EKOPOLİTİK - Bülent Ecevit… 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında dönemin CHP Genel Başkanı ve Başbakanı. Bülent Ecevit bu karanlık ve baskıcı dönemde; eşi Rahşan Ecevit ile birlikte Gelibolu Hamzakoy'a götürülerek yaklaşık bir ay boyunca "TSK'nın misafiri" adı altında gözetim altında tutuldu. Ardından Ankara Bahçelievler’deki evine geri döndü.

Bu cuntacı dönemde Ankara'da, özellikle Bahçelievler'deki evinden Kızılay'a yürürken eski CHP Lideri Bülent Ecevit’in peşinde taraftarları ve sevenleri oldukça kalabalık bir grup oluşturup onunla birlikte yürürdü.

Bu ilgi ve sevgi darbeci generalleri kızdırdı. Ve bir süre sonra Ecevit’in bu sıradan ve spontane yürüyüşü yasaklandı. 12 Eylül öncesinden itibaren Ecevit'in halkla kurduğu doğrudan bağ, "Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen" sloganıyla Kızılay Meydanı'nı dolduran binlerce insan Türk siyasi tarihinin en ikonik kareleri arasında yer alarak tarihe not düşülen bir anekdot oldu.

HALKÇI ECEVİT'TEN…

Darbeci Cuntanın 1981'de tüm siyasi partileri kapatılmasıyla birlikte Ecevit'in de siyasi faaliyetleri bu kez resmen yasaklanmış oldu. Yasaklı olduğu dönemde yazı ve demeçleri nedeniyle tekrar yargılandı ve bir süre hapis yattı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Hollanda Televizyonu NCRV’ye vermiş olduğu demeçten sonra hapsedildi. Karşı çıkışları nedeniyle üç kez hapse mahkum edildi. Siyasal haklarından yoksun bırakıldığı yıllar boyunca da siyasi çalışmalarını sürdürdüğü için hakkında 130 ayrı dava açıldı. Ecevit 1987 yılında yapılan halk oylaması ile siyasi haklarına yeniden kavuştu ve kurucuları arasında yer aldığı Demokratik Sol Parti'nin (DSP) genel başkanı oldu.

CHP dışında yeni bir parti ile yeni bir yürüyüşe çıktı. "Karaoğlan" lakabı ile hafızalara kazınan Bülent Ecevit bu kez yine, kravatını çıkarıp kasketini takarak Anadolu’yu karış karış gezdi. Her miting ve halk toplantısında, "Bizim iki gücümüz var: hak ve halk" diyen, sosyal adaleti savunan Ecevit samimi ve mütevazı duruşuyla halkın sevgisini kazanan bir liderdi..

HALKÇI ÖZEL'E; “YÜRÜYÜŞ” BAŞLADI!

Bir askeri darbe ile CHP’nin başından uzaklaştırılan Bülent Ecevit gibi; Genel Başkanı olduğu CHP “Butlan kararı” ile işgal edilen, dokunulmazlığı kaldırılarak siyasi faaliyetleri engellenmeye çalışılan, her an bir siyasi yasakla karşılaşma ihtimali ile karşı karşıya olan Özgür Özel darbe dönemlerinin hukuku (hukuksuzluğu) ile adeta aynı kaderi yaşıyor. Nasıl mı? Şöyle; Butlan İşgali sonrası partisinin genel merkezinden parlamentoya kadar yağmur altında ve arkasında binlerce kişiyle yürüyen Özgür Özel asıl yürüyüşünü bundan sonra başlatacaktı. Önce ilk deneme Ankara’da yapıldı. Özel sokağa çıktı, halkın arasına karıştı. Ardından hep sahada olacağı bu uzun halk yürüyüşünü Denizli Çardak'ta bir kahvehanede sandalyenin üzerine çıkarak yaptığı konuşma ile başlattı. Ardından kent meydanda bir bankın üzerinden yaptığı konuşma ile halkla buluştu...

ÖZEL "DENİZLİ BANA ÇOK UĞURLU GELİYOR!"

CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum CHP Lideri Özel’in başlatacağı “uzun yürüyüş” öncesi geçtiğimiz Çarşamba Ankara'ya çağrıldı. Toplantıda partisinin kurmayları ve önemli isimleri de vardı.

Özgür Özel burada; “Program falan yapmanıza gerek yok. Cuma günü Denizli'ye geliyorum. Yürüyüş başlıyor. Denizli’den başlıyor. 19 Mart’tan bu yana yüzlerce miting yaptık. Artık; otobüsün üzerinden insanlara tepeden bakar gibi konuşmak istemiyorum. Halkın içinde, halkla göz temasında olacağım. Onlara dokunacağım. Denizli bana uğurlu geliyor. İlk yürüyüşe de buradan çıktık. Halk yürüyüşünü de Denizli'den başlatacağım" dedi.

“EN UZUN YOLCULUKLAR BİLE TEK BİR ADIMLA BAŞLAR..”

Özgür Özel'in programsız ve doğaçlama gerçekleştirdiği Denizli-Burdur sokak yürüyüşünde ardına düşen on binlerin de etkisi ile büyük bir coşku ve heyecan yaşadı. Bu startın ardından Salı günü yapılan CHP meclis grup toplantısının ana konusu ve gündemi de yine Denizli oldu. Özel “Denizli'den başlayarak çıktık bu yolculuğa” diye başladı söze.

CHP lideri grup toplantısında bu spontane geziyi ve "sokakta olmayı, halkın içinde olmayı" anlattı. Denizli’nin Çardak ilçesinde uğradığı kahvehanede üzerine çıktığı sandalyeyi, Bozkurt’ta Pazar yerinde insanların ilgisi ve samimi sorularını, Bayramyeri Meydanı’nda üzerinden konuşma yaptığı bankı anlattı. Kısacası TBMM çatısı altında bu Salı yine Denizli adı vardı... Ve adeta (ironik bir şekilde) Bülent Ecevit’in izinde yürüyen Özgür Özel “yürüyüş” sözcüğünü ağzından hiç düşürmedi.

Denizli Haber Deni̇zli̇ Bana Uğurlu Geli̇yor15

Belki de bu sözcük; “en çaresiz, çözümsüz ve çıkışsız” durumda ete kemiğe bürünecek, Özgür Özel ve arkadaşlarının, hatta bütün ülkenin umudu haline dönüşecek yeni bir muhalif siyasi partinin adı olacaktı. Ne diyelim, “En Uzun Yolculuklar Bile Tek Bir Adımla Başlar..”

KATKI İÇİN SON BİR NOT!

Bu arada iki CHP Genel Başkanı'nın benzerliklerine vurgu ve yazıya son bir katkı için Tüm Yerel Sen Genel Başkanı Mücahit Dede'nin bir sosyal medya paylaşımını veriyoruz. Dede'nin paylaşımı şöyle; "Bülent Ecevit, 1970’lerde işçinin, köylünün ve dar gelirlinin gür sesi olarak yükselmiş; halkın bağrına bastığı o tarihi "Karaoğlan Efsanesi"ni yaratmıştı. Bugün Ankara ve Denizli sokaklarında, ana muhalefet partisinin seçilmiş genel başkanına yönelen "Bizi kurtarın!" çığlığı, genel bir siyasi tercih değildir. Bu haykırış; halkın yaşadığı derin yoksulluğun, çaresizlik anında sığınılacak güvenli bir liman arayışı ve köklü bir değişim arzusunun ve Derdi memleket olanların ta kendisidir."