Geçtiğimiz günlerde hepimizin gözü, kulağı Ankara’daydı. Dünya siyasetinin kalbi, başkentimizde düzenlenen tarihi NATO Zirvesi’nde attı.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’tan Avrupa’nın en güçlü liderlerine kadar küresel siyasetin yönünü çizen ne kadar isim varsa hepsi yanı başımızdaydı. Manşetler büyük kararları, diplomatik el sıkışmaları, dünya geleceğine yön veren stratejik hamleleri yazdı. Televizyon ekranlarında dev konvoyları, üst düzey güvenlik önlemlerini ve salonlardaki diplomatik el sıkışmaları izledik. Manşetler stratejik hamleleri, alınan büyük kararları ve görüşmeleri yazdı. Ankara, kelimenin tam anlamıyla dünya siyasetinin merkez üssü oldu.
Küresel kararlar ne kadar büyük ve parıltılı salonlarda alınırsa alınsın, hayatın asıl ritmi dışarıda, sokakta akar. Liderler o büyük masalarda dünyanın geleceğini tartışırken, hemen dışarıdaki caddelerde esnaf dükkânını açmaya, insanlar işine yetişmeye, hayat mücadelesinin görünmeyen kahramanları kendi dünyalarında üretmeye devam ediyordu.
Diplomasinin o soğuk ve mesafeli yüzü, zirvenin ardından uçaklar bir bir Ankara’dan havalandığında yerini yine hayatın kendi gerçeğine bıraktı. Büyük siyasi rüzgarlar esip geçer, tarihe notlar düşülür; ama geriye her zaman insanın, emeğin ve sokağın değişmeyen üretken ritmi kalır.
Dünya ne kadar büyük kararlarla dönerse dönsün, hayatı asıl ayakta tutan şey o salonlardaki konuşmalar değil, hayatın tam merkezindeki insanların samimi mücadelesidir. Sevgiyle ve emekle kalın...