilenmemesi ve gözlerini çocuklarından ayırmaması gerekiyor. Çocuğun kolluk, simit ya da deniz oyuncaklarıyla suya girmesinin bir cankurtaran kadar güvenli olmadığı da akıldan çıkarılmamalı. Aslında bu nedenle önlenebilir durumlardan söz ediyoruz. Karadeniz kıyılarında tehlikeli rip akıntılarının bulunduğu bölgeler var. Ne kadar profesyonel yüzücü olursanız olun, böyle bir akıntıya maruz kaldığınızda önce enerjinizi tasarruflu kullanıp suyun üzerinde kalmaya çalışmanız, daha sonra kıyıya paralel yüzerek akıntının çektiği bölgeden çıkmanız ve ardından kıyıya ulaşmanız gerekiyor" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2>"Hayatları boyunca tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı kalabilirler"</h2>

<p>Özellikle gençlerin gösteriş amaçlı suya balıklama atlamaları beraberinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Ulusoy, " Bir diğer önemli konu da özellikle gençler arasında gösteriş amacıyla yapılan balıklama atlamalar. Bir yıl önce dört metre derinliğinde olan bir su birikintisi, o yıl denizin dolması ya da zemin yapısının değişmesi nedeniyle farklı hale gelmiş olabilir. Kaya zeminine ya da sığ suya balıklama atlamak; boyundan aşağısında veya belden aşağısında felce yol açabilecek omurilik hasarlarına neden olabilir. Bu kişiler hayatları boyunca tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı kalabilir. Boğulma olmasa bile omurga hasarları, deniz kazaları içinde azımsanmayacak kadar önemli bir yer tutuyor" dedi.</p>

<p></p>

<h2>"Nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömülüyorlar"</h2>

<p>Boğulma tehlikesi geçiren kişilerin filmlerdeki gibi bağırarak ya da çırpınarak yardım isteyemediğini nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömüldüğünü belirten Ulusoy, " Aslında bize ulaşmadan önce, denizde boğulma tehlikesi geçiren insanlar filmlerde gösterildiği gibi çırpınarak ve gürültü yaparak etrafındakilerin dikkatini çekemiyor. Nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömülüyorlar. Böyle bir durumda bir kişi fark edildiğinde ya da çırpınırken müdahale edilmesi gerektiğinde, önce kurtarıcının kendi güvenliğini düşünmesi gerekiyor. Bir ip ya da kişinin suda kalmasını sağlayacak can simidi benzeri bir şey uzatılmalı, aynı anda kıyıdaki kişiler 112’yi hemen aramalı. Eğer müdahale edecek kişi profesyonel eğitim aldıysa, kendisi de boğulmadan o kişiyi kurtarmaya çalışmalı. Kişi kıyıya çıkarılır çıkarılmaz önce şuuru açık mı, nefes alıp veriyor mu kontrol edilmeli. Nabza bakarak vakit kaybedilmemeli; karnına bastırarak akciğerlere kaçan suyu çıkarmaya çalışmak, kusturmak ya da ters çevirmek gibi zaman kaybettirici manevralardan kaçınılmalı. Kişi hafifçe omzundan sarsıldığında gözlerini açmıyorsa, şuuru kapalıysa, yanağına eğildiğinizde nefesi hissedilmiyor ya da göğüs hareketi görülmüyorsa ilk yapılması gereken şey kurtarıcı soluktur. Olay yerinde profesyonel temel yaşam desteği eğitimi almış kişiler varsa, boğulan kişi kurtarıcı soluk ve kalp masajıyla 112 ekipleri gelene kadar hayatta tutulabilir. Çünkü ölüm, akciğerlerdeki sudan değil; beyin ve kalbin oksijensiz kalmasından kaynaklanır. Bu da iki-üç dakika içinde beyin hücrelerinde doğrudan beyin ölümüne kadar gidebilecek ağır hasarlara yol açabilir. Aslında ölüme gidişi belirleyen temel unsur oksijensiz kalma süresidir" diye konuştu. Oksijensiz kalmasından kaynaklanıyor</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Uzmandan Yaz Aylarında Artan Boğulma Vakalarına Karşı Hayati Uyarılar" class="detail-photo img-fluid" height="603" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-uzmandan-yaz-aylarinda-artan-bogulma-vakalarina-karsi-hayati-uyarilar.jpg" width="600" /></p>

<p>Boğulmalarda ölümün akciğerdeki sudan değil, beyin ve kalbin oksijensiz kalmasından kaynaklandığını kaydeden Ulusoy, "Tuzlu su ve tatlı su, vücudun elektrolit dengesi üzerindeki farklı etkileri nedeniyle akciğerlerde oluşan hasarı değiştirebilir. Ancak sonuçta ölüm, oksijensiz kalma süresiyle ilişkilidir. Eğer kişi kirli suya, bataklık ya da pis su birikintisine maruz kalmışsa ve şuuru kapanarak bu kirli suyu akciğerlerine kaçırmışsa, oksijensizliğe ek olarak aspirasyon pnömonisi dediğimiz zatürre, enfeksiyon hatta sepsis de tabloya eklenebilir" dedi.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>iHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/uzmandan-yaz-aylarinda-artan-bogulma-vakalarina-karsi-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-sessiz-olum-birkac-dakikada-vuruyor.png" type="image/jpeg" length="89078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu’ndan "Yerli Kalp Akciğer Makinesi" paylaşımı]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/bakan-memisoglundan-yerli-kalp-akciger-makinesi-paylasimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/bakan-memisoglundan-yerli-kalp-akciger-makinesi-paylasimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye taradından üretilen "Yerli Kalp Akciğer Makinesi" hakkında sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber - </strong>Bakan Memişoğlu, ‘Türk Sağlık Sanayiinin dönüm noktası’ notuyla sosyal medya hesabından yerli kalp ve akciğer makinesinin üretimine ilişkin yaptığı paylaşımda, "Üreten sağlık vizyonumuzun göz bebeği; mühendislerimizin ve hekimlerimizin alın teri. Türk imzasını sağlık teknolojilerinde daha güçlü göreceğiz. Çok yakında yeni müjdelerle" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><img akci="" alt="Bakan Memişoğlu’ndan " height="533" kalp="" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/26-06/27/aw735250_01.jpg" width="400" yerli="" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/bakan-memisoglundan-yerli-kalp-akciger-makinesi-paylasimi</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 22:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-bakan-memisoglundan-yerli-kalp-akciger-makinesi-paylasimi.jpg" type="image/jpeg" length="52198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan ezber bozan açıklama: "Ekmek düşmanınız değil"]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/uzmandan-ezber-bozan-aciklama-ekmek-dusmaniniz-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/uzmandan-ezber-bozan-aciklama-ekmek-dusmaniniz-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Hale Aslantaş, kilo vermek için ekmeği tamamen hayatınızdan çıkarmanın doğru olmadığını belirterek, asıl önemli olanın ekmeğin türü ve tüketim miktarı olduğunu söyledi. Aslantaş, sağlıklı kilo vermenin anahtarının ise aç kalmak değil; dengeli beslenme, düzenli hareket ve kaliteli uyku olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber -</strong> Diyetisyen Hale Aslantaş, <a href="https://www.drttv.com/yaz-aylarinda-halsizlik-neden-olur-uzmanindan-beslenme-tavsiyeleri"><span style="color:#3498db">sağlık</span></a>lı kilo vermenin yolunun aç kalmaktan değil, doğru beslenme alışkanlıkları kazanmaktan geçtiğini belirterek, sosyal medyada hızla yayılan ve mucize olarak adlandırılan diyetlerin ve tek tip beslenme yöntemlerinin uzun vadede başarısızlıkla sonuçlandığını söyledi.</p>

