Tarihler bazen geçmişin yaşanmışlıklarının ötesinde, bir milletin kaderini ve direncini anlatır. Bir milletin neye inandığını, nelerden vazgeçmediğini gösterir bize. Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü, aslında bize bir zaferden çok daha fazlasını yansıtır. Bir milletin imkânsız denileni nasıl başardığının tarihidir.
Çanakkale Savaşı, kazanılan bir mücadelenin de ötesinde, yokluklar içinde geri adım atmayan bir iradeyi yansıtır. Cephanenin tükendiği yerde, inançla güçlenen bir milletin yükselişidir.
Zafer, "biz" olabilen bir milletin omuzlarında yükselmiştir. Henüz bıyığı terlememiş gençler, arkasında vedalaşacak kimseyi bulmayanlarla cepheden bir ses yükselmiştir: “Vatan sağ olsun."
Aradan uzun yıllar geçse de ilk günkü gibi taze olan zaferin sesleri bugün yankılanır. Unutulmadıkça büyüyen ve hatırladığımızda hâlâ kalbimizde coşkuyla yükselen bir hafızadır. 18 Mart, sadece hatırlamakla kalmayıp, aynı coşku, azim ve iradeyle bir milletin, aynı dirayetle güçlü durabildiğini kavrayabilmektir.
Yüzyıllarda geçse de Çanakkale’nin gür sesi hafızalarda ve kalplerde duyulmaya devam edecektir. Çünkü zafer, unutulmadıkça büyüyerek geleceğe aktarılır. Her nesilin kalbinde aynı anlamı bulur. Çünkü Çanakkale Zaferi bugünümüze ışık tutan bir rehberdir.
18 Mart'ın ruhunu ne kadar iyi kavrayıp yaşatabilirsek, geleceğe dair pusulamız olmaya devam edecektir. Zor zamanlarda nasıl ayakta kalacağımızı ve farklılıklarımızla biz olabileceğimizin en önemli yansımasıdır. Vatanımıza sahip çıkarak, bilimde, sanatta, eğitimde, üretim ve ekonomide ülkemiz için çok çalışmak atalarımıza olan borcumuzdur.
Geçmişten geleceğe aydınlık bir şekilde yol alacak ve millet olma bilinciyle hareket etmenin önemiyle yürümeye devam edeceğiz.
Bu anlamlı günde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü kutlu olsun.