Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 6 Mart 2025 tarihinde yayımladığı raporuna göre, Türkiye’de 2024 yılı itibarıyla ülkemizin nüfusunun yüzde 49,98’ini kadınlar oluşturuyor. Peki, eğitimden iş hayatına, siyasetten yöneticiliğe kadar her alanda kadınlar eşit şekilde temsil ediliyor mu? Raporun detayları oldukça manidar.
Eğitim alanında ortalama 9,3 yıllık bir eğitim süresi söz konusu. Bu eğitim süresi kadınlarda 8,6 yıl iken erkeklerde 10,1 yıla çıkıyor. Yine nüfusun yüzde 24’ü yükseköğretim mezunu. Bu oran kadınlarda yüzde 22,7 iken erkeklerde yüzde 26,2 oluyor. Eğitim alanında kadınların daha fazla yer aldığı alanlar olmakla birlikte genel olarak erkeklerin bir avantaja sahip olduğu söylenebilir.
Kadın büyükelçi oranı yüzde 26,9, kadın milletvekili oranı yüzde 19,9, kadın profesörlerin oranı yüzde 34,6, üst ve orta düzey yöneticilerde kadınların oranı yüzde 20,6; borsa İstanbul’daki en büyük 50 şirketin yönetim kurullarında kadınlar yüzde 19,4’lük bir orana sahip. Yukarıdan baktığımızda, iş gücünde varlık gösteren kadınlar çok fazla gibi değil. Daha iyi bir görünüme sahip değil.
İstatistikler iş hayatına geldiğimizde cinsiyet eşitsizliği daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. TÜİK’in 2023 yılı Hanehalkı İşgücü Araştırması’nda toplam iş gücüne katılım oranının yüzde 53,3 olduğu tespit edildi. İşgücüne katılım oranı erkeklerde yüzde 71,2 iken kadınlarda bu oran yüzde 35,8’de kalıyor. İş hayatına giren kadınların sayısı erkeklerin yarısı kadar.
Eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne katılan kadın oranı artıyor. Lise mezunu kadınlarda bu oran yüzde 45 iken yükseköğretim mezunlarında oran yüzde 68,9 oluyor. Toplam istihdam oranı yüzde 48,3 olurken kadınlarda bu oran yüzde 31,3’e düşüyor. Çalışan kadınlar aynı işi yapan erkeklerden daha az ücret alıyor. Lise mezunu kadınlarda ücret farkı yüzde 16,7 iken yükseköğretim mezunu kadınlarda bu fark yüzde 17,4’e çıkıyor.
Kadınlar ekonomik hayata yeteri kadar katılmadığında gelişmiş her ülke için olumsuzluk söz konusu oluyor. Hem kendi gelirini sağlama hem ekonomik kalkınma açısından cinsiyet eşitliği önemli bir kriter. Raporda buna dikkat çekiliyor. İyi analiz edildiğinde net olarak anlaşılması gereken şey şöyle: Türkiye dünya üzerinde yüzde 50’lik bir cinsiyet uçurumuyla karşılaşıyor.
Raporda küresel ölçekte de durum analiz ediliyor. Rapora göre dünyanın büyük çoğunluğunda cinsiyet eşitliği sağlanamıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun yayımladığı rapora göre dünyada kadın-erkek eşitliğine ulaşmak için yaklaşık 134 yıl geçmesi gerekiyor.
Raporda Türkiye’nin durumu da belirtiliyor. Türkiye dünya sıralamasında 146 ülke arasında 127. sırada yer alıyor. Eğitim, sağlık ve siyasi alanda iyileşmeler görülürken Türkiye’nin en zayıf olduğu alan kadınların ekonomiye katılımı ve eşitlik.
Dünya Bankası’nın yayımladığı raporda ise kısa sürede ekonomik eşitsizliğin yok edilmesi halinde kişi başı milli gelirde yüzde 20’ye varan artış olabileceği belirtiliyor.
2023 yılında Küresel seviyede kadın nüfusu içinde kadınıların iş gücüne katılım oranının ortalaması yüzde 49. En yüksek katılım Madagaskar’da yüzde 82,6 iken en düşük katılım Yemen’de yüzde 4,9. Türkiye’de kadınların iş gücüne katılım oranı ise yüzde 35,8. Kadınların iş hayatına daha az katılması sosyal ve ekonomik sebeplere bağlanabilir.
Türk kadınının iş hayatına katılmasını engelleyen unsurlar arasında beceri eksiklikleri, sosyal ağlara erişim zorluğu, zaman kısıtları, toplumsal roller ve cinsiyetçi tutumlar ön plana çıkıyor. Bunların yanı sıra işe alım ve terfi süreçlerinde yaşanan ayrımcılık da iş gücüne katılımını engelliyor.
Bugün içinde bulunduğumuz yılın öncesinde ve içinde Türk kadını iş hayatına daha fazla katılması için çeşitli çalışmalar yapılıyor. Hem ulusal hem uluslararası çok sayıda rapor özellikle kadının çalışma hayatına katılımıyla ilgili derinleşmiş sorunları ortaya çıkarıyor. Sağlıklı çözümler için şunları belirtmek gerekir:
Kadınların ekonomiden siyasete her alanda daha fazla yer alması sadece bir eşitlik meselesi değil kalkınma meselesi de. Kadınlar nüfusun yarısını oluşturuyor. Kadının potansiyelinden yoksun bir toplum gerçek anlamda gelişmiyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:
“Dünyada her şey kadının eseridir.”
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.