Sağlık Haber - Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, kanser hastalıkları, tarama yöntemleri ve hastalık belirtileri hakkında açıklamalarda bulundu. Son dönemde popüler olan ‘kanser salgını’ terimini doğru bulmadığını ifade eden Doç. Dr. Özen, "Kanser salgını söylemi çok doğru değil. Kanserleri daha fazla teşhis ediyoruz, daha fazla tanı koyduğumuz bir durum söz konusu. Bu hem tarama yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla hem hastaların hekime daha kolay ulaşabilmesi ile ilgili bir şey. Ama evet, Türkiye’de pek çok kanseri dünya standartlarındaki diğer oranlarla birlikte ortak olarak yüksek görüyoruz. Ancak bir salgından bahsetmek mümkün değil. Ama neden önemli? Hala kardiyovasküler hastalıklardan sonra önemli ölüm nedenleri arasında. Kanserle ilgili daha çok gündeme gelen haberler, aslında kanser tedavisinde çok fazla yenilik olmasından kaynaklanıyor. Önceden tedavi edemediğimiz birçok kanserde artık tedavi yöntemlerinin gelişmesi nedeniyle sağ kalım süreleri uzuyor. Bununla ilgili de bir farkındalık artıyor ve daha çok önümüze çıkıyor bu haberler. Bizim tüm hekimler olarak koruyucu hekimlikte öncelediğimiz şey, uygun kanser taramalarını yapabilmek. Tanı koyduktan sonra onkoloji hekimlerimiz tabii ki bunların tedavisini yapıyorlar" dedi.
"En çok tarama yapılan kanser türleri meme, kolon ve rahim ağzı kanseri"
Tarama yöntemlerinin çok geliştiğini ve bazı kanser türlerinin erkenden teşhis edildiğini dile getiren Doç. Dr. Düriye Sıla Karagöz Özen, "Kanser taraması yapabilmemiz için aslında belki onlarca, yüzlerce daha fazla kanser türü var. Ama bizim bir kanseri tarayabilmemiz için belli kriterlerin olması lazım. O kanserin çok yaygın olması lazım. Taramanın ucuz ve güvenilir bir yöntemle yapılabiliyor olması lazım. Kar-zarar ilişkisini düşündüğümüzde tarama için yapacağımız girişimler veya görüntülemeler, testler sonucunda kişilerin hayatını kurtarabiliyor olmamız lazım. Yani kanserin erken teşhis edilebilir bir kanser türü olması lazım. Tüm dünyada yeni taramaya giren kanserler de var, artık taramadan çıkarılan kanserler de var. En çok taradığımız kanserlerin başında meme kanseri geliyor. Rahim ağzı kanseri taramasının, cinsel aktiflik başladığı andan itibaren 5 yılda bir HPV testi ile birlikte smear ve HPV testi ile yapılması çok önemli. Akciğer kanserinin belirgin bir tarama testi yok açıkçası. Sadece yüksek riskli gruplara düşük doz BT ile tarama öneriliyor. 50-74 yaş arası aktif sigara içen veya yeni bırakmış olan, uzun yıllar sigara içmiş kişiler gibi. Bunun nedeni de hızlı gelişebiliyor ve siz peş peşe seri tomografi çekimiyle kanseri tanıyayım derken hastaya bir taraftan da fazla radyasyon vermiş oluyorsunuz. Aslında esas olarak taranan üç tane temel kanser var. Meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolon kanseri" diye konuştu.
"Kanser taramaları düzenli yaptırılmalı"
Kolon kanseri taramalarına da ayrı bir parantez açan Özen, "Ülkeler arasında kılavuzlarda değişiklikler olmakla birlikte kabaca cinsel aktivite olduktan sonra rahim ağzı kanseri taraması yapılmalı. 40 yaşından sonra meme kanseri taraması başlamalı tercihen mamografiyle ve kendi kendine elle muayenenin de yapılması öneriliyor. Kolon kanseri taraması da 45 yaş sonrası başlamalı. Şimdi Amerika 45 yaşında başlıyor. Türkiye 50 yaşında başlıyor. Avrupa farklı bölgelerde 45 veya 50 yaşında başlıyor ama kolorektal kanserle ilgili şunu biliyoruz. Daha erken yaşta görülen kolorektal kanser biraz daha agresif seyredebiliyor ve bunun sıklığının da arttığını biliyoruz. O yüzden ben de hastalarıma 45 yaş itibariyle kanser taraması öneriyorum. Burada yöntem gaytada gizli kan testi olabilir. 10 yılda bir kolonoskopi olabilir. 5 yılda bir sigmoidoskopi olabilir. Mutlaka bir erişkin doktorunuzla birlikte konuşarak, aile hekiminizle konuşarak kanser taramalarınızı düzenli yaptırmanızı öneriyorum" şeklinde konuştu.
"El ayası ve ayak tabanında ben olanlar mutlaka muayene olmalı"
Vücuttaki benlerin çoğalmasının veya değişmesinin de kanser habercisi olabileceğine değinen Doç. Dr. Özen, şöyle devam etti: "Nadir görülen, belli risk faktörlerine sahip kişilerde nadir görülen tümörlerle ilgili de tarama yapılabiliyor. Mesela çok yaygın beni olan kişilerde belli aralıklarla cildiye muayenesi yapılmasını ve malign melanom açısından taranmasını da öneriyoruz. Özellikle vücudundaki benlerin sayısında artış gören, vücudundaki benlerin boyutunda artış gören, renginde koyulaşma gören, ailesinde cilt kanseri öyküsü olan kişilerde özellikle tarama öneriyoruz. Zaten bir yerinizde bir ben varsa yıllık cildiye muayenesi ile bunun takibini yaptırmakta fayda var. Özellikle de çok sayıda beni olan kişilerde. Ama burada bir dağılım söz konusu değil. Yani sırtında daha fazlaysa, kolunda daha fazlaysa gibi değil. Şunu biliyoruz. Baskıya maruz kalan bölgelerdeki benlerin maligniteye dönme ihtimali yüksek. O yüzden el ayasında ve ayak tabanında beni olanların mutlaka muayene olmasını öneriyoruz."
Prostat taramalarına da değinen Özen, ayrıca şunları söyledi: "Prostat kanseri taraması ile ilgili ufak bir şey söyleyerek toparlayayım. Prostat kanserini biz yakın zamana kadar belli yaş üstünde PSA taramasıyla yapıyorduk. Ancak artık PSA taramasıyla çok erken prostat kanseri tanısı konulan hastalarda çok erken ve fazla müdahalelerle yaşam kalitesi değişebildiği için burada artık üroloji muayenesi öneriyoruz. PSA dışında, yani PSA yapmak yerine üroloji muayenesi yapılmasını ve üroloji hekimi ile hastanın karşılıklı oturarak PSA testinin yapılıp yapılmayacağına karar vermesini öneriyoruz."




