Bugün 19 Şubat… Ve bu akşam, ilk iftarın heyecanını yaşayacağız.

Ramazan’ın ilk günü her zaman başka olur. Takvimde sıradan bir tarih gibi görünür ama kalpte bir kapı aralar. Sanki içimizde uzun zamandır kapalı duran bir pencere usulca açılır da içeri serin bir rüzgâr dolar. O rüzgârın adı huzurdur.

Ramazan sadece aç kalmak değildir. Açlığı bahane edip kalbi doyurmaktır. Gün boyu susuzluğun içimizde yankılanan sessizliği, aslında ruhun sesini daha net duymamız içindir. İnsan en çok sustuğunda kendini işitir. En çok yavaşladığında fark eder.

İlk günün heyecanı çocukluk gibidir. İftar saatine bakıp dakikaları saymak, ezanı beklerken sofraya ilişen o derin sessizlik… Sofrada belki hurma vardır, belki sadece bir bardak su. Ama asıl olan niyettir. Çünkü o ilk yudum, sadece bedeni değil, kalbi de serinletir.

Ramazan biraz da toparlanmaktır. Dağılmış iç dünyamızı yeniden düzene koymak… Kırdıklarımızı hatırlamak, affetmeyi öğrenmek, yükleri hafifletmek… Kalbin tozunu almak…

Bu akşam ilk iftar açılırken, sadece oruç değil, umut da açılacak. Dualar biraz daha içten, bakışlar biraz daha yumuşak olacak. Belki sofralar kalabalık olmayacak ama gönüller genişleyecek.

Ramazan’ın ilk günü insana şunu hatırlatır:

Eksik değiliz. Yorgun olabiliriz ama tükenmiş değiliz. İçimizde hâlâ iyilik var. Hâlâ merhamet var. Hâlâ yeniden başlama gücü var.

Bugün 19 Şubat.

Ve bu akşam, ilk iftarla birlikte sadece bir ay başlamıyor. Belki de içimizde yeni bir sayfa açılıyor.

Huzurun, sabrın ve şükrün ayı mübarek olsun.