<p>Aç kalarak yapılan diyetlerin, yalnızca salata tüketmeye dayalı <a href="https://www.drttv.com/sicak-havalarda-nasil-beslenmeliyiz"><span style="color:#3498db">beslenme</span></a> programlarının ve bilimsel temeli olmayan zayıflama kürlerinin metabolizmaya zarar verdiğini ifade eden Aslantaş, "Vücudumuz bir matematik formülü değil, hayatta kalmaya programlanmış biyolojik bir sistemdir. Hızlı kilo verme uğruna yapılan yanlışlar, geçici sonuçlar sağlasa da uzun vadede sağlığı ve metabolizmayı olumsuz etkiler." dedi.</p>

<p>Düzenli öğün tüketmenin önemine dikkat çeken Aslantaş, kahvaltıyı atlayıp günü kahveyle geçiştirmenin, akşam ise aşırı yemek yemenin metabolizma için en büyük hatalardan biri olduğunu belirtti. Kilo verme sürecinde kas kaybı yerine yağ yakımının hedeflenmesi gerektiğini vurgulayan Aslantaş, yumurta, yoğurt, peynir, balık, tavuk ve kuru baklagiller gibi protein kaynaklarının hem kas kütlesini koruduğunu hem de uzun süre tokluk sağladığını söyledi.</p>

<p>Sebze ağırlıklı beslenmenin kilo kontrolünde önemli rol oynadığını dile getiren Aslantaş, zeytinyağlı sebze yemekleri ve mevsim salatalarının içerdiği yüksek lif sayesinde sindirimi yavaşlatarak tokluk hissini artırdığını ifade etti.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Diyet2" height="320" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2025/08/denizli-haber-diyet2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<h2><strong>"Susuzluğu açlıkla karıştırmayın"</strong></h2>

<p>Yeterli su tüketiminin önemine de değinen Aslantaş, susuzluğun çoğu zaman açlık hissiyle karıştırıldığını belirterek, gün içinde yeterli miktarda su içmenin hem metabolizmayı desteklediğini hem de gereksiz atıştırmaların önüne geçtiğini kaydetti.</p>

<p>Kilo vermenin yalnızca beslenmeyle sınırlı olmadığını vurgulayan Aslantaş, günlük yaşamda yapılacak küçük fiziksel aktivitelerin de büyük katkı sağladığını belirtti. Asansör yerine merdiven kullanmanın, kısa mesafelerde yürümeyi tercih etmenin ve düzenli akşam yürüyüşlerinin hem enerji harcamasını artırdığını hem de stres seviyesini düşürdüğünü söyledi.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Ramazan Ayında Su Tüketimi Ve Sakin Yeme Uyarısı! (2)" height="397" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/02/ramazan-ayinda-su-tuketimi-ve-sakin-yeme-uyarisi-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<h2><strong>Kaliteli uyku ve stres yönetimi önemli</strong></h2>

<p>Yetersiz uykunun ve kronik stresin kilo kontrolünü olumsuz etkilediğini ifade eden Aslantaş, yetişkinlerin her gece 7-9 saat kaliteli uyku uyuması gerektiğini belirtti. Düzenli uyku saatleri oluşturulmasını öneren Aslantaş, yatmadan önce ağır yemeklerden, kafeinden ve telefon ekranlarından uzak durulmasının metabolizma açısından önemli olduğunu dile getirdi.</p>

<h2><strong>Açlık krizlerine karşı 20 dakika kuralı</strong></h2>

<p>Ani gelişen tatlı krizlerinin çoğunlukla duygusal açlıktan kaynaklandığını söyleyen Aslantaş, vatandaşlara mutfağa gitmeden önce kendilerine "Gerçekten aç mıyım, yoksa sadece sıkıldım mı?" sorusunu sormalarını tavsiye etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kriz anlarında 20 dakika beklemenin, kısa bir yürüyüş yapmanın, nefes egzersizleri uygulamanın ya da bir arkadaşla sohbet etmenin tatlı isteğini azaltabileceğini belirten Aslantaş, evde paketli tatlılar yerine sağlıklı atıştırmalıklar bulundurulmasının da önemli olduğunu söyledi.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli'de Halk Ekmek Büfelerinde Ramazan Pidesi Fiyatı Belli Oldu... (2)" height="394" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/02/denizlide-halk-ekmek-bufelerinde-ramazan-pidesi-fiyati-belli-oldu-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<h2><strong>"Ekmek tamamen kesilmemeli"</strong></h2>

<p>Toplumda en yaygın yanlış inanışlardan birinin ekmeğin tamamen bırakılması olduğunu belirten Aslantaş, ekmeğin temel enerji kaynaklarından biri olduğunu ifade etti.</p>

<p>Beyaz ekmek yerine tam buğday, çavdar, siyez veya tam tahıllı ekmeklerin tercih edilmesini öneren Aslantaş, kilo verme döneminde öğün başına 1-2 ince dilim esmer ekmeğin dengeli beslenme programında yer alabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>"Zayıflama iğneleri tek başına çözüm değil"</strong></h2>

<p>Son dönemde yaygınlaşan GLP-1 grubu zayıflama ilaçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aslantaş, bu ilaçların obezite tedavisinde bilimsel olarak önemli bir gelişme olduğunu ancak tek başına çözüm olmadığını belirtti.</p>

<p>İlaç kullanımı sırasında yeterli protein alınmaması ve egzersiz yapılmaması halinde kas kaybı yaşanabileceğini ifade eden Aslantaş, bulantı, kusma, kabızlık ve safra taşı gibi yan etkilerin de görülebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Sağlıklı yaşamın temelinin dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, kaliteli uyku ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları olduğunu vurgulayan Aslantaş, "Mucize olarak adlandırılan diyetler gelip geçer, ancak sağlıklı yaşamın temel kuralları hiçbir zaman değişmez." dedi.<br />
 </p>

