EKOPOLİTİK - “Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa'ya/ O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla/ Noktalar, noktalı virgüller, askeri operasyonlar/ Kimseler çıkaramaz Fatsa'nın sırtından!/ Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını…” (Can YÜCEL)

Son iki yılı "yerel yönetimleri kuşatmalar, belediye operasyonları, başkanlara şafak baskınları, görevden almalar, gözaltılar, tutuklamalar, mahkemeler, toplu davalar, iddianameler, parti işgalleri, kayyumlar, butlanlar ve gazeteci tutuklamaları" gibi 12 Eylül darbe dönemine bile rahmet okutan bin bir türlü anti demokratik uygulama ile geçen ülkemizde "söz, yetki, karar halkta" diyen son efsane "halkçı ve eşitlikçi" belediye başkanı da hayata veda etti. Seksen beş yaşında hayatını kaybeden Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden ve Diyarbakır'ın efsane eski Belediye Başkanı Mehdi Zana duzenlenen cenaze töreni ile toprağa verildi. Bir süredir KOAH nedeniyle Diyarbakır'da tedavi gören Zana 29 Ağustos Cumartesi gecesi hayatını kaybetti. Eski milletvekili Leyla Zana'nın eşi Mehdi Zana için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde bir de anma programı düzenlendi.

ONLAR ÖYLE BİRER GİYSİ DİKTİ Kİ ŞEHİRLERİNE…
Mehdi Zana; ülkede bir dönemin “yerel yönetim örneği ve halkçı eşitlikçi belediyecilik deneyini” yaşatan ve uygulamaları ile iz bırakan üç belediye başkanından biriydi. 70’li yılların Türkiyesi’nde İzmir’in Gültepe Belediyesi’nde 1973 ile 1980 yılları arasında başkanlık yapan Aydın Erten, 1979 ile 1980 yıllarında Fatsa Belediye Başkanlığı yapan Fikri Sönmez ve 1978-1980 yıllarında Diyarbakır Belediye Başkanlığı yapan Mehdi Zana; “İzmir’in Terzi Fikri’si Aydın Erten’den Diyarbakır’ın Terzi Mehdisi’ne” adeta birer yerel yönetim destanı yazdılar. (Her ne kadar İnönü Alpat “İzmir’in Terzi Fikri’si: Aydın Erten!” benzetmesini doğru bulmayıp “Fatsa’nın Aydın Erten’i: Terzi Fikri!” dese de) Onlar Başkanlık yaptıkları kentlere öyle birer giysi dikti ki; Can Yücel Usta’nın dediği gibi kimseler onları ve uygulamalarını hafızalardan çıkartıp atamıyor.

“FATSA’NIN AYDIN ERTEN’İ; TERZİ FİKRİ’DEN, DİYARBAKIR'IN TERZİ MEHDİSİ'NE!”
“Gültepe semti burası/ İzmir’e tepeden bakar/ Ama İzmir uzakta/ En az masallar kadar.”
Aydın Erten Gültepe’nin belediyeyle yönetildiği dönemde başkanlık yaptı. 1973 yerel seçimlerinde seçilip iki dönem görevini sürdürdü. Tariş direnişine destek verdiği, işgal sırasında işçilere kumanya dağıttığı için 12 Eylül yönetimi tarafından gözaltına alındı ve işkence gördü. Erten, Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi'nde okudu. 68 kuşağının temsilcileri arasındaydı. 12 Mart Muhtırası sırasında CHP İl Yönetim Kurulu Üyesi olan Erten, 31 yaşında başladığı belediye başkanlığı görevinde Türkiye'nin alışık olmadığı bir portre çizdi. TEK’in elektrik bağlamayı reddettiği Gültepe’de, sabaha kadar işçileriyle birlikte çalışıp elektrik direği dikti. Toros Mahallesi’nde sosyal konut yapılması için halka arsa dağıttı. Kurduğu tesiste belediye aracılığıyla ekmek üretip ve halka ucuz ekmek dağıttırdı. Gültepe'yle sınırlı kalmayan Aydın Erten; Söke, Atalan, Kızılcahavlu ve Göllüce'de de köylünün toprak işgali eylemlerine katıldı. Aliağa'daki işçi eylemlerinde en ön saflarda yer aldı. 12 Eylül Darbesi öncesi adı ve uygulamaları Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez ve Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana ile birlikte tüm ülkeye yayıldı.

