Bugün bir fotoğraf düştü önüme…

Bazı kareler vardır, insanı hüngür hüngür ağlatır. Bazıları ise sesini çıkaramaz, boğazında bir düğüm olur, ağlamadan içini cız ettirir, acıtır. İşte tam öyle bir kare…

Görev başında geçirdiği ani bir sağlık sorunu nedeniyle aramızdan ayrılan polis memurumuz Mehmet Ali Kartal için resmi devlet töreni düzenlendi. Protokol konuşmaları, bando, bayrağa sarılı tabut… Her şey usulüne uygun, her şey devlet ciddiyetiyle ilerliyordu.

Ama bir an geldi ki; önüme düşen o tek bir fotoğraf karesi, bütün resmiyeti bir anda buharlaştırdı.

Üniformalar, makamlar, rütbeler… Hepsine dair ne varsa bir kenara çekildi o an.

Ortada ne bir valilik makamı kaldı, ne de protokol kuralları. Sadece evlat acısıyla kavrulan, dizlerinin bağı çözülmüş yaşlı bir baba… Ve onun acısını kendi canında hisseden, gözünü kırpmadan bağrını açan bir devlet adamı; Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger…

O acılı baba, başını Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger’in omzuna öyle bir yaslamıştı ki; o duruşta bir ömrün emeği, bir evladın yokluğu ve bir babanın çaresizliği saklıydı. Vali Köşger, ise elini o acılı babanın ensesine koyup onu sinesine çekerken, aslında sadece bir insanı teselli etmiyordu. Bütün bir milletin merhametini, şefkatini o babanın omuzlarına seriyordu.

İşte "Devlet" dediğin şey tam olarak budur.

Devlet; sadece binalardan, kanunlardan, soğuk duvarlardan ya da mevkilerden ibaret değildir. Devlet dediğin, vatandaşının en karanlık gününde onun gözyaşını kendi omzunda kurutabilendir. Evladını vatan uğruna, görev uğruna yitirmiş bir babaya "Sen yalnız değilsin, senin evladın gitti ama biz buradayız" diyebilmektir.

Mehmet Ali polisin geride bıraktığı ikiz çocuklarına…

Biri babasının polis kepini başına geçirmiş, diğeri babasının resmini göğsüne bastırmış… Henüz dünyadaki o en büyük eksikliğin, babasız kalmanın ne demek olduğunu tam anlayamayacak yaştalar. Acı birleştiğinde hafiflemez belki ama, devlet bağrını bastığında o yetim kalan yürekler biraz olsun nefes alır...

Mehmet Ali Kartal’ın, Mekânı cennet olsun. Ama geride kalan o fotoğraf karesi, uzun yıllar hafızamdan silinmeyecek. Mehmet Ali polis gözlerini huzurla kapatsın; arkasında hem acısını bağrına basan bir baba, hem de evlatlarına babalık yapacak koca bir devlet bıraktı...