<p style="text-align:center"><img alt="Uzmandan ezber bozan açıklama: &quot;Ekmek düşmanınız değil&quot;" height="509" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/images/2026/06/27/20260627aw735128-2.jpg" width="400" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/uzmandan-ezber-bozan-aciklama-ekmek-dusmaniniz-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 20:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-ekmek-dusman.jpg" type="image/jpeg" length="82786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebeveynlerin sevinç fotoğrafları bebeklerde hasara dönüşebilir]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/ebeveynlerin-sevinc-fotograflari-bebeklerde-hasara-donusebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/ebeveynlerin-sevinc-fotograflari-bebeklerde-hasara-donusebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pediatri Uzmanı Dr. Ufuk Ertural, yeni doğan bebeklerde fotoğraf çekimlerinin pozisyonları için bir uzmandan destek alınmasının faydalı olabileceğini söyleyerek, "Yenidoğan fotoğrafında bebeklerdeki zorlama hasara neden olabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber - </strong><a href="https://www.drttv.com/cicek-acan-hashas-tarlalari-adeta-dogal-fotograf-studyosuna-dondu"><span style="color:#3498db">Fotoğraf </span></a>çekimlerinde bebeğin hareketlerinde zorlanmasından dolayı hasar oluşabileceğini söyleyen Pediatri Uzmanı Dr. Ufuk Ertural, "Dünyaya yeni gelen bebeklerimizin omurgası, iskelet sistemi kendileri çok hassastır. Bunun için de duruşumuzu, çocuğu tutuş şeklimizi, çocuğun duruşunu özellikle desteklememiz lazım. Sırtını ve başını kollarımızla desteklememiz lazım. Sırtını, göğsünü boşta bırakmayacak, destekli çocuğun rahat olacak şekilde durmamız lazım.</p>

<p>Bebeğimiz yeni dünyaya geldiğinde çok hassastır. Kas-iskelet sistemi, başı, damarlar, sinir sistemi hepsinin özenle ve itina ile desteklenmesi ve özen gösterilmesi gerekiyordur. Genelde <a href="https://www.drttv.com/tatil-fotograflari-hirsiz-cekiyor"><span style="color:#3498db">fotoğraf</span></a>çılar uyku anında fotoğraf çekmeyi seviyorlar. Bebeğin çok ağlamadığı ve serbestçe hareket kabiliyeti mümkün olduğu için uyku anında. Genelde de kurbağa pozisyonu dediğimiz eller ayaklar hafifçe açık pozisyonda, yüzüstü yatar pozisyonda gözümüzün önünde. Fakat bu pozisyonun da fazla açılarını yani esnekliğini zorlayacağımız zaman iskelet sisteminde, sinir sisteminde, kas sisteminde ve damarlarda bası oluşturacağı için çocukta herhangi bir zarara yol açabiliriz. Bunun için dikkat etmemiz lazım. Mümkünse fotoğrafçının tecrübeli, bu bebeğin anatomisine ve hangi durumların, pozisyonların çocuğa zarar vereceğinin bilincinde olması gerekiyor. Bunun için tecrübeli fotoğrafçılarla çalışmanızı öneriyoruz. Mümkünse doktor desteğiyle bu pozisyonların hangisi zararlıdır, hangisi değildir onun bilgisini edinmiş olması lazım" dedi.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Koklear Implant Ile Bebekler De Yaşlılar Da Duyabiliyor2" height="400" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/03/denizli-haber-koklear-implant-ile-bebekler-de-yaslilar-da-duyabiliyor2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Ertural, çekimlerde bebeğe giydirilecek kıyafetlerin de sıkı olmaması gerektiğini söyleyerek, "Çocukların hala kemik gelişimi devam ettiği için bu bıngıldak dediğimiz kemiklerin birleşim noktası açıktır, arkada ve önde olmak üzere. Bir yaşından sonra yavaş yavaş kapanmaya başlar bunlar. Bunda ağır şapkalar, sıkı bandanaların kafanın şeklinde veya kaslarda, beyinde herhangi bir zarar verebilmesi mümkündür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun için mümkün oldukça gevşek, çocuğa rahatsızlık vermeyecek şekilde olması lazım. Kıyafetlerinde hakeza öyle çocuğu sıkmayacak veya tenine, kendisine nefes almasına zorlayacak olmamasını tercih ediyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yoğun ışık veya fotoğrafın daha da güzel çıkması için kullanılan flaşlarına dikkat edilmesi lazım. Çocukların gözleri çok hassastır, refleksleri sandığınız gibi bizim kadar iyi değildir. Bunun için mümkünse soft, gün ışığı veya kapalı hafif ışıkta çekilmesini öneriyoruz ki herhangi bir retinada yanık veya hasar bırakmaması için" ifadelerini kullandı.<br />
 </p>

<p style="text-align:center"><img alt="Ebeveynlerin sevinç fotoğrafları bebeklerde hasara dönüşebilir" height="450" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/images/2026/06/27/20260627aw734857-1.jpg" width="600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/ebeveynlerin-sevinc-fotograflari-bebeklerde-hasara-donusebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-bebek-foto2.jpg" type="image/jpeg" length="94112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[PAÜ Hastanelerinde Asansörler Yenileniyor]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/pau-hastanelerinde-asansorler-yenileniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/pau-hastanelerinde-asansorler-yenileniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri, hasta ve çalışan güvenliğini artırmak amacıyla hastane bünyesinde bulunan asansörlerde kapsamlı modernizasyon çalışmalarına başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber </strong>- Modernizasyon kapsamında asansörlerin mekanik ve elektronik sistemleri güncel teknolojiyle değiştirilecek, tüm sistemler mevcut güvenlik standartlarına uygun hale getirilecek.</p>

<p>Yenileme çalışmaları özellikle hasta taşıma kapasitesi yüksek olan asansörlerde yoğunlaşacak. Böylece hasta, hasta yakını ve sağlık çalışanlarının hastane içindeki ulaşımı daha güvenli ve daha hızlı olacak.</p>

<p>Çalışmalarla birlikte asansörlerin enerji tüketimi azaltılacak, bakım ve işletme süreçleri de daha verimli hale getirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Paühastaneleri (2)-2" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-pauhastaneleri-2-2.jpeg" width="450" /></p>

<p>Modernizasyon çalışmaları, hastane hizmetlerinin aksamaması için etaplar halinde yürütülüyor. Çalışma süresince hasta güvenliği ile sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesi öncelik olarak uygulanıyor.</p>

<p>Hastane yönetimi, fiziki altyapıyı güçlendirmeye yönelik yatırımların süreceğini belirterek, daha güvenli, konforlu ve erişilebilir bir sağlık hizmeti sunmaya devam edeceklerini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/pau-hastanelerinde-asansorler-yenileniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-pauhastaneleri-1-1.jpeg" type="image/jpeg" length="68686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından ’kene’ uyarısı: "Panik yapmayın"]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, "Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı ve ateş, halsizlik gibi belirtiler görülürse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber - </strong>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan kene vakaları, halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturmaya devam ediyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, özellikle kırsal alanlarda, piknik bölgelerinde ve parklarda vakit geçiren vatandaşlara uyarıda bulundu.</p>

<p><strong>"Panik yapmayın"</strong></p>

<p>Uyarılarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, kene tutunması durumunda paniğe kapılmadan doğru müdahalenin yapılması gerektiğini belirtti. Kaynar, "Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı, ateş, halsizlik gibi belirtiler görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Havaların ısınmasıyla birlikte kene popülasyonunda gözle görülür bir artış yaşanıyor. Yanlış müdahaleler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere ciddi enfeksiyon risklerini artırabiliyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>Kene nasıl çıkarılır?</strong></p>