77 yerel seçimlerinde ikinci kez belediye başkanı seçilen Aydın Erten, Tariş Grevlerine destek vermesi ve işgal sırasında işçilere kumanya dağıtması nedeniyle Ankara’dan MC hükümetlerinden baskı ve tehditler artınca, Gültepe halkı zarar görmesin diye belediye hoparlöründen istifasını duyurdu. Bunun üzerine vatandaş belediye önünde toplanarak başkanlarının istifasını geri alması için kampanya başlattı. Ankara’nın kuşatması nedeniyle gelmeyen ödenekler yerine Gültepe halkı; para, bilezik, ziynet eşyaları ve ellerinde ne varsa toplayarak belediye için örnek bir dayanışma ile kaynak yarattı. Halkı Başkanı Erten 12 Eylül Darbesi ile görevden alındı. Cezaevinde yattı. 17 yıl siyasi yasaklı kalan Erten, baskı dönemlerinde dahi unvansız biçimde siyaset yaptı. 10 Ağustos 2000’de akciğer kanseri nedeniyle yaşama veda etti.

BURASI GÜLTEPE, İZMİR’E TEPEDEN BAKAR!
Gültepe’de halkçı belediyeciliği ve devrimci kimliğiyle efsaneleşen unutulmaz Gültepe Belediye Başkanı Aydın Erten, ölümünün 26’ncı yılında, 16 Ağustos’ta Toros Mezarlığı’nda kabri başında anıldı. Anmaya İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetimi, YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, CHP eski vekilleri Alaattin Yüksel, Atilla Sertel, YENİ Parti Konak İlçe Başkanı Serkan Kalmaz, Karabağlar Meclis Üyesi Mehmet Türkbay da katıldı. Evet. Şimdi, Aydın Erten’in adı, Konak Belediyesi’nin Çınartepe’de düzenlediği yeşil alanda yaşıyor. Tepeden sadece İzmir Körfezi’ne bakmıyor, “arkadaşlarımız bize bakıyor”daki gibi ruhi, vicdani, siyasi, felsefi nazar altında tutuyor bizi. Biz biliyoruz, “Gültepe semti burası/ İzmir’e tepeden bakar/ Ama İzmir uzakta/ En az masallar kadar.” Masalı gerçek yapmak için; Aydın olunmalı, halkçı olunmalı! (İnönü ALPAT)

TERZİ FİKRİ'DEN, TERZİ MEHDİ'YE!
Şimdi de Fatsa’nın Terzi Fikri’sini gelin ‘Fırtınalı Denizin Yolcu’su Sedat Göçmen’den dinleyelim. “Yıl 1979'du. Memlekette kan gövdeyi götürüyor, tefecilik ve karaborsa almış başını gidiyor, halk her zamanki gibi yalnızca seçimden seçime sandığa giderken hatırlanıyordu. Ekim ayında Ordu'nun Fatsa ilçesinde görevli belediye başkanı yaşamını yitirince ara seçime gidildi. Seçimleri, terzilik yaparak geçimini sağlayan ve açıkça devrimci olduğunu söyleyen bağımsız aday Fikri Sönmez büyük bir farkla kazandı. Fikri Sönmez, halka tek bir vaatte bulundu ‘Fatsa'yı birlikte yöneteceğiz. Alınan her kararda söz ve yetki sahibi halk olacak!’ Öyle de oldu. Her siyasi görüşten Fatsalı, Halk komiteleri aracılığıyla şehrin yönetimine doğrudan katıldı. Belediye yönetimi, kasaya giren ve çıkan her kuruşun hesabını Fatsalılara verdi. Halk yığınları kendi kendisini yönetebildiğini görünce yanlışlara itiraz eder oldu, giderek ilçede tefecilik ve karaborsacılık sona erdi. Fatsa'da dokuz aylık dönemde Çamura Son Kampanyası'ndan, Halk Şenliğine kadar pek çok şey oldu. Ama en önemlisi çalışanlar, üretenler, kadınlar, gençler, çocuklar kendi hayatlarıyla ilgili söz sahibi olmaya başladı. Yine aynı dönemde ülke genelindeki çatışmalar ise Çorum'da alevi yurttaşlara yönelik katliamlarla hız kazanmıştı. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, ‘Çorum'u bırakın Fatsa'ya bakın’ diyerek sorunun adresini değiştirdi. Fatsa'da Adalet Partisi dahil tüm siyasi partilerin ilçe başkanları birleşerek ‘Biz burada huzur içinde yaşıyoruz’ diye açıklamada bulundu. Buna rağmen Temmuz ayında Fatsa'ya ‘Nokta Operasyonu’ yapıldı. Belediye Başkanı Fikri Sönmez'in de aralarında bulunduğu yüzlerce insan tutuklandı, işkenceden geçirildi. 12 Eylül darbesi Fatsa'ya iki ay erken gelmişti. Terzi Fikri bir devrimci olarak yaşadı ve beş yıl kaldığı cezaevinde bir devrimci olarak yaşamını yitirdi. Ölüsüne bile zulmettiler Fikri Sönmez’in. Salasını okutmadılar, namazını kıldırmadılar.”

