Son üç yazıdır bu köşede “Dondurmam Gaymak, İftarlık Gazoz ve Bak Postacı Geliyor” ile her yönetmenin rüyası olan ‘film üçlemesi’ni tamamlayan Yüksel Aksu Sineması’nı kaleme alıyoruz. Dün ve bugün; küçük üreticinin hikâyesi ile yola çıkan Yönetmen Yüksel Aksu filmlerinde “yerelin direnci, sinemanın hafızası ve kapital meselesini” sıklıkla vurguladı. Tabii ki “Ege şivesi ile mizahi tarafından yakaladığı Ege öykülerini” toplumcu gerçekçiliği hiç ihmal etmeden beyaz perdeye yansıttı.
Aksu 25 yıla uzanan yönetmenlik hayatında sadece bununla da yetinmedi. Entelköy Efeköye Karşı filmi ile Sarıkeçililer belgesel filmi ile de “çevre, doğa mücadelesi ile kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel göçerlik kültürüne” güçlü göndermeler yaptı.


CEM KARACA’DAN YILMAZ GÜNEY’E; YÜKSEL AKSU SİNEMASI
Ve ardından Yüksel Aksu’dan 2024 yılında ünlü Türk rock müziği sanatçısı, söz yazarı, besteci, tiyatrocu ve sinema oyuncusu (Anadolu rock türünün kurucularından) Cem Karaca’nın hayatını anlatan biyografik dram filmi geldi. Yönetmen Aksu’nun “Cem Karaca’nın Gözyaşları” filmi de diğer filmleri gibi büyük ilgi gördü ve övgü aldı. Yüksel Aksu’ya “Peki, şimdi sırada ne var, hangi film var?” diye sorduğumuzda ise karşımıza senaryosu hazır bir film projesi; “Yılmaz Güney’in hayatını konu alan film” çıkıyor. 2026’nın çekimi süren ilk filmlerinden olan Yüksel Aksu Sineması geleneğinin devamcısı Dondurmam Gaymak Gapital Nisan Mayıs aylarında tamamlanacak. Öte yandan 2026’nın bir diğer önemli projesi ise Türk sinemasının en çarpıcı figürlerinden biri olan Yılmaz Güney’in hayatını konu alan film. Yine büyük olasılıkla yönetmen olarak Yüksel Aksu imzası taşıyacak bu proje, Fatoş Güney’in “Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun” kitabından yola çıkıyor. Güney’i canlandırması beklenen Erkan Kolçak Köstendil ise oyunculuk gücüyle bu zorlu rolün altından kalkabilecek isimlerden biri, şeklinde değerlendiriliyor.

GÜNEY’İN FİLMİ YIL SONUNDA ÇEKİLECEK!
Türk sinemasının “Çirkin Kral” lakaplı efsane sinemacısı “Umut, Sürü ve Yol” gibi filmlerin Yönetmeni Yılmaz Güney’in hayat hikâyesini beyazperdeye aktaracak olan filmin hazırlıkları devam ediyor. Midwood Pictures Eğlence Yatırımları ve Filmcilik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet San ve Murat Yontan'ın yapımcısı olduğu film Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney’in yazdığı “Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun” kitabından yola çıkılarak beyaz perdeye aktarılacak. Kulis bilgilerine göre Yönetmen Yüksel Aksu’nun Fatoş Güney’le beraber senaryosun yazdığı filmde Yılmaz Güney’e hayat vermesi için rol aldığı tüm projelerde etkileyici performansıyla fenomene dönüşen karakterlere imza atan Erkan Kolçak Köstendil’e teklif götürüldü. 3 yıldır ön hazırlığı devam eden filmin 2026 yılı sonunda çekilmesi planlanıyor.


“YILMAZ GÜNEY” FİLMİNDE DENİZLİLİ DENİZ BARUT İSMİ!
Yılmaz Güney'in hayatının anlatılacağı filmde ünlü sinemacı Güney'i Erkan Kolçak Köstendil’in, eşi Fatoş Güney’i ise Denizlili oyuncu Deniz Barut’un canlandırması bekleniyor. Çeşitli dizilerde de rol alan Deniz Barut son olarak Bak Postacı Geliyor filminde kadın başrol oyuncusu olarak kamera karşısına geçmişti. Son dönemde dikkat çeken rollere imza atan Denizlili oyuncu Deniz Barut şimdi de 1 Mayıs 2026'da vizyona girecek Necip Fazıl Kısakürek'in ünlü eserinden senaryolaştırılan "Bir Adam Yaratmak" filminde rol aldı. Engin Altan Düzyatan'ın başrolünde yer aldığı dram türü filmin yönetmeni ise Murat Çeri. Film “gerçek ile kurgu arasında sıkışan, varoluşsal sancılar çeken bir yazarın trajik iç dünyasını” konu alıyor.

GÜNEY VE AKSU ÜÇ YILDIR FİLM ÜZERİNE ÇALIŞIYOR!
Evet, uzun süredir konuşulan ve sık sık haberlere konu olan bu film Yılmaz Güney'in hayatını konu alacak ve Fatoş Güney'in "Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun" kitabından uyarlanacak. Yine kulis haberlerine göre Fatoş Güney ile Yüksel Aksu’nun üç yıldır üzerinde çalıştığı film projesi, “Dondurmam Gaymak, Efe Köy Entel Köye Karşı, İftarlık Gazoz, Cem Karaca’nın Gözyaşları ve Bak Postacı Geliyor” filmlerinin usta Yönetmeni Aksu tarafından çekilecek. Öte yandan 2024 Eylül’ünde Fatoş Güney Yüksel Aksu Moderatörlüğü’nde düzenlenen bir programda Akyaka Sinemateke’de Yılmaz Güney’i anlatmıştı. Film; Yılmaz Güney ile Fatoş Güney’in tanışma öyküsü ile başlayıp Yol filminin 1982 Cannes Film Festivali’nde “en iyi film” seçilmesi ve “altın palmiye ödülünü” almasına kadar olan bir süreyi kapsayacak. İşte merakla beklenen bu film 2026 sonu itibarıyla set diyecek. Yılmaz Güney rolü için Erkan Kolçak Köstendil ile görüşüldüğü belirtilirken, bu rolle ilgili daha önce de İsmail Hacıoğlu ve Mehmet Kurtuluş'un isimleri de geçmişti. Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney’e hayat verecek oyuncunun ise Denizlili sanatçı Deniz Barut olacağı da yine kulis haberlerine yansımıştı.

YILMAZ GÜNEY SİNEMASI HAYATIN EN SERT AYNASI!
Kısacası 2026’nın en önemli sinema projesi Yılmaz Güney’in hayatını konu alan film olacağa benziyor. Güney’i anlatmak, Türkiye’yi anlatmaktır. Çünkü onun sineması, bu ülkenin en çıplak gerçekliğini perdeye taşıdı. Yol, Sürü ve Umut gibi yapımlar; yalnızca sinema değil, aynı zamanda toplumsal belgelerdir. Filmin, “Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun” kitabından uyarlanacak olması önemli bir avantaj. Çünkü bu metin, Güney’in yalnızca sanatını değil, sürgününü, hapishanesini ve politik mücadelesini de içeriyor. Güney’i canlandırması beklenen Erkan Kolçak Köstendil ise güçlü bir tercih. Ancak mesele sadece oyunculuk değil; mesele daha çok anlatının cesareti. Bugün Türkiye’de Yılmaz Güney’i sahiden anlatmak kolay mı? Çünkü; Yılmaz Güney’i anlatmak, sadece bir hayat hikâyesini anlatmak değildir. Bu, aynı zamanda Türkiye’nin politik, kültürel ve sınıfsal çelişkilerini anlatmaktır. Çünkü Güney sineması, her şeyden önce bir itirazın beyaz perdeye yansıması ve bu itirazın yüzbinlere anlatılmasıydı.


YÜKSEL AKSU’NUN YÜKSEK LİSANS TEZİ DE ‘YILMAZ GÜNEY’Dİ!
Tanınmış Yönetmen Yüksel Aksu’nun kafasında öğrencilik yıllarından itibaren Türk Sineması’ndan iki ünlü isim vardı. ‘Yılmaz Güney” ve “Sadri Alışık.” Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Ana Bilim Dalı’ndaki lisans eğitiminin ardından master eğitimi alan Aksu’nun Yüksek Lisans Tezi de yine Yılmaz Güney üzerineydi ve “Türk sinemasında trajik öykü anlayışı örnek Yılmaz Güney” başlığını taşıyordu. Yüksel Aksu’nun tez danışmanı ise Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sinema Televizyon Ana Bilim Dalı hocalarından Prof. Dr. Oğuz Adanır idi. Aksu 1997 tarihli 141 sayfalık yüksek lisan bitirme tezinin “özet giriş yazısı” ise şöyleydi; “Türk Sineması’nda Trajik öykü Anlayışı, Örnek Yılmaz Güney adlı çalışmada; öncelikle Aristoteles’in Poetika’sındaki tragedya kuramından yola çıkarak ‘tragedya, trajik, trajik öykü’ kavramlarını ve bunların önemini açımlayarak başladım. Daha sonra, özel olarak trajik kavramını sanatsal, felsefik, sorunsal olarak inceledim. Anadolu kültüründeki ‘trajik kahraman’, ‘trajik öykü’ duyarlılığının tarihsel ve güncel arka planını açıklayarak, geleneksel anlatı türlerindeki karşılıklarını bulgulamaya çalıştım. Geleneksel anlatı türleri olan hikâye, destan, şiir, türkü, meddahlık, dramatik köylü oyunları gibi sanatlarda mevcut olan ‘trajik öykü ve trajik kahraman’ kavramlarının Yılmaz Güney Sinemasına yansımasını inceledim. Son bölümde Yılmaz Güney Sineması’nda var olan ‘trajik öykü’ anlayışının geleneksel zemini ile birlikte evrensel yönünü açıklamaya çalıştım.”


SİNEMANIN GÖREVİ “İTİRAZDIR, RAHATSIZ ETMEKTİR!”
Sonuç itibariyle bir kaç gündür 2026’da çekilecek (birinin çekimi başladı) iki film; “Dondurmam Gaymak ve Yılmaz Güney’in Hayatı” aslında iki farklı damarı temsil ediyor:
Biri yerelin içinden konuşan, diğeri tarihle yüzleşen senaryoya sahip. Hem “Dondurmam Gaymak Gapital” hem de “Yılmaz Güney” filmi, aslında aynı kritik eşikte duruyor:
Sinema, gerçeği mi anlatacak, yoksa onu yumuşatıp tüketilebilir hale mi getirecek? Bugün kültür endüstrisi, en sert hikâyeleri bile kolay sindirilebilir ürünlere dönüştürme eğiliminde. Direniş hikâyeleri romantize ediliyor, yoksulluk estetize ediliyor, politik figürler zararsızlaştırılıyor. Oysa sinemanın asıl gücü tam tersinde yatıyor: “Rahatsız etmekte…” Evet, bu iki filmin de ortak bir sorusu var: “Bu ülkenin hikâyesi kim tarafından, nasıl anlatılacak? Cevabı sinema verecek. (Ya da veremezse, biz eksileceğiz…)