<p>Kenenin vücuda tutunması halinde sakin olunması gerektiğini vurgulayan Kaynar, kolonya, alkol, gaz yağı veya sigara ateşi gibi yöntemlerin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kaynar, "Kene, ince uçlu bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulmalı, sağa sola çevrilmeden dik ve yavaş bir şekilde çekilmelidir. Baş kısmının deri içinde kalması durumunda vatandaşlar kendileri müdahale etmemeli, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kene çıkarıldıktan sonra ısırılan bölgenin bol su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirten Kaynar, kişinin en az 10 gün boyunca kendisini gözlemlemesi gerektiğini kaydetti. Dr. Kaynar, bu süreçte ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma veya ısırık bölgesinde kızarıklık gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Hayati önem taşıyor"</strong></p>

<p>Keneden korunmak için açık renkli ve vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Kaynar, pantolon paçalarının çorap içine alınmasını, doğa yürüyüşü veya tarla çalışmalarının ardından vücudun ayrıntılı şekilde kontrol edilmesini önerdi. Evcil hayvanların da düzenli olarak kontrol edilmesi ve veteriner hekim önerileri doğrultusunda dış parazit uygulamalarının aksatılmaması gerektiğini belirten Kaynar, kırsal bölgelerde yaşayanlar ile hayvancılıkla uğraşan vatandaşların daha yüksek risk altında bulunduğunu söyledi. Açık alanlardan dönüşte yapılacak kısa bir vücut kontrolünün ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Teoman Kaynar, "Yaz boyunca artış göstermesi beklenen kene vakalarına karşı vatandaşların bilinçli davranması, doğru müdahalede bulunması ve erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarabilir" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2025/09/denizli-haber-keneaciklma.jpg" type="image/jpeg" length="33862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[PAÜ Hastanelerinden önemli açıklama]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/pau-hastanelerinden-onemli-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/pau-hastanelerinden-onemli-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin, sigara ve alkolün cilt sağlığına etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber </strong>- PAÜ Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Sigara ve alkolün cildimize verdiği zararlar yalnızca estetik değildir. Erken yaşlanma, mat görünüm, kırışıklıklar ve saç dökülmesi aslında hücrelerimizde ve damarlarımızda başlayan hasarın dışarıdan görülen belirtileridir. Cildimiz, genel sağlığımızın aynasıdır. Sigara, damarlarımızı daraltarak cildin oksijen ve besin almasını engeller. Bunun sonucunda cilt incelir, elastikiyetini kaybeder, mat ve cansız bir görünüm kazanır. Kuruluk, pullanma, saç dökülmesi ve tırnak kırılmaları görülür. Ayrıca yara iyileşmesi belirgin şekilde gecikir ve sigara cildin erken yaşlanmasını hızlandırır. Alkol ise hücrelerde DNA hasarını artırır, bağışıklık sistemini zayıflatır ve oksidatif stresi yükseltir. Bilimsel çalışmalar, düzenli alkol tüketiminin özellikle melanom gibi bazı cilt kanserlerinin gelişme riskini artırabildiğini göstermektedir. Alkol aynı zamanda sedef hastalığını alevlendirebilir, yüzde kızarıklık ataklarına ve kurdeşene neden olabilir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Sigara ve alkolü bırakmak, cildin erken yaşlanmasını önlemenin ve sağlıklı bir görünümü korumanın en etkili yoludur”</h2>

<p>Prof. Dr. Ahmet Metin: “Uzun süreli alkol kullanımı vitamin ve mineral eksikliklerine yol açar. Özellikle C vitamini, çinko ve B grubu vitaminlerinin eksikliği; yaraların geç iyileşmesine, saç dökülmesine, tırnakların kırılmasına ve ağız içinde yaralara neden olur. Yani alkol, cildin kendini yenileme kapasitesini önemli ölçüde azaltır. Unutmayalım; aynaya baktığınızda gördüğünüz mat cilt, derin kırışıklıklar veya sağlıksız görünüm yalnızca yaşın değil, çoğu zaman sigara ve alkolün vücutta oluşturduğu hasarın da bir sonucudur. Sağlıklı ve genç görünen bir cilt için en etkili tedavi; sigaradan uzak durmak, alkol tüketmemek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemektir. Çünkü cilt sağlığını korumanın yolu, genel sağlığı korumaktan geçer.” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/pau-hastanelerinden-onemli-aciklama</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-pauaciklama-1.jpeg" type="image/jpeg" length="19929"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında halsizlik neden olur? Uzmanından beslenme tavsiyeleri]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/yaz-aylarinda-halsizlik-neden-olur-uzmanindan-beslenme-tavsiyeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/yaz-aylarinda-halsizlik-neden-olur-uzmanindan-beslenme-tavsiyeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kavurucu yaz sıcaklıkların etkisini hissettirdiği günlerde, artan nem ve hava sıcaklıkları pek çok kişide iştahsızlık, yorgunluk ve halsizlik gibi şikayetleri beraberinde getiriyor. Diyetisyen Nermin Kabak, yaz aylarında beslenme alışkanlıklarını dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, sıcaklıkların vücut direncini düşürmemesi için kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber-</strong>Yaz aylarında iştah kapanmasının öğün atlamaya, bunun da gün boyu süren bir halsizliğe yol açtığını belirten Diyetisyen Nermin Kabak, bedeni ağırlaştırmadan <a href="https://www.drttv.com/saglik">beslenme</a>nin önemine dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Halsizlik (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="362" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-halsizlik-1-1.png" width="500" /></p>

<h3>"SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN, ÖĞÜN ATLAMAYIN"</h3>

<p>Yaz aylarında yapılan en büyük yanlışlardan birinin iştahsızlığa yenik düşerek öğün atlamak olduğunu belirten Diyetisyen Nermin Kabak, bu durumun gün içindeki halsizliğin temel sebebi olduğuna dikkat çekti. Kabak, sağlıklı bir yaz dönemi için "Yaz aylarında en önemli alışkanlık, yeterli sıvı tüketimi ve düzenli öğün düzenini korumaktır. Sıcak havalarda çoğu kişi iştahsızlık yaşadığı için öğün atlıyor ama bu durum, kan şekerinin düşmesine ve gün içinde çok daha halsiz hissetmeye neden olabiliyor. Ben danışanlarıma da her zaman susamayı beklemeden gün içinde bolca su içmelerini; ağır ve yağlı yiyecekler yerine hafif ama dengeli öğünler tüketmelerini öneriyorum" dedi.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Halsizlik (1)" class="detail-photo img-fluid" height="752" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-halsizlik-1.jpeg" width="500" /></p>

<p>ZİNDELİĞİN FORMÜLÜ: MEVSİM SEBZELERİ VE PROBİYOTİKLER</p>

<p>Sıcak günlerde sindirim sistemini yormayacak besinlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Kabak, sofralarda mutlaka mevsim sebzelerinin, taze meyvelerin ve probiyotik kaynağı olan yoğurt ile kefirin bulundurulması gerektiğini belirtti. Uzman diyetisyen, beslenmede yapılacak bu küçük değişikliklerin bile kişinin günlük enerjisini ciddi anlamda olumlu etkilediğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Halsizlik (2)" class="detail-photo img-fluid" height="286" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-halsizlik-2.png" width="500" /></p>

