Bayramın üzerinden henüz birkaç gün geçti. Evlerdeki tatlı telaş yerini olağan ritmine bıraktı, baklavalar yenildi, şekerlerindibi göründü. Şimdi, kahvemizi yudumlarken sorma zamanı: Bu bayram bize ne bıraktı?
Her bayram dönemi dilimize pelesenk olan bir cümle vardır: "Nerede o eski bayramlar!" Çocukluğumuzun bayramlarını, kapı kapı gezip topladığımız harçlıkları, şehirden gelen akrabalarımız heyecanını , bayrama alınan yeni kıyafetlerimizi özlüyoruz. Ama belki de asıl mesele bayramların değişmesi değil, bizim değişmemizdir. Eskiden bayramlar "bir araya gelme" vesilesiydi; şimdilerde ise daha çok "şehrin gürültüsünden kaçma" ve dinlenme fırsatı olarak görülüyor.
Telefonların uçak moduna alınamadığı, bayram mesajlarının bile "toplu mesaj" kolaycılığına kaçtığı bir çağda yaşıyoruz. Göz göze bakarak kurulan sofraların yerini, ekran başında kaydırılan sosyal medya akışları alıyor.
Hatırlayalım; bayramı bayram yapan şey sadece tatil takvimi değildi. Onu özel aynı sofrada buluşmak, hatırlamak ve hatırlanmak idi
Şimdi önümüzde normalleşen bir hayat var. Dileğim, bayramın bize hatırlattığı o nezaketi, sabrı ve paylaşmayı sadece yılın birkaç gününe sıkıştırmayıp, kalan günlere de yayabilmemiz.
Çünkü dünya, birbirini gerçekten dinleyen ve önemseyen insanlarla güzelleşiyor. Bir sonraki bayrama kadar, bu hissi cebimizde saklamak dileğiyle...