Geçtiğimiz günlerde şu cümleyle karşılaştım: “Beyin neye sık sık maruz kalırsa ona dönüşür. Düşünce, kaderin sessiz mirasıdır.” Bu sözün üzerinde biraz durunca fark ettim ki, günlük hayatımızda ne kadar çok şeye odaklandığımız aslında nasıl bir ruh hali içinde yaşayacağımızı belirliyor.
Çoğu zaman şikâyet ettiğimiz şeyler, zihnimizde büyüyerek yer kaplıyor. Küçük bir örnek düşünelim: Yolda karşılaştığınız bir arkadaşınız size selam vermedi. Ya da iş yerinde yöneticiniz size sert bir şekilde konuştu. Bu tür durumlarda çoğunlukla hemen kişisel algılamaya meyilliyiz. “Beni görmezden geldi”, “Bana kızdı”, “Bir problem var” gibi düşünceler zihnimizde hızla dolaşmaya başlıyor.
Belki de o arkadaşınızın aklı başka bir yerdeydi. Belki de yöneticiniz gerçekten zor bir gün geçiriyordur. Bu ihtimallere yer açmak, zihnimizi gereksiz yüklerden korur.
Burada bahsedilen şey, her şeyi görmezden gelmek ya da kendimizi zorla olumlu düşünmeye itmek değil. Toksik bir iyimserlikten söz etmiyoruz. Asıl mesele, dikkatimizi nereye yönlendirdiğimizdir. Çünkü zihnimiz, sürekli tekrar eden düşünceleri gerçeklik gibi kabul etmeye başlar.
Bir anlamda bu durum, beslenme alışkanlıklarımıza benzer. Nasıl ki bedenimize ne verirsek onun sonucunu görürüz; zihnimiz de aynı şekilde çalışır. Sürekli olumsuz haberler dinler, kötü senaryolar düşünür ve negatif duygulara odaklanırsak, bir süre sonra dünyayı da bu filtreden görmeye başlarız.
Oysa hayat, tek bir açıdan ibaret değildir. Aynı gün içinde hem zorlayıcı hem de güzel anlar vardır. Bazen fark etmeden güzel olanı görmezden gelir, zor olanı büyütürüz. Halbuki biraz dikkatle bakıldığında, küçük ama değerli anların da hayatın içinde yer aldığını görmek mümkündür.
Elbette hepimiz belli şartların içinde doğduk. Hayatın sunduğu koşulları her zaman seçemedik. Ancak o hayatın içinde neye odaklanacağımız, neyi büyüteceğimiz büyük ölçüde bizim elimizde.
Belki de yapılabilecek en basit ama en etkili şey şudur: Gün içinde iyi giden bir şeyi fark etmek. Küçük bir tebessüm, kısa bir sohbet, güzel bir hava, içimizi ısıtan bir an… Bunları görmeye niyet etmek.
Çünkü zihnin coğrafyası, baktığımız şeylerle şekillenir. Neyi çoğaltırsak, hayatımızda onu daha çok görmeye başlarız.
Hayatı biraz daha hafif, biraz daha yaşanabilir kılmak belki de tam olarak burada başlıyor.
Hayatın güzelliklerini görmeye niyet etmeniz dileğiyle.