<h3>"BÜYÜKLERİMİZİN TARİFLERİ ÇOK KIYMETLİ, AYRAN AŞI VE HOŞAF"</h3>

<p>Yaz sıcaklarında serinlemek için asitli, şekerli ve hazır içeceklere yönelenlere de uyarılarda bulunan Diyetisyen Kabak, çözümün aslında geleneksel Türk mutfağında olduğunu hatırlattı. Gazlı içeceklerin sindirim sistemine zarar verdiğini belirten Kabak, sözlerini şöyle tamamladı: "Aslında büyüklerimizin yıllardır hazırladığı, mutfağımızın o güzel geleneksel tarifleri oldukça kıymetli. Özellikle ayran aşı ve soğuk çorbalar, yaz aylarında hem azalan sıvı alımını destekliyor hem de vücuda protein, lif ve vitamin sağlayarak son derece doyurucu, sağlıklı bir seçenek sunuyor. Ev yapımı, şeker miktarı kontrollü veya şekersiz hazırlanan hoşaflar da sıcak günlerde harika bir alternatif. Hazır ve rafine şekerli içecekler yerine köklerimize, geleneksel tariflere yönelmek hem sindirim sistemi hem de genel sağlığımız açısından çok daha avantajlı bir tercih."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>NURSELİN BOSTAN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/yaz-aylarinda-halsizlik-neden-olur-uzmanindan-beslenme-tavsiyeleri</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-halsizlik-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="39096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan DNA hasarına karşı güneş kremi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/uzmanlardan-dna-hasarina-karsi-gunes-kremi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/uzmanlardan-dna-hasarina-karsi-gunes-kremi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsimiyle birlikte güneş kremi kullanımı arttı. Güneşten gelen ultraviyole ışınlara karşı sadece yazın değil kışın da önlem alınması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Elif Topcu, kimlerin ne tür güneş kremi kullanması gerektiğini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber -</strong> Topcu, sadece güneş yanıkları sebebiyle değil, DNA hasarına karşı da güneş kremi kullanılması gerektiğini vurguladı.Güneş ışınlarından korunmak sadece güneş yanıklarına değil, cilt hastalıklarına karşı tedbir almak için de büyük önem taşıyor. Dr. Öğr. Üyesi Elif Topcu, güneşten gelen ultraviyole ışınlara karşı yıl boyunca güneşten koruyucu krem kullanılması gerektiğini belirtti.<br />
<br />
<strong>"Güneşsiz alanlarda da ultraviyole ışınlardan korunmalıyız"</strong></p>

<p>Kullanılan güneş kremi çeşidi kadar doğru miktarda ve doğru şekilde kullanılmasının da önemini vurgulayan Topcu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Güneş koruyucularının daha çok yazın kullanıldığını görüyoruz. Bizler de yazın daha yoğun öneriyoruz, öyle bir teamül var. Bu doğru fakat problem aslında güneş değil, güneşteki ultraviyole A ve ultraviyole B. Böyle bakarsak biz kışın da ultraviyoleyle karşı karşıya kalıyoruz. Güneşsiz alanda da ultraviyole ışınlar var. Bulutlu havada da ultraviyole yeryüzüne ve deriye ulaşıyor. Eğer bir dermatolojik hastalığımız varsa kışın bile ultraviyoleden korunmak amaçlı güneş koruyucu kullanmamız gerekebilir."</p>

<p>Güneş kremlerindeki SPF’den (Sun Protection Factor-Güneş Koruma Faktörü) çok doğru ürünün doğru şekilde ve doğru miktarda kullanılmasının önemini vurgulayan Topcu, "SPF 30’u genelde kışın kullanmayı, yazın ise SPF 50 ve 50 +’ı tercih ediyoruz. Onaylanmış, denetlenmiş, standardize edilmiş, doğru yerde satılan ürün doğru üründür" dedi.<br />
<br />
<strong>"Mineral filtreli güneş kremleri, daha iyi koruyuculuk sağlıyor"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mineral (fiziksel) filtreli güneş kremleri ile kimyasal filtreli güneş kremleri arasındaki farkı anlatan Topcu, "En iyi ve hızlı koruyuculuk sağlayanlar, fiziksel (mineral filtreli) ürünler. İçinde titanyum dioksit ve çinko oksit bulunan pek çok ürün var. Bütün bunlar iyi koruyucuya sahiptirler. Bunların da birtakım sıkıntıları var. Sürüldüğünde ciltte beyaz tabaka oluyor. Bir de kimyasal filtreli olanlar var. 2019-2022 arasında hem FDA (Food and Drug Administration) hem Avrupa Birliği (AB) bunların ürün içindeki oranlarını düzenledi ve ‘Şu orandan daha fazlası olamaz’ dedi. Yani hem fiziksel hem de kimyasal filtreli olanlarda artık bir standart var. Kimyasal filtreli olanların avantajı, daha kolay uygulanabiliyor ve kozmetik açıdan daha kabul edilebilir olması" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Hamileler, çocuklar ve dermatolojik hastalığı olanlar mineral filtreli kullanmalı</strong></p>

<p>Kimlerin fiziksel, kimlerin kimyasal filtreli güneş kremi kullanması gerektiğine dair tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Elif Topcu, "Çocuklar, gebeler, melazma tedavisi ya da dermatolojik birtakım hastalık tedavisi görenler, fiziksel bariyeri fazla olan ürünleri kullanabilir. Hiçbir problemi olmayan, kendini sadece güneş yanığından korumak isteyenler dozu denetlenmiş, onaylanmış ve standartlaştırılmış kimyasal filtreler de kullanabilir. Önemli olan hangi bireye hangi ürünü, hangi yaşta seçeceğimiz" dedi.<br />
<br />
<strong>C vitamini kullanılabilir, retinoik asit ise sakıncalı</strong></p>

<p>C vitamini serumlarının güneş kremlerini destekleyici bir ürün olabileceğini belirten Topcu, "C vitamini çok iyi bir antioksidan. Güneş koruyucuları oldukça destekleyici diyebiliriz. Gündüzleri önce nemlendiricimizi, C vitaminli serumumuzu, üstüne de bir güneş koruyucu kullanabiliriz" dedi.</p>