HALKÇI EŞİTLİKÇİ BAŞKANLARIN SON TEMSİLCİSİ HAYATA VEDA ETTİ!
Bize; “bu dünyadan bu ülkeden böyle başkanlar da geçti” dedirten bir başka örnek de yine aynı yıllarda (1977-1980) Diyarbakır’da yaşanıyordu. 12 Eylül öncesinin son Diyarbakır Belediye Başkanı Silvanlı Terzi Ustası Mehdi Zana idi. Politikaya 1963 yılında Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nde başladı. Silvan ilçe başkanlığı yaptı. Leyla Zana ile evlendi. 12 Mart’tan sonra gözaltına alındı. O yılların soğuk koridorlarında, sorgu odalarında geçen zaman, onu yıpratmadı; aksine, inancını daha da pekiştirdi. 1974 affıyla dışarı çıktığında, yeniden memleketine döndü. 1977 yerel seçimlerinde bağımsız olarak girdiği yerel seçimde Diyarbakır Belediye Başkanı seçildi. O dönem, kentin en çalkantılı günleriydi. Başkanlık koltuğu, onun için bir makam değil, bir sorumluluktu. Halkın sesini duyurmaya çalıştı, yoksulluğun ve baskının gölgesinde kalanlara el uzattı. Mahmut Balpetek’in tanımına göre; ‘Terzi eli, bu kez kumaş değil, bir kentin kaderini dikiyordu’ adeta. Belediyenin kapısı vatandaşa sonuna kadar açılmıştı. ‘Burası sizin, gelin birlikte yönetelim’ diyordu. İşte bu yüzden 50 yıldır Diyarbakır’da adı hiç unutulmadı. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle görevden alındı. Darbe sonrası tutuklandı. Kesintili olarak toplam 16 yıl hapis yattı. Bir süre İsveç'te siyasi sığınmacı olarak yaşadıktan sonra 15 Ekim 2004'te Türkiye'ye geri döndü. İşte o halkın ‘Terzi Mehdi’si KOAH nedeniyle tedavi gördüğü Diyarbakır'daki hastane 29 Ağustos Cumartesi gecesi hayatını veda etti. O; Aydın Erten ve Terzi Fikri’den sonra, bir dönemin “halkçı eşitlikçi başkanlarının” yaşayan son temsilcisi idi.

BU ÜLKEDEN BÖYLE BELEDİYE BAŞKANLARI DA GEÇTİ!
Bazı insanlar vardır; bir kente başkanlık ederler ama görevleri sona erdikten, hatta hayata veda ettikten yıllar sonra bile o kentin hafızasında yaşamaya devam ederler. Çünkü onlar belediye başkanlığı yapmamış, bir “belediyecilik anlayışı” inşa etmişlerdir. Bugün yerel yönetimlerin ağır baskılar, operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar, görevden almalar ve kayyum tartışmaları arasında nefes almaya çalıştığı bir dönemde, geçmişe dönüp bakmak belki de hiç olmadığı kadar önemli. Çünkü bu ülke, bir zamanlar “Söz, yetki, karar halkındır” diyen belediye başkanları gördü. İzmir Gültepe'de Aydın Erten'i, Fatsa'da Terzi Fikri'yi, Diyarbakır'da ise Terzi Mehdi'yi…
