Yılın en sihirli, bir o kadar da hüzünlü günlerine, son viraja girdik. Yaprak dökümüyle başlayan kış mevsimi, takvimler bize amansız bir gerçeği fısıldıyor. 2026’nın defterini kapatmaya, 2027’nin beyaz sayfasına merhabaya sadece bir ay kaldı.

Zaman durmaksızın akıp gidiyor. Her Aralık ayında olduğu gibi bugünlerde de içimizde tarifsiz bir hüküm sürer. Bir yandan geride bıraktığımız yılın acı-tatlı muhasebesini yapar, “Yine bir yılı devirdik” diyerek derin bir “Ah” çekeriz. Diğer yandan o inatçı ve asil insan ruhunun vazgeçilmezi olan yeni umutlara sarılırız. Çünkü insan, umutla var olur.

Peki, yeni yıl denince bu coğrafyada zihnimizde canlanan o ilk ve meşhur tablo nedir? Maalesef hayal kurmanın o masum coşkusunu, kapıda bekleyen o acımasız gerçeklik gölgeler, zamlar. Takvim yaprakları değişirken, sanki görünmez bir el tüm etiketleri, faturaları, hayat pahalılığını yeniden günceller. “Yeni yıl, yeni umutlar” derken dilimiz, ardı arkasına gelen zam haberleriyle aklımıza kazınır. Akaryakıttan ekmeğe, sudan elektriğe, ulaşım tarifelerinden vergilemelere kadar her kaleme yansıyan o oylumlu artışlar, yeni yılın ezgisine maalesef hep bir uyumsuzluk, hep bir kaygı notası ekler.

Neyse bu üzücü konuları bir kenara bırakalım, evet, 2027 kapıda. Güzelliğiyle, getireceği sağlık ve huzur dilekleriyle gelsin başımızın üstünde yeri var. Yeni yılınız, cüzdanınızdan çok yüreğinizin zengin olduğu, huzur dolu bir yıl olsun.