<p>Retinoik asit içeren ürünlerin ise yaz aylarında daha dikkatli kullanılması gerektiğinin belirten Dr. Öğr. Üyesi Elif Topcu, "Retinoik asidin yaz aylarında genel olarak kullanılmasını tavsiye etmiyoruz. Bu, hasta ya da danışan ile hekim arasında planlanması gereken bir ürün" diyerek retinoik asit kullanımına karşı uyarılarda bulundu.<br />
<br />
<strong>"DNA hasarını önlemek için güneş kremi kullanılmalı"</strong></p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Elif Topcu, sadece güneş yanıklarına karşı değil, hastalıklardan korunmak için de düzenli güneş kremi kullanımının önemini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Hep güneşten korunmaya çalışıyoruz ama hedefimiz sadece güneş yanıklarından korunmak olmasın. Aslında kronik bir ultraviyole maruziyeti olduğunu ve bunun güneş yanığından da öte DNA hasarı yapabileceğini ve bu DNA hasarının uzun vadede deri kanserlerine ya da cilt hasarına neden olabileceğini unutmamamız gerekiyor. Hedefimiz yoğun ultraviyoleden korunmak, DNA’mızı koruyabilmek ve cildimizde ekstra deri hastalıkları oluşmasını, belki de cilt kanserini engellemek olmalı. Sadece güneş yanığı gibi düşünmeyelim, uzun vadeli bir sağlık yatırımı gibi düşünelim."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/uzmanlardan-dna-hasarina-karsi-gunes-kremi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2025/10/denizli-haber-avustralyada-18-gunes-kreminin-satisi-durduruldu.jpg" type="image/jpeg" length="47036"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın sofradaki tehlike: Çocuklar ve yaşlılar daha büyük risk altında]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/yazin-sofradaki-tehlike-cocuklar-ve-yaslilar-daha-buyuk-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/yazin-sofradaki-tehlike-cocuklar-ve-yaslilar-daha-buyuk-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Müberra Hraloğlu, yaz aylarında artan gıda kaynaklı enfeksiyonlara karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber -</strong> Dışarıda satılan tavuk döner, tavuklu pilav, mayonezli yiyecekler ve kremalı tatlıların sıcak havalarda ciddi risk oluşturduğunu belirten Hraloğlu, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olan kişilerde gelişen sıvı kaybının tedavi edilmediğinde hayati <strong>tehlike</strong>ye yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Yaz sıcaklarıyla gıda kaynaklı enfeksiyonlarda artış yaşanırken uzmanlar hem tüketilen gıdalar hem de havuz hijyeni konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Müberra Hraloğlu, özellikle uygun şartlarda muhafaza edilmeyen gıdaların ishal, bulantı ve kusmaya neden olabileceğini ifade ederek ağır vakalarda hastaneye başvurunun geciktirilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>"Yaz aylarında gıda kaynaklı enfeksiyonlar belirgin şekilde artıyor"</strong></p>

<p>Yaz aylarında en sık karşılaşılan enfeksiyonların gıda kaynaklı olduğunu belirten Uzm. Dr. Müberra Hraloğlu, "Bu enfeksiyonlar genellikle ishal, bulantı ve kusma ile kendini gösteriyor. Vakalar ilkbaharla birlikte görülmeye başlıyor ve hava sıcaklıklarının artmasıyla daha da sıklaşıyor. Özellikle dışarıda satılan gıdalar sıcak havalarda daha kısa sürede bozulabiliyor. Bu nedenle gıdaların uygun sıcaklıkta ve hijyenik şartlarda muhafaza edilmesi büyük önem taşıyor" dedi.</p>

<p><strong>"Tavuk döner, tavuklu pilav ve kremalı tatlılara dikkat"</strong></p>

<p>Riskli gıdalar hakkında bilgi veren Hraloğlu, "Tavuk döner, tavuklu pilav, sade pilav, mayonez içeren yiyecekler ile kremalı pasta ve tatlılar kısa sürede bakteri üremesine ve toksin oluşumuna neden olabilir. Tüketilmeyecek gıdalar dışarıda bekletilmemeli, buzdolabında saklanmalıdır. Dışarıdan yemek satın alırken ise hijyen şartlarda güvenilen işletmeler tercih edilmelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Yemekten sonraki ilk saatlerde başlayan bulantı ve ishal gıda zehirlenmesi olabilir"</strong></p>

<p>Gıda zehirlenmesinin belirtilerine değinen Hraloğlu, "Yemek yedikten sonraki 3-4 saat içinde ya da ertesi güne kadar bulantı, kusma ve ishal gelişmesi gıda zehirlenmesini düşündürmelidir. Yüksek ateş, ağızdan sıvı alınamayacak kadar şiddetli kusma veya ağır ishal varsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Çocuklar ve yaşlılarda sıvı kaybı hayati risk oluşturabilir"</strong></p>

<p>Özellikle risk grubundaki bireylerde sıvı kaybının ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Hraloğlu, "Küçük çocuklar, yaşlılar ve böbrek hastalarında gelişen sıvı kaybı tedavi edilmezse hayati <strong>tehlike</strong>ye neden olabilir. İshal tedavisinde en önemli unsur yeterli sıvı desteğidir. Antibiyotik ise her hastada gerekli değildir ve mutlaka hekim önerisiyle kullanılmalıdır" dedi.</p>

<p><strong>"İshali olanlar havuza girmemeli"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında havuz kullanımına ilişkin de uyarılarda bulunan Hraloğlu, "İshali olan kişilerin havuza girmemesi gerekir. Çünkü enfeksiyon etkeni diğer kişilere bulaşabilir. Ayrıca havuzlar göz ve kulak enfeksiyonlarına da neden olabilir. Havuz suyunun yutulmaması, mümkün olduğunca dalış yapılmaması ve havuzdan çıktıktan sonra duş alınması enfeksiyon riskini azaltacaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Müberra Hraloğlu son olarak yaz aylarında hem gıda hijyenine hem de havuz kullanım kurallarına dikkat edilmesinin enfeksiyonlardan korunmada en etkili yöntem olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/yazin-sofradaki-tehlike-cocuklar-ve-yaslilar-daha-buyuk-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2025/12/denizli-haber-gidaarzi.jpg" type="image/jpeg" length="34603"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda safra kesesi taşı vakalarında dikkat çeken artış]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/cocuklarda-safra-kesesi-tasi-vakalarinda-dikkat-ceken-artis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/cocuklarda-safra-kesesi-tasi-vakalarinda-dikkat-ceken-artis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda safra kesesi taşı tanılarında geçmiş yıllara göre artış gözlemlediklerini söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber -</strong> Uzun yıllar boyunca yetişkinlere özgü bir sağlık sorunu olarak bilinen safra kesesi taşları, artık çocuklarda da daha sık görülüyor. Uzmanlar, özellikle son yıllarda çocukluk çağı obezitesindeki artışın bu tabloyu önemli ölçüde etkilediğini belirtirken, aileleri tekrarlayan karın ağrılarını dikkate almaları konusunda uyarıyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocuklarda safra kesesi taşı tanılarında geçmiş yıllara göre artış gözlemlediklerini söyledi. Safra kesesi taşlarının eskiden daha çok kan hastalıkları veya bazı doğumsal rahatsızlıklarla ilişkilendirildiğini belirten Zeytun, günümüzde obezite ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<h2><strong>Karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi şikâyetler belirti olabilir</strong></h2>

<p>Çocuklarda görülen safra kesesi taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini kaydeden Doç. Dr. Hikmet Zeytun, bazı vakalarda ise özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi şikâyetlerin görülebildiğini söyledi. Sağ üst karın bölgesinde tekrarlayan ağrılar yaşayan çocukların mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Hikmet Zeytun, erken tanının muhtemel komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<h2><strong>Fast-food tüketimi ve hareketsiz yaşama dikkat</strong></h2>

<p>Doç. Dr. Hikmet Zeytun, çocukluk çağında artan fast-food tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı ve kilo problemlerinin yalnızca diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini değil, safra kesesi hastalıklarının görülme sıklığını da artırdığına dikkat çekiyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşlarda kazandırılmasının ve düzenli fiziksel aktivitenin birçok sağlık sorununun önlenmesinde etkili olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Doç. Dr. Hikmet Zeytun, safra kesesi taşlarının tedavisinin hastanın klinik durumuna göre planlandığını belirterek, şikâyetlere yol açan vakalarda günümüzde kapalı yöntem olarak bilinen laparoskopik cerrahinin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. Bu yöntem sayesinde çocukların ameliyat sonrası dönemi daha konforlu geçirdiğini ve günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiklerini ifade etti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Hikmet Zeytun, ailelerin çocuklarda tekrarlayan karın ağrılarını basit bir sindirim sorunu olarak değerlendirmemesi gerektiğini belirterek, erken teşhisin hem tedavi sürecini kolaylaştırdığını hem de ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebildiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/cocuklarda-safra-kesesi-tasi-vakalarinda-dikkat-ceken-artis</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/02/denizli-haber-cocuk-beslenme-pixabay.jpg" type="image/jpeg" length="62777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan ailelere tatil uyarısı: "Yaz tatilinde dengeyi koruyun"]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/uzmandan-ailelere-tatil-uyarisi-yaz-tatilinde-dengeyi-koruyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/uzmandan-ailelere-tatil-uyarisi-yaz-tatilinde-dengeyi-koruyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tamamen plansız bir tatil geçirilmesinin çocuklarda uyku düzensizliği, ekran bağımlılığı ve motivasyon kaybı gibi sorunlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzman Psikolog Fulda Karaçiçek, tatilin doğru değerlendirildiğinde ise çocukların yeni eğitim yılına mutlu ve motive bir şekilde başlayacaklarını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber -</strong> Karaçiçek, okulların kapanmasıyla birlikte milyonlarca öğrencinin uzun bir yaz tatiline girdiğini belirterek, "Çocuklar için bu tatil eğlenmek, dinlenmek ve okulun yoğun temposundan uzaklaşmak anlamına gelirken, söz konusu dönem aynı zamanda kişisel gelişim, sosyal beceriler ve ruh sağlığı açısından da önemli fırsatlar sunuyor. Yaz tatili, çocuklar için özgürlük ve eğlenceyi ifade ediyor. Anne-babalar içinse bu süreci en verimli şekilde geçirmelerini sağlamanın sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Tamamen plansız bir tatil geçirilmesi çocuklarda uyku düzensizliği, ekran bağımlılığı ve motivasyon kaybı gibi sorunlara yol açabiliyor. Tatil doğru değerlendirildiğinde ise çocuklar yeni eğitim yılına mutlu ve motive bir şekilde başlayacaklardır.</p>

<p><strong>"Tatilin ilk günlerinde hoşgörülü olunmalı"</strong></p>

<p>Karaçiçek, şöyle devam etti:</p>

<p>"Uzun bir eğitim döneminin ardından çocukların bir süre rahatlamak istemesi oldukça doğal bir durumdur. Bu nedenle tatilin ilk günlerinde uyku saatlerinde ve günlük rutinlerde belirli ölçüde esneklik tanınmalıdır. Ancak bu sürenin uzaması çocukların biyolojik ritminin bozulmasına neden olabilir. Özellikle geç yatıp geç kalkma alışkanlığının kalıcı hale gelmesi, yeni eğitim dönemine uyum sürecini zorlaştırabilir. Yazın çocukların en fazla vakit geçirdiği alanların başında günümüzde telefon, tablet ve bilgisayar oyunları sıralanabilir. Tatilde teknolojik cihazlar tamamen yasaklanmamalı ancak kullanım süreleri makul sınırlar içinde tutulmalıdır. Tüm günü ekran karşısında geçirmek; dikkat sorunları, sosyal izolasyon, hareketsizlik ve uyku problemleri gibi olumsuz sonuçlara neden olabilir. Ailelerin çocuklarını açık havada vakit geçirmeye ve farklı aktivitelere yönlendirmesi gerekir."</p>

<p><strong>"Aile içi iletişim için altın fırsat"</strong></p>

<p>Uzun tatil sürecinin, yoğun okul temposu nedeniyle yıl içinde birlikte yeterince zaman geçirilemeyen aile bireylerinin daha güçlü bağlar kurması için önemli bir fırsat sunduğuna işaret eden Karaçiçek, "Beraber yapılan yürüyüşler, kısa geziler, masa oyunları veya günlük sohbetler çocukların kendilerini güvende ve değerli hissetmelerine katkı sağlar. Çocukların duygu ve düşüncelerini rahatça paylaşabildiği bir aile ortamı, ruhsal dayanıklılıklarının güçlenmesine ve özgüvenlerinin artmasına yardımcı olur. Bu nedenle ebeveynlerin yaz tatilini sadece çocukların dinlendiği bir dönem olarak değil, aile ilişkilerinin de güçlendirildiği bir süreç olarak değerlendirmesi önemlidir. Çocukların ruhsal gelişiminde arkadaş ilişkileri ve oyun önemli bir yere sahiptir. Yaz tatili boyunca akranlarıyla vakit geçiren, grup etkinliklerine katılan ve fiziksel oyunlar oynayan çocuklar hem sosyal becerilerini geliştirir hem de özgüvenlerini artırır. Yaz kursları, spor faaliyetleri ve kültürel etkinlikler çocukların yeni deneyimler kazanmasına büyük katkı sunar" diye konuştu.</p>

<p><strong>Sorumluluk vermek özgüveni destekler</strong></p>

<p>Tatilde çocuklara yaşlarına uygun küçük sorumluluklar verilmesinin onların kendilerini daha yeterli hissetmelerini sağladığına dikkat çekerek şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Kendi odasını düzenlemek, günlük plan yapmak veya ev içinde basit görevlere yardımcı olmak; çocukların özgüven, öz disiplin ve problem çözme becerilerinin gelişimine destek olur. Burada önemli olan nokta ise sorumlulukların onlara bir ceza gibi değil, gelişim fırsatı olarak sunulmasında saklıdır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/uzmandan-ailelere-tatil-uyarisi-yaz-tatilinde-dengeyi-koruyun</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-tatil2-3.jpg" type="image/jpeg" length="51645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Elektronik sigara zararsız değil!"]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/elektronik-sigara-zararsiz-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/elektronik-sigara-zararsiz-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nevzat Esen, tütün ve tütün ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, sigara, elektronik sigara, puro, pipo ve nargilenin benzer sağlık riskleri taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber -</strong> Dünya genelinde ciddi sağlık sorunlarına yol açan tütün kullanımı, vücutta oluşturduğu tahribatla sadece akciğerleri değil, pek çok hayati organı tehdit ediyor. Özellikle son dönemlerde "daha az zararlı" olduğu iddiasıyla yaygınlaştırılmaya çalışılan elektronik sigara ve benzeri ürünlerin, dokularda bıraktığı kalıcı hasarların klinik tablolara yansıması, tütün bağımlılığıyla topyekûn bir mücadeleyi zorunlu kılıyor.</p>

<p>Uzmanlar, elektronik sigaranın zararsız olduğu yönündeki algının gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor. Bu ürünlerin KOAH, astım ve akut akciğer hasarı ile seyreden EVALI sendromu gibi ciddi hastalıklara davetiye çıkardığını vurgulayan uzmanlar, filtre kullanılsa dahi tütün ürünlerinin yanmasıyla ortaya çıkan toksik maddelerin akciğerlere ulaştığını ve söz konusu ürünlerin sağlık risklerini ortadan kaldırmadığını ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"Pasif içicilik ciddi bir risk"</strong></h2>

<p>Konuya ilişkin konuşan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nevzat Esen, sigaranın yalnızca kullanıcıyı değil, çevresindekileri de olumsuz etkilediğine belirtti. Dr. Esen, "Pasif maruziyet önemli bir halk sağlığı sorunudur. Sigara dumanının yanı sıra söndürüldükten sonra oluşan zararlı partiküller; kıyafetlere, ev eşyalarına ve yaşam alanlarına tutunarak etkisini sürdürmektedir. Pasif içicilik, başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalık için ciddi bir risk faktörüdür" dedi.</p>

<h2><strong>"Uzman desteğiyle bırakmak mümkün"</strong></h2>

<p>Tütün bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu dile getiren Esen, Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığının önerileri doğrultusunda yürütülen sigara bırakma hizmetlerinin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. Sigara bırakma sürecinde psikososyal desteğin yanı sıra hekim kontrolünde uygulanan ilaç tedavilerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Esen, vatandaşların ’Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’ üzerinden randevu alarak göğüs hastalıkları uzmanlarına ve aile hekimlerine başvurabileceklerini hatırlattı. Esen, tedaviye düzenli devam eden hastalarda yüksek başarı oranları yakalandığını belirterek, "Zararlarının farkında olarak bırakma kararlılığı gösteren bireylerin, hekim desteği ve güvenilir tedavi yöntemleriyle bu bağımlılığın üstesinden gelebileceğine inanıyorum" diye konuştu.</p>

<p><br />
 </p>

<p style="text-align:center"><img alt="Uzmanından tütün ürünleri uyarısı: &quot;Elektronik sigara zararsız değil&quot;" height="300" src="https://cdn.iha.com.tr/Contents/images/2026/06/25/20260625aw733426-1.jpg" width="400" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/elektronik-sigara-zararsiz-degil</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2026/04/denizli-haber-elektroniksigara.jpg" type="image/jpeg" length="53734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaşıntı deyip geçmeyin!]]></title>
      <link>https://www.drttv.com/kasinti-deyip-gecmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.drttv.com/kasinti-deyip-gecmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin, “Toplumda çoğu zaman basit bir yakınma olarak görülen ancak hastaların yaşamını ciddi şekilde etkileyen kaşıntılara karşı uyarıyoruz.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sağlık Haber - PAÜ</strong><strong> Hastaneleri Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ahmet Metin</strong><strong> yaptığı açıklamada şunlara değindi: “</strong>Dünya Prurigo Günü vesilesiyle, toplumda çoğu zaman basit bir yakınma olarak görülen ancak hastaların yaşamını ciddi şekilde etkileyen kronik prurigo ve prurigo nodülaris hakkında farkındalık oluşturmak istiyoruz. Kronik prurigo, haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebilen yoğun kaşıntı ile seyreden kronik bir deri hastalığıdır. Kaşıma sonucunda deride kabarık, sert, kabuklu ve çoğu zaman iz bırakan lezyonlar gelişir. Bu durum hastalığın en sık görülen formlarından biridir ve lezyonlar genellikle nodül şeklinde olup; bu hastalık yalnızca deriyi etkileyen bir sorun değildir. Günümüzde kronik prurigonun deri, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi arasındaki karmaşık etkileşim sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. Şiddetli kaşıntı kaşımayı, kaşıma yeni yaraları, yeni yaralar ise daha fazla kaşıntıyı tetikleyerek bir kısır döngü oluşturur. Bu döngü kırılmadığında hastalık kronikleşir ve yaşam kalitesi önemli ölçüde bozulur. En belirgin özelliği şiddetli ve inatçı kaşıntıdır. Kaşıntı özellikle gece saatlerinde artabilir ve uyku düzenini bozabilir. Hastalarda yanma, batma, ağrı ve hassasiyet gibi yakınmalar da görülebilir. Uzun süren kaşıntı nedeniyle oluşan deri lezyonları zamanla kalıcı izlere yol açabilir ve atopik dermatit, kronik egzama, böbrek ve karaciğer hastalıkları, diyabet, tiroid hastalıkları ve bazı nörolojik hastalıklarla birlikte görülebilir. Ayrıca uyku bozukluğu, anksiyete, depresif belirtiler ve sosyal izolasyon gibi sorunlara da neden olabilir. Bu nedenle hastaların yalnızca deri bulguları değil, genel sağlık durumları da bütüncül olarak değerlendirilmelidir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><img alt="Denizli Haber Paü Hastaneleri'nde Dermatoloji Hastaları İçin Dijital Bilgilendirme1" height="409" src="https://drttvcom.teimg.com/drttv-com/uploads/2026/06/denizli-haber-pau-hastanelerinde-dermatoloji-hastalari-icin-dijital-bilgilendirme1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Ahmet Metin: "</strong> <strong>Kaşıntı bazen yalnızca bir belirti değil, başlı başına ciddi bir hastalığın sesi olabilir."</strong></p>

<p>“Tedavide amaç kaşıntıyı azaltmak, kaşıma döngüsünü kırmak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Nemlendiriciler ve topikal tedavilerden fototerapiye, bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlardan yeni nesil biyolojik tedavilere kadar farklı seçenekler bulunmaktadır. Son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik tedaviler bu hastalar için önemli umutlar sunmaktadır. Hastaların düzenli nemlendirici kullanmaları, deriyi tahriş eden uygulamalardan kaçınmaları, tırnaklarını kısa tutmaları ve dermatoloji uzmanlarının önerilerine uygun şekilde takiplerini sürdürmeleri önerilmektedir. Unutulmamalıdır ki bu hastalık bulaşıcı değildir ve kişisel temizlik eksikliğinden kaynaklanmaz.” diyen Prof. Dr. Ahmet Metin, sözlerine şöyle devam etti: “Uzun süren kaşıntı ve kaşımaya bağlı gelişen nodüler deri lezyonları ihmal edilmemeli ve mutlaka dermatoloji uzmanlarına başvurulmalıdır. Kronik kaşıntıyı ciddiye alalım, hastaları suçlamayalım ve erken tanı ile doğru tedavi sayesinde yaşam kalitesini birlikte yükseltelim.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.drttv.com/kasinti-deyip-gecmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://drttvcom.teimg.com/crop/1280x720/drttv-com/uploads/2025/11/denizli-haber-derihastaligi.jpg" type="image/jpeg" length="92582"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
