14 Eylül tarihinde çalacak ilk ders ziliyle birlikte 2026-2027 Eğitim-Öğretim dönemi başlayacak. Velilerin ve öğrencilerin tatlı telaşı, okul hazırlıkları şimdiden başladı. Milli Eğitim Bakanlığı da yeni döneme ilişkin genelgesini ise yayınladı. Genelgede benim en çok dikkatimi çeken ve yüreğime dokunan kısım ise dijital bağımlılıkla ilgili bölüm oldu.
Son yıllarda hayatımızın tam merkezine yerleşen bu mesele, gerçekten de çağımızın en büyük sınavlarından biri. Yediden yetmişe herkesin elinde bir ekran, adeta dijital bir dünyaya hapsolmuş durumdayız. En acısı da gözümüzden sakındığımız çocukların ellerinden telefonu hiç düşürmemesi... Gelişen çağda evlatlarımızın sınırsız bir dünyada her türlü bilgiye erişebilmesi, maalesef kimi zaman telafisi imkansız acıları da beraberinde getiriyor.
Bunun en somut ve yürek yakan örneğini, geçtiğimiz dönemlerde Kahramanmaraş’ta bir okulda yaşadık. Biri öğretmen olmak üzere toplam 9 evladımızı kaybettiğimiz o silahlı saldırı hala hafızalarımızda taze. Dijital bağımlısı olduğu iddia edilen saldırganın, internet üzerinden aldığı talimatlarla bu vahşeti gerçekleştirmesi; ekranların arkasındaki tehlikenin ne kadar büyüdüğünü ve artık hayati bir sorun hâline geldiğini gözler önüne serdi.
Tam da bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı yeni dönem için son derece kıymetli bir karar aldı. Yeni dönemde okullarda, dijital bağımlı olduğu düşünülen çocukların bu kıskaçtan kurtarılması adına farkındalık eğitimleri düzenlenecek. Bir diğer önemli adım ise sınıflarla ilgili, öğrencilerin sınıflara cep telefonuyla girmeleri tamamen yasaklanacak. Üstelik bu kural sadece öğrenciler için değil, öğretmenler de sınıflara cep telefonu getiremeyecek.
Eğitimin sadece ders notlarından ibaret olmadığını, evlatlarımızın ruhunu ve zihnini korumanın her şeyden önce geldiğini hatırlatan bu adımları çok değerli buluyorum. Umarım geleceğimiz olan çocuklarımızı bu sessiz bağımlılıktan hep birlikte kurtarırız.