Şöyle bir durup arkama yaslandığımda, ekranlarda akıp giden haberlerin ne kadar ağır bir gerçeği yüzümüze sunduğunu görüyorum.

Sabah çayını içerken okuduğumuz satırlar, akşam evlerimize konuk olan haber bültenleri artık birer olaydan çok öte, kapımızı çalan, çoğumuza ateşi kadar yakın bir tehdit. Son yıllarda artan narkotik operasyonları, magazin sayfalarını süsleyen ünlü isimlerin adının karıştığı olaylar... Bunlar sadece göz önündeki ışıltılı hayatların gölgeleri değil, evlerimizin içine kadar sızan sessiz bir felaketin habercisi olarak görüyorum.

Bir kadın, bir anne olarak, yüreğim sızlayarak söylüyorum, çocuklarımız büyük bir tehlike altında.

Madde bağımlılığı, ne yazık ki artık sadece bizim coğrafyamızın değil, tüm dünyanın ortak kanayan yarası. İnsanlığın ortak sessiz çığlığı… Dünyanın dört bir yanında annelerin gözyaşları bu illetten dolayı akıyor. Her yerde adeta zehir pusuya yatmış durumda ve gençlerimizi zehirlemek için bekliyor.

Devletlerimizin, emniyet güçlerimizin bu illetle mücadele etmek için gece gündüz demeden gerçekleştirdiği narkotik operasyonlarını sonuna kadar destekliyorum. Yapılan her baskın, yakalanan her zehir taciri, bir çocuğun yarınlarına bir can simididir. Ancak biliyoruz ki, sadece kolluk kuvvetlerinin gayretiyle, sadece hapishanelerle bu savaş sürmez. Bu illet küresel bir felakettir ve çözümü de küresel bir vicdan ittifakından geçer. Tüm dünya devletlerinin aralarındaki siyasi sınırları, çıkarları bir kenara bırakarak bu ortak düşmana karşı birleşmesi, istihbaratını, yüreğini ve çaresini ortaya koyması gerekiyor. Aksi takdirde geleceğimiz olan çocuklarımızı kaybetmekle karşı karşıya kalacağız.