Eskiler ne kadar güzeldi sözleri bazen dilimize dolanıyor. Bu cümle bize eskinin ve yeninin yadsınamaz ayrımını fark etmemiz için bir seçenek sunuyor.
Eskiden yaşam daha mı sakin ve samimi akıyordu? Şimdi apartmanlarda birbirimize yakın yaşıyoruz ama uzağız. Teknoloji ile gelen bir uzaklık ve aynı zamanda yakınlık. Dünyanın bir ucundaki yakınımızla konuşabiliyoruz ama yan dairemizde kimin yaşadığının farkında olmayabiliyoruz. Her çağın ve zamanın kendi içinde zorlukları ve kolaylıkları vardır elbette. Şimdi her şey daha hızlı, örneğin; mesajlar saniyeler içinde ulaşıyor, diziler tek oturuşta bitiyor, siparişler kapımıza kadar geliyor. Sanırım hızlandık ama sabrımızı da kaybettik. Şimdi zamanın akışının farkına varmadan hızlı ilerliyoruz ama duygularda bir o kadar yavaş.
Fotoğraflara bakarken yüzümüzde beliren gülümseme, aslında o günlerin kusursuz olduğundan değil; o günlerdeki halimizi sevdiğimizdendir.
Peki sürekli geçmişe dönüp bakmak bize ne kazandırıyor? Geçmişten ders çıkarıp bugüne sıcaklık katabiliyorsak, işte o zaman kıymetli. Belki eski mahalle kültürünü tamamen geri getiremeyiz ama bir komşumuza selam verebiliriz. Eski bayramları birebir yaşayamayız ama çocuklara o heyecanı hissettirebiliriz.
Çünkü her insan, yaşadığı zamanı biraz eksik, biraz fazla bulur. Oysa zaman, onu nasıl yaşadığımızla anlam kazanır. Belki de geçmişi bu kadar sevmemizin sebebi, orada daha çok bakış, daha çok temas, daha çok gerçek sohbet olmasıydı. Ama bunlar yalnızca geçmişe ait değil; istersek bugünün de parçası olabilir.
Mesele şu; bugün yine güzel anılar biriktirebilmek. Kim bilir, belki yıllar sonra da bugünleri özleyeceğiz ve "Ne güzel günlerdi" diyeceğiz.