Denizli, semt pazarlarıyla yaşayan bir şehir… Her mahallede bir pazar, her pazarda tanıdık yüzler…
Köyünden sabahın köründe çıkan Ayşe teyze fasulyesini dizer tezgâha, Mehmet amca kavununu tartar. Pazar dediğin yer sadece alışveriş yapılan bir alan değildi; selamın, hal hatırın, samimiyetin dolaştığı bir yerdi. İnsanın cebinden önce kalbine dokunurdu.
Peki bugün Denizli’nin herhangi bir semt pazarında manzara ne? Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haber içime oturdu. Bir vatandaşın pazar torbası ortalama 1300 liraya doluyordu. Bir an durup düşündüm. Bu rakam sadece bir haber detayı değil; bu, bir ailenin haftalık hayata tutunma çabasının fotoğrafıydı. Asgari ücretlinin, emeklinin, “bu ay nasıl çıkacağız” diye hesap yapan annenin sessiz çığlığıydı.
Domates tezgâhına yaklaşmak cesaret istiyor. Biber artık lüks rafında. Meyve mi? Çocuklara “tadımlık”. Eskiden “kilosu ne kadar?” diye sorardık. Şimdi utanarak, sesimizi kısarak soruyoruz: “Abi… şuradan iki tane verir misin?”
Bu sadece ekonomik bir daralma değil. Bu, insanın emeğiyle hayat arasında kurduğu bağın kopuşu… Çalışıyorsun, çabalıyorsun, elinden geleni yapıyorsun. Ama pazar tezgâhının önünde durduğunda, bir haftalık emeğinin iki poşete sığdığını görüyorsun. İşte o an bir şey kırılıyor insanın içinde. Yaşadığı hayatla, ona biçilen değer arasındaki mesafe tokat gibi yüzüne çarpıyor. Bu yük sadece vatandaşın omuzlarında değil. Esnaf da yorgun… Ürettiğinin maliyeti artıyor, sattığı fiyat vicdanını sızlatıyor. Kimse kimseye kızamıyor artık. Çünkü herkes biliyor: Aynı gemideyiz. Ve o gemi artık sadece su almıyor… Batıyor.
Eğer bugün bir pazar torbası asgari ücretin büyük bir kısmını yutuyorsa, burada yalnızca fiyatları konuşmak yetmez. Burada insana verilen değeri sorgulamak gerekir. Çünkü pazar yerleri bir şehrin aynasıdır. O aynaya baktığımızda gördüğümüz şey bolluk değilse, huzur değilse, umut değilse… Durup düşünmek zorundayız.
Pazar yerlerinden gelen seslere kulak vermeliyiz. Çünkü o sesler sadece “ucuzluk” talebi değil; insanca yaşama isteğidir.
Ve bu gemi, kurtarılmayı bekliyor.
Kalın Sağlıcakla…