Zaman dediğimiz şey, farkına varmadan akıp gidiyor dimi. Daha dün gibi hatırladığımız takvim yaprakları, bugün geride bıraktığımız koskoca bir yıl. Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle, hüznüyle dolu bir 2025… Her yıl olduğu gibi bu yıl da bize çok şey öğretti, çok şey bıraktı anılarımızda ve hafızalarımızda...
Ancak 2025 yılı geride kalırken akıllarda en çok yer eden görüntüler ne yazık ki umut verici değildi. Ülkenin dört bir yanından yükselen orman yangınları, kavrulan topraklar, kuruyan dereler ve barajlar. Doğa adeta beni daha fazla zorlamayın diye haykırdı bizlere. Yeşilin siyaha döndüğü, kuşların yuvasız kaldığı, canlıların sessizce yok olduğu yaz ayları, hepimizin hafızasında derin izler bıraktı. Kuraklık yalnızca toprağı değil, geleceğe dair umutlarımızı da zorladı.
Tüm bu yaşananlar bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı. Doğa ile inatlaşılmaz... İhmalin, plansızlığın, duyarsızlığın bedelini er ya da geç hep birlikte ödeyeceğimizi unutmamalıyız. Yangınlar sadece ağaçları yakmadı, içimizi de yaktı. Kuraklık sadece tarlaları değil, sofralarımızı ve yarınlarımızı da etkiledi.
Elbette yıl boyunca güzel şeyler de yaşadık. Dayanışmayı gördük, zor zamanlarda birbirine omuz veren insanları izledik. Umut, her şeye rağmen bir yerlerden filiz verdi. Şimdi yeni bir yılın eşiğindeyiz. 2026 yılı kapımızda… Dileğimiz o ki, bu yıl bir öncekinden daha iyi geçsin. Daha az felaket, daha çok huzur getirsin. Daha çok yeşil, daha çok su, daha çok yaşam getirsin. Ama en önemlisi, hepimize önce sağlık getirsin. Çünkü sağlık olmadan ne mutluluk anlamlı, ne de başarı.
Yeni yıl hepimize iyi gelsin. Önce sağlık, sonra her şey.