Denizli’de 9 Mart sabahı kısa ama güçlü bir sarsıntıyla güne başladı. Merkezi Buldan olan deprem birçok ilçede hissedildi. Bazı insanlar uykudan sıçrayarak kalktı, bazıları panikle sokağa çıktı, bazıları ise birkaç saniye ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ancak sarsıntı çok kısa sürdü. İnsanların içinde bıraktığı duygu ise birkaç saniyeden çok daha uzun sürüyor.
Biz bu coğrafyada depreme yabancı değiliz. Ege Bölgesi bereketli toprakları ile bilinir ama aynı zamanda diri fayların üzerinde durur. Bunu biliyoruz, fakat çoğu zaman unutmayı tercih ediyoruz.
Depremin ardından Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan yaptığı değerlendirmede önemli bir noktaya dikkat çekti. Buldan’daki sarsıntının büyük ölçüde sönümlenmeye başladığını, artçıların bir süre daha devam edebileceğini söyledi. Ancak asıl mesajı daha önemliydi: Sarsıntılar birer uyarı niteliğinde. Çünkü Denizli’nin bulunduğu bölge, Büyük Menderes Fayı ve Gediz Fayı gibi aktif fay sistemlerinin etkisi altında. Yani deprem bu toprakların yabancısı değil.
Aslında mesele deprem değil. Mesele bizim depremle olan ilişkimizi nasıl kurduğumuz.
Her sarsıntıdan sonra aynı cümleleri kuruyoruz.
“Geçmiş olsun.”
“Çok şükür büyük bir şey olmadı.”
“Allah beterinden korusun.”
Sonra hayat kaldığı yerden devam ediyor. Oysa deprem sadece korkulacak bir doğa olayı değil, aynı zamanda hazırlıklı olunması gereken bir gerçek. Sağlam yapılaşma, doğru şehir planlaması ve bilinçli toplum… Deprem gerçeğiyle yaşayan ülkelerin yıllardır söylediği şey aslında çok basit: Hazırlıklı olmak.
Türkiye yakın geçmişte bunun ne kadar hayati olduğunu acı şekilde gördü. Özellikle 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri, depremle yüzleşmenin ne kadar geciktiğini hepimize gösterdi.
Buldan’daki sarsıntının büyük bir yıkım getirmedi. Belki de en büyük şans buydu. Ama bazen küçük sarsıntılar büyük sorular sorar.
Deprem anında panik çoğu zaman en büyük tehlike olur. İlk refleks olarak telefona sarılmak ya da panikle merdivenlere koşmak doğru değildir. Deprem anında yapılması gerekenler daha çok sakin kalmak ve yerde güvenli bir noktaya doğru hareket etmek. Sağlam masa yanına çömelmek, başımızı ve boynumuzu korumak, camlardan uzak durmak çoğu zaman hayat kurtarır.
Bazen küçük sarsıntılar büyük sorular bırakır geride.
Biz gerçekten hazır mıyız?
Yoksa yine birkaç gün konuşup unutacak mıyız?