Bu gece ilk sahura kalkacağız. Evlerde hafif bir telaş, mutfaklarda tatlı bir hazırlık, saatler kurulmuş… Ramazan yine kalplerimize usulca dokunmaya geliyor.
Ramazan sadece oruç ayı değildir; sabrın, paylaşmanın ve kendini yeniden inşa etmenin ayıdır. Gün boyu aç kalmak değil, gönlü tok tutabilmektir asıl mesele. Dilimizi tutmak, kalbimizi yumuşatmak, kırdıklarımızı onarmaktır.
Sahur vakti ayrı bir huzurdur. Şehrin sessizliğinde yanan tek tük ışıklar, mutfaktan gelen çay kokusu, uykulu gözlerle edilen ilk dualar… O sofrada sadece yemek değil, niyet vardır. Bir ay boyunca kendimizi terbiye etme sözü vardır.
İftar saatine doğru artan heyecan ise çocukluğumuzdan miras bir sevinçtir. Dakikalar ağır ağır ilerlerken sofrada bir bardak suyun kıymeti büyür. İlk yudumda şükür vardır. İlk lokmada kanaat…
Ramazan; komşuyu hatırlamaktır. Kapısını çalmadığımız yaşlı teyzeyi, halini sormadığımız akrabayı, gönlünü almadığımız dostu yeniden hatırlamaktır. Paylaştıkça çoğalan bir berekettir bu ay. Bir tas çorba bölündükçe azalmaz; tam tersine çoğalır.
Bu ay biraz yavaşlayalım. Kırgınlıkları, dargınlıkları bir kenara bırakalım. Bir ayın sonunda daha sabırlı, daha merhametli, daha güçlü bir insan olabilmek için…
Hoş geldin Ramazan.
Evlerimize huzur, sofralarımıza bereket, gönüllerimize ferahlık